Koro hâlinde susmak
Birörnek insanlar topluluğudur koro. Kırk insan tek kişi gibidir ve hepsinin gözü şefin hareketlerindedir. Komutla ağızlarını açar, komutla suspus olurlar.
Dionysos hazretleri için şarkılar söyleyip gösteri yapan bir koro vardı çok eskiden. 2.600 yıl kadar önce Thespis korodan ayrılıp koronun karşısına geçerek sahnede diyaloğu başlattı. Farklı bir ses güzelliktir. Konu şudur ki konuşmak için oturup hepimiz aynı şeyi söylediğimizde bunun adı diyalog değil, monologdur.
Koro, kendisine verilen metni okur hep aynı tonda. "Beceriksiz, çapsız, güvenilmez, hadsiz..." der bir "önemli" adama. Sonra koşullar değişir, "kemal"e erilir, hep bir ağızdan başka bir şarkıya başlanır aynı kişi için: "Sağduyulu, dürüst, nezaketli..."
Sokağa çıkma yasağı son dakikada ilan edilince insanlar marketlere koşmuştu. Bir kasadaki kalabalığın arasında bekleyen bir adamın görüntüsü paylaşıldı: Bir adet sandviç-kek alıp kuyruğa girmişti adam. Koro derhal alaycı sözlerle şakımaya başladı. Sonra adamın aslında yoksul olduğu söylendi. Koro ilahiye geçiş yaptı. Sonra adamın varsıl olduğu söylendi ve koro satirik şarkılarına geri döndü. Birey olamamanın, özgürce düşünüp hareket edememenin simgesidir koro.
Suçlu olması gerektiği düşünülen insana koro hâlinde saldırılır. Yalan haberlere yalan manşetler hep bir ağızdan atılır. "Cambaza bak!" şarkısı sık sık hep birlikte terennüm edilir. Konuşulması istenmeyen konular da "koro hâlinde susulur" (Ş. Erbaş).
Biz de sözü koroya bırakalım şimdi:
"Ne güzel bak uçuyoruz, keyfimiz o biçim
Ne istersek oluyor, para pul mevki makam
Sizde hep aynı terane: adalet, liyakat, geçim
Parmak boyası, mühürlü pusula, ille de seçim..."