Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, Başakşehir karşılaşmasının ardından yaptığı açıklamalarla yine gündeme geldi.
Trabzonspor’un 2-1 kazandığı maçın ardından karşılaşmayı değerlendiren Tekke, basın mensuplarının sorularına verdiği bazı cevaplarla dikkat çekti. Açıkçası bazı ifadeleri gereğinden fazla uzattığını ve zaman zaman kendi üzerine gereksiz bir yük aldığını düşünüyoruz.
Şunu en başta söylemek lazım…
Fatih Tekke, göreve geldiği günden bu yana Trabzonspor için ciddi bir mesai ortaya koyuyor. Kulüpte geçirdiği zaman, takımın başındaki çalışkanlığı ve Trabzonspor’un başarısı için gösterdiği gayret ortada. İyi niyetinden, Trabzonspor sevgisinden ve işine olan bağlılığından kimsenin şüphesi yok.
Zaten Fatih Hoca’yı farklı kılan taraflarından biri de dobra olması.
Ancak dobra olmakla, her düşünceyi olduğu şekliyle uzun uzun anlatmak arasında da ince bir çizgi var.
Fatih Hoca zaman zaman o çizgiyi aşıyor.
Başakşehir maçı sonrası yaptığı açıklamalarda da bunu gördük. Özellikle “kovulabilirim” gibi ifadeler, bir teknik direktörün ağzından çıkınca ister istemez farklı anlamlara çekilebiliyor.
Elbette futbolda teknik direktörlerin görevleri tartışılır, sözleşmeler sona erer, yollar ayrılır. Bunda olağanüstü bir durum yok.
Ama “kovulmak” kelimesi Trabzonspor Teknik Direktörü için çok “şık” durmuyor.

Aynı düşünce, “görevimiz ve sözleşmemiz kulübün takdirindedir” gibi daha resmi ve sakin bir ifadeyle de anlatılabilir.
Aslında mesele tam olarak burada.
Fatih Hoca’nın söylediklerinde çoğu zaman kötü niyet yok. Hatta tam tersine, samimiyet var. Fakat bazen samimiyetin dozu yükselince anlatılmak istenen asıl mesele geride kalıyor.
Basın toplantıları da bunun için önemli.
Teknik direktör, gazetecilerin her sorusuna uzun uzun cevap vermek zorunda değil. Beğenmediği bir soruyu kısa geçebilir, konuyu değiştirebilir veya “bu konuda konuşmak istemiyorum” diyebilir.
Bazen iki cümle, on dakikalık açıklamadan çok daha fazla şey anlatır.
Fatih Tekke’nin zaman zaman basın toplantılarında oluşturduğu hava ise biraz farklı. Sanki karşısında gazetecilerden çok, yıllardır tanıdığı insanlarla oturup sohbet ediyor gibi…
Bu samimiyet güzel.
Ama Trabzonspor Teknik Direktörlüğü gibi ağır bir makamda, o samimiyetin yanında biraz da mesafe gerekiyor.
Türkiye’de birçok teknik adam ciddi sorunlar yaşıyor. Baskı altında kalıyor, eleştiriliyor, kötü sonuçlarla karşılaşıyor. Fakat açıklamalarında kelimelerini daha dikkatli seçiyorlar.
Fatih Hoca’nın da bunu yapabileceğine inanıyoruz.
Burada kendisine “yalan söyle, yanlış konuş” demiyoruz.
Tam tersine, düşündüğünü söylemeye devam etsin.
Ama her düşünüleni söylemek de zorunlu değil.
Bazen politik bir cevap vermek, bazen konuyu fazla büyütmemek, bazen de birkaç kelimeyle geçmek gerekir. Çünkü Trabzonspor’un teknik direktörü olarak söylediğiniz her söz, normal bir futbol insanının söylediği sözden daha fazla karşılık buluyor.
Fatih Tekke’yi seviyoruz.
Trabzonspor için yaptıklarını da görüyoruz.
Çalışkanlığını, gayretini ve takım üzerindeki emeğini de…
Ama insan bazen yaptığı güzel işleri birkaç gereksiz cümleyle gölgeleyebiliyor.
Bizimki de tam olarak böyle bir uyarı.
Fatih Hoca, biraz daha az konuşsa belki daha çok şey anlatacak.
Çünkü sahada ortaya koyduğu mücadele, zaten kendisini anlatmaya yetiyor.