Kutsal miras
Vatan, yalnızca üzerinde hayat idame edilen bir toprak parçasından ibaret değildir. Uğruna büyük bedeller ödenmiş, bir milletin hatıralarıyla yoğrulmuş, kuşaktan kuşağa emanet edilmiş bir yurttur.
Türk milletinin vatan fikriyatı yüzyılların ötesinde kök salmıştır. Anadolu’dan çok daha eskidir. Altaylar'dan Ötüken’e, Orhun'dan Anadolu’ya uzanan serüven; Türk milletinin istikametini taşıdığı yolculuktur. Türk'ün karakteri, gittiği yere yalnızca çadırını taşımamıştır; devletini, hukukunu, dilini ve kültürünü de taşımıştır.
Türk'ün vatanı, "sahip olunan yer" değil, "sahip çıkılan yeri ve değeri"dir. Anadolu’nun Türk yurdu hâline gelişinin yolunu açan uzun sürecin kırılma noktası Malazgirt'tir. İstanbul şehrinin fethi ise Türk yurdunda kalıcı olmanın nişanesi, yeni bir merkezi olmuştur.
Yüzyıllar sonrasında Türk milletinin vatan fikri Çanakkale’de yeniden anlam kazanır: Vatan, gerektiğinde insanın en zor zamanında hayatını bütünüyle ortaya koyduğu, gözünü karartıp her şeyinden vazgeçtiği mukaddes emanet olmuştur.
Kurtuluş Savaşı'nda vatan anlayışı ve duygusu en yalın haliyle şu cümle ile özetlendi: "Toprak kaybedilirse sadece toprak kaybedilmez; bir ulusun bağımsızlığı, hafızası ve yarınları da yok olur."
Tarihimizde vatan için kavga verenlerin müşterek bir gizemi, sırrı şuydu: O Türkler sadece kendi döneminin savunucuları değildi; kendilerinden sonra gelecek nesillerin bağımsız, özgür yaşayabilme hakkını ve yarınlarını da savunucusuydular. Savunmakla da kalmayıp kavgasını, savaşını, mücadelesini verdiler.
Vatan sevgisini yalnızca yüksek sesle söylenen sözlerde aramak basitlik, eksikliktir. Zira vatanını sevmek, vatan toprağına basmaktan evvel onun değerlerini yaşatmak ve yeni nesillere aktarmaktır. Devleti kavi kılmak, adaleti ve hakkaniyeti muhafaza etmek, lisanı yaşatmak, eğitimi yüceltmek, üretmek, emek vermek, çalışmak ve emanet edilene ihanet etmemektir. İnancımız, "vatan sevgisi imandandır." demedi mi?
Unutmamak gerekir ki; vatan, miras alınan değil; her yeni nesile yeniden bırakılan, her yeni neslin hak ettiği bir emanettir.
Türk milletinin en çarpıcı gerçeği şudur: Millet vatanını kaybettiğinde aslında toprağını değil, yarınlarını kaybeder. Onu koruduğunda, muhafaza ettiğinde ise sadece toprağını değil, tarihini, kimliğini, karakterini, hafızasını ve yarınlarını korur.
Türk tarihinin binlerce yıllık yürüyüşünden geriye kalan en güçlü cümlelerden biri şudur: Millet toprağa ruhunu verdiğinde; o toprak vatan olur. İşte o vatan; uğrunda fedakârlık yapanların, bilinçli nesillerin, köklerine bağlı olanların, karakterli milletin omuzlarında kutsal emanet olarak geleceğe taşınan hayat pınarıdır.