Trabzon'da dün dikkat çeken bir yürüyüş vardı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na destek amacıyla, tutukluluğunun 500. günü dolayısıyla düzenlenen yürüyüşte; belediye başkanları, parti yöneticileri ve partililer bir araya geldi. Trabzonlu tutuklu belediye başkanları Ekrem İmamoğlu, Mehmet Murat Çalık ve Hüseyin Akgün'ün posterleri taşındı.
Ancak yürüyüşün ardından akıllarda kalan, verilen mesajdan çok katılımın düşüklüğü oldu.
Şimdi kimse alınmasın ama şu soruyu sormak gerekiyor...
Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılıp yeni bir siyasi hareket başlatıyorsunuz. Yeni bir isim, yeni bir yönetim, yeni bir heyecan iddiasıyla toplumun karşısına çıkıyorsunuz. Üstelik ilk büyük organizasyonunuzu böylesine anlamlı bir günde gerçekleştiriyorsunuz.
Peki sonuç?
"500. günde, 500 kişiyi bile bir araya getiremeyen bir tablo..."
Bu tablo üzerinde durulması gerekmiyor mu?
Kimseyi eleştirmek için değil...
Tam aksine, yeni yönetimin önce kendisini sorgulaması gerekiyor.
"Nerede eksik yapıldı?"
"Neden beklenen ilgi oluşmadı?"
"Neden insanlar bu yürüyüşü sahiplenmedi?"
İlçe başkanları vardı...
Ancak ilçelerden beklenen katılımın gelmediği de dikkatlerden kaçmadı.
Ortahisar Belediyesi'nin yönetimi bu siyasi anlayışta olmasına rağmen, belediyeye oy veren insanların önemli bir bölümünün yürüyüşte yer almaması da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.
Demek ki sadece çağrı yapmak yetmiyor.
İnsanlara heyecan verebilmek, onları bu davanın bir parçası hissettirebilmek gerekiyor.
Bugün ortaya çıkan tablo ise bunun henüz başarılamadığını gösteriyor.
Yüründü...
Klasik açıklamalar yapıldı...
Sonra da kalabalık sessizce dağıldı.
Siyaset artık sadece yürüyüş yapmakla ya da basın açıklaması düzenlemekle karşılık bulmuyor.
Topluma dokunabilmek...
İnsanları ortak bir hedef etrafında buluşturabilmek...
Asıl başarı artık burada gizli.
Ne yazık ki Trabzon'daki yeni parti yönetimi, İBB soruşturma sürecinin başladığı günden bu yana beklenen siyasi enerjiyi ortaya koyabilmiş değil.
Üstelik görünen o ki bu enerji her geçen gün biraz daha azalıyor.
Belki de bugün sorulması gereken en önemli soru şu:
"Sorun vatandaşta mı?"
"Yoksa vatandaşı heyecanlandıramayan siyasi anlayışta mı?"
Bazen en ağır eleştiri dışarıdan gelmez.
Aynaya bakınca görülür.
Belki de yeni parti yönetiminin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur.
Çünkü yeni olan sadece partinin adı olmamalı.
Heyecanı da, organizasyonu da, siyaset dili de gerçekten yeni olmalı.
Ne yazık ki Trabzon'daki yeni parti yönetimi, İBB soruşturma sürecinin başından bu yana beklenen enerjiyi ortaya koyamadı.
Hatta her geçen gün bu enerjinin biraz daha düştüğü yönünde bir algı oluşuyor.
Belki de en doğru soru şu...
Sorun vatandaşta mı?
Yoksa vatandaşın ilgisini çekemeyen organizasyonlarda mı?
Bazen en büyük eleştiri dışarıdan değil, aynaya bakınca görülür.
Belki de yeni parti yönetiminin bugün en çok yapması gereken şey de tam olarak budur.
Çünkü yeni olan sadece partinin adı olmamalı.
Heyecanı da, yöntemi de, siyaset dili de gerçekten yeni olmalı.