Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Trabzon Haber Yayın tarihi: 24 Temmuz 2026 08:27

Yaylalarda çöp alarmı! Eğlence bitiyor, doğa bedel ödüyor

Karadeniz'de yaz aylarında düzenlenen yayla şenlikleri ve pikniklerin ardından ortaya çıkan çöp manzaraları tepki çekiyor. Çevreye bırakılan atıkların hem doğal yaşamı tehdit ettiği hem de gelecek nesillere kötü bir miras bıraktığı belirtilirken, çevreyi kirletenlere yönelik daha caydırıcı yaptırımlar uygulanması çağrısı yapılıyor.

Önüne geçilemiyor bir türlü... Her yaz aynı görüntüler, aynı manzara. Yaylalar doluyor, şenlik alanları binlerce insanı ağırlıyor. Eğlence bitiyor ama geriye kalan tablo, ne doğaya ne de o eşsiz yaylalara yakışıyor.

Biz bu konuyu daha önce de yazdık. Değişen ne oldu? Açık söyleyelim; pek bir şey değişmedi. Her yıl aynı uyarılar yapılıyor, aynı çağrılar yineleniyor. Fakat sonuç değişmiyor, değişemiyor.

Yaylaya çıkan vatandaş gün boyu eğleniyor, horonunu oynuyor, mangalını yapıyor. Sonra da arkasına bile bakmadan dönüyor. Geriye ise çöp yığınları, plastik şişeler, yiyecek ambalajları ve doğaya bırakılmış onlarca atık kalıyor. Üzücü olan da tam burada başlıyor.

Belediyelerin de hakkını teslim etmek gerekiyor. Şenlik alanlarına konteynerler bırakılıyor, çöp kutuları artırılıyor. Ama ne fayda... Çöp kutusuna atılması gereken atıklar, çoğu zaman vatandaşın oturduğu yerde bırakılıyor. Sanki ertesi yıl o yaylaya bir daha hiç gidilmeyecekmiş gibi...

En büyük zararı ise sessiz canlılar görüyor. O alanlarda otlayan hayvanlar, cam kırıkları ve kesici atıklar nedeniyle zarar görüyor. Doğa ise her geçen gün biraz daha kirleniyor. Bunun adı yalnızca çevre kirliliği değil, aynı zamanda gelecek nesillere bırakılan kötü bir miras.

Piknik alanlarında da tablo farklı değil. Mangal yakılıyor, yemek yeniliyor. Ardından şişeler, kömür kalıntıları, plastikler ve ambalajlar olduğu gibi bırakılıyor. Sonra da o alan kirlendi diye başka bir piknik yerine gidiliyor. Kirlenen sadece bir nokta olmuyor; zamanla bütün doğa bundan nasibini alıyor.

İşin temelinde ise "toplumsal sorumluluk" eksikliği yatıyor. Ne yazık ki bu konuda istediğimiz noktada değiliz. Uyarılar tek başına yeterli olmuyor. Vicdanın devreye girmediği yerde başka yöntemleri konuşmak gerekiyor.

"Cezalar caydırıcı olmalı." Belki de artık en çok ihtiyaç duyulan cümle bu. Trafikte olduğu gibi çevreyi kirletenlere yönelik yaptırımlar da ağırlaştırılmalı. Kabahatler Kanunu kapsamında uygulanacak yüksek para cezaları, denetimlerle birlikte kararlılıkla hayata geçirilmeli.

Çünkü bazen bir kişiye kesilen ceza, bin kişiye verilen ders olur.

Yaylalar bizim. Ormanlar bizim. Piknik alanları da öyle... Kirletmek çok kolay, korumak ise emek istiyor. O emeği göstermek zorundayız. Aksi halde çocuklarımıza yemyeşil yaylalar değil, çöp yığınları arasında kaybolan bir doğa bırakacağız. Ve işte o zaman, kaybedenin hepimiz olduğunu anlamak için çok geç kalmış olacağız.

Yorumlar (1)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

C
Cahit
57 dakika önce

Marifet icmek yemek degil marifet dogaya edebi sekilde duyarli temiz tutulmali cokmu zor bu igrenc pisligi ortada birakmak ondan sonra bagirirlar belediye görevini yapmiyor diye ben yetkli olsam bu dogaya ihanet edenlere hic acimazdim en agir para cezasi yazardim