Dünyada hiç akarsuyu olmayan ülkeler var. Türkiyemiz akarsu zengini. Büyük-küçük neredeyse bütün şehirlerin içinden nehir veya dere geçiyor.
Bu akarsuların üzerinde sosyal tesisler, rekreasyon alanları, seyir terasları, gezi kordonları, konaklama tesisleri yer alıyor.
Trabzon’un ana akarsuyu Değirmendere. Bu bin yıllık akarsuyun dere olarak anılmasına bakmayın; tıpkı Uzuksokak’ın ismindeki sokak ibaresine rağmen en büyük cadde olması gibi…
Değirmendere de Çoruh’tan Yeşilırmak’a kadar en yüksek debiye sahip akarsu olarak kayıtlı. Nedense hep seller ve taşkınlarla anılıyor.
Peki neden Değirmendere ıslah müdahaleleriyle sosyal hayata entegre edilmiyor?.. Şehrin uğrak noktalarından birisi olmuyor.
Değirmendere’yi neden sadece sanayi esnafı ve köprülerden geçenler görüyor?
Eskişehir’de gondollar, Antalya’da katamaranlar, Samsunda kuş cenneti, Diyarbakır-Tunceli arasında mini sahiller-suni plajlar, Bayburt'ta nehir üstünde çay bahçesi, yemek ve düğün salonu tesisleri var.
Değirmendere için böyle bir proje geliştirmek neden kimsenin aklına gelmiyor?
Islah, iyileştirme, düzenleme, nihayet şehirle bütünleştirme ve turizmleştirme.
Bir “Değirmendere Açılımı” başlatmak… Mümkün değil mi?