Trabzon yaylalarında “su yağmacılığı” tartışması büyüyor
Yağmurlar ara veriyor. Kısmen güneş yüzünü gösteriyor. “Kocakarı Aprili” çıkmak üzere. Yaylalar da yavaş yavaş şenlenmeye başladı.
Yaylacılar, yüksek kesimlerde artık herhangi bir ürünün ekim ve dikiminin yapılamadığından yakınıyor. Bunun temel nedenleri arasında; küresel iklim değişikliği, aşağı kesimlerde bol yağış görülmesine rağmen yaylaların yeterince yağmur almaması, ayı saldırıları ve diğer talancı türler gösteriliyor.
Yaylacı Abdullah Akyüz’ü dinledik. Akyüz,
“Buralarda gerçek yaylacı kalmadı. Zaten toprak da artık bir şey vermiyor” diyor.
Anahtar Deliği 08.05.2026 Haber61 önemli bir habere imza attı
Özellikle “su yağmacılığı” konusuna dikkat çeken Akyüz, şu ifadeleri kullanıyor:
“Yaylalarımızda su bırakmadılar. Dört yanımız yayla meraklılarıyla dolu ama gerçek yaylacı yok. Betonarme evler yapıp senede iki kez gelerek yaylacı olunmaz.”
Akyüz, doğal su kaynaklarının yönünün değiştirildiğini belirterek şunları söylüyor:
“Sularımızı kestiler. Herkes doğal sulara bir yön verdi, hep kendilerine yönlendiriyorlar. Hayvanlara su, yer, mera ve yayılacak yayla kalmadı.”
Yaşanan sorunların tartışmaları da beraberinde getirdiğini ifade eden Akyüz,
“Bir şey sorunca kavga çıkıyor. İş, davalara kadar gidiyor” diye konuştu.
Geçmiş yıllarda yaylalardaki hareketliliğin çok daha fazla olduğunu anlatan Akyüz, şu sözlerle serzenişte bulundu:
“Küçükbaş hayvanlarla birlikte 8-10 göç grubu hâlinde Sultanmurat Yaylası’na çıkıyorduk. Bu yıl sadece biz geldik. Yaylacılık bitiyor.”
Devletin daha etkin denetim yapması gerektiğini savunan Akyüz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Devletimizin yasaları uygulaması yeterli. Devletten sadece adalet ve ciddiyet bekliyoruz.”
Haksız mı?

