Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Trabzon Haber Yayın tarihi: 21 Ekim 2026 09:20 Güncellenme tarihi: 21 Ekim 2026 09:30

Trabzon için uzmanlardan dere yatağı uyarısı: Yerleşimler azaltılmalı

İstanbul’da şiddetli yağışlar ile dere yatağındaki yapıların yıkılması, Doğu Karadeniz’de yıllardır tartışılan dere yatağı yapılaşmasını yeniden gündeme getirdi.

Türkiye’nin farklı bölgelerinde etkili olan şiddetli yağışlar, dere yatakları çevresindeki yapılaşmanın oluşturduğu riskleri bir kez daha ortaya koydu. İstanbul’da sağanağın ardından dere yatağında bulunan bazı yapıların yıkılmasıyla gündeme gelen tehlike, Trabzon, Rize, Artvin ve Giresun’da geçmişte yaşanan sel felaketlerini yeniden hatırlattı.

Dik yamaçları, dar vadileri ve kısa mesafede denize ulaşan akarsularıyla öne çıkan Doğu Karadeniz’de yoğun yağışlar, sel ve taşkın riskini artıran etkenler arasında yer alıyor. Dere yataklarının daraltılması, suyun doğal akış güzergâhlarının değiştirilmesi ve yerleşim alanlarının taşkın bölgelerinde bulunması ise bölgenin önemli sorunları arasında gösteriliyor.

DOĞU KARADENİZ’DEKİ ACI SEL FELAKETLERİ

Trabzon’un Araklı ilçesine bağlı Çamlıktepe Mahallesi’nde 18 Haziran 2019’da meydana gelen sel ve heyelan felaketinde 10 kişi hayatını kaybetti. Şiddetli yağışın ardından derelerin taşmasıyla evler, yollar ve köprüler zarar gördü. Çamur ve kaya parçalarının yerleşim alanlarına taşındığı felaketin ardından bölgede günlerce arama kurtarma çalışmaları yürütüldü.

Giresun’un Dereli ilçesinde 22 Ağustos 2020’de yaşanan sel felaketinde de 11 kişi yaşamını yitirdi. Çok sayıda konut, iş yeri, yol ve köprü zarar görürken, aynı yıl Rize ve Artvin’de meydana gelen sel ve heyelanlar da yerleşim alanlarını ve altyapıyı etkiledi.

Bölgede yaşanan bu felaketler, yoğun yağışların yanı sıra dere yataklarının korunmasının ve yerleşim alanlarının taşkın riskine göre planlanmasının önemini ortaya koydu.

İSTANBUL’DAKİ YIKIMLAR DERE YATAKLARINI GÜNDEME GETİRDİ

İstanbul’da etkili olan sağanağın ardından dere yatağında bulunan yapıların yıkılması, suyun doğal akış güzergâhlarının korunması konusunu yeniden gündeme taşıdı. Dere ıslahı kapsamında gerçekleştirilen yıkımlar, taşkın riski bulunan alanlardaki yapılaşmanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.

Doğu Karadeniz’de Trabzon’dan Artvin’e uzanan sahil şeridinde dere yatakları çevresindeki yerleşimler geçmişte yaşanan afetlerle sık sık gündeme gelirken, İstanbul’daki gelişmeler taşkın riskinin ülkenin farklı bölgelerinde de görülebildiğini ortaya koydu.

PROF. DR. HAKAN ERSOY: TRABZON’DA BİRÇOK DERE KAPATILDI

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, dere yataklarının üzerinin kapatılmasının taşkın riskini artırabileceğine dikkat çekti.

Trabzon’da geçmişte açıkta bulunan birçok derenin bugün üzerinin kapatıldığını belirten Ersoy, yapılaşmanın suyun doğal akış alanlarını ortadan kaldırdığına işaret etti.

Ersoy, “Taşkın olan yerlerin birçoğunda sitelerin bile ismi Vadi Sitesi, Su Sitesi. Demek ki zamanında oralar dere yataklarıymış. Biz dere yataklarının üzerini kapatarak bu tür felaketlere yol açıyoruz. İstanbul bunun şehir sellenmesi açısından göstergesiydi” dedi.

İstanbul’da yolların suyla dolduğunu ve bazı noktalarda su yüksekliğinin 30 santimetreye ulaştığını ifade eden Ersoy, bu durumun araçları da sürükleyebildiğini belirtti. Taşkın sularının insan hayatı açısından oluşturduğu tehlikeye dikkat çeken Ersoy, dere yataklarının kapatılmasının sonuçlarının Doğu Karadeniz’de de yaşandığını söyledi.

“DERE CANLI BİR VARLIKTIR”

Dere yataklarının yalnızca suyun aktığı alanlar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle Trabzon’da 30 yıl önce açıkta olan birçok derenin üzerinin kapandığını görüyoruz. İstanbul’da da yerleşim alanlarını açmak adına hemen hemen küçük dere yataklarının üzerleri kapandı. Dolayısıyla bunlar yatağına sığmayıp taşmak istiyor. Çözüm lokal müdahalelerde değil; ulusal anlamda tüm kamu kurum ve kuruluşlarının birlikte ele alıp çözüm üretmesi lazım. Başka türlü başa çıkamayız.”

Ersoy, dere yataklarına hafriyat dökülmesinin de risk oluşturduğunu belirterek, biriken malzemenin menfezleri tıkayabileceğini veya suyun önünde set oluşturarak taşkına neden olabileceğini ifade etti. Dere yataklarının korunmasının yalnızca kamu kurumlarının değil, vatandaşların da sorumluluğunda olduğunu vurguladı.

“NEPAL’DEKİ FELAKETLERİN BENZERİNİ DOĞU KARADENİZ YAŞADI”

Doğu Karadeniz’de geçmişte yaşanan afetlerin boyutlarına dikkat çeken Ersoy, Nepal’de meydana gelen olayları hatırlatarak bölgenin de benzer felaketlerle karşı karşıya kaldığını söyledi.

Ersoy, “Geçtiğimiz aylarda Nepal örneğini gördük. Sanki bir film karesinden çıkma gibiydi. Doğu Karadeniz bunu yaşadı. Çamlıktepe’de maalesef aynısını yaşadık” ifadelerini kullandı.

1929 Of selinde heyelanların oluşturduğu yapay göllenmenin yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olduğuna ilişkin bilgilerin dönemin gazetelerinde yer aldığını belirten Ersoy, dere yataklarının önünün ve üzerinin kapatılmasının riskleri büyütebileceğini dile getirdi.

DOÇ. DR. URSAVAŞ: DERE YATAKLARINDA YERLEŞİM AZALTILMALI

Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazihan Ursavaş da yoğun yağışların dere yataklarında güçlü su akışlarına neden olabildiğini belirterek, yerleşim alanlarının taşkınlardan daha az etkilenmesi için önlemler alınması gerektiğini söyledi.

Ursavaş, dere yataklarının düzenlenmesi ve bu alanlardaki yerleşimlerin azaltılmasının önemine işaret ederek şu değerlendirmede bulundu:

“Dere yataklarının bir düzen içerisine alınması ve yerleşimin azaltılması gerekiyor. Ne yazık ki geçmişten gelen bir alışkanlık nedeniyle hâlen oralarda yerleşim yerleri var ama bu yerleşim yerlerinin bu etkilerden daha az etkilenmesi için önlemler alınabilir.”

Şehir içindeki su akışının daha düzenli yönetilmesi için altyapı çalışmalarının önemine değinen Ursavaş, su kaynaklarının korunması, suyun verimli kullanılması ve atıkların kaynağında azaltılması gibi önlemlerin de çevrenin korunmasına katkı sağlayacağını belirtti.

DERE YATAKLARINDAKİ YAPILAŞMA YENİDEN TARTIŞILIYOR

İstanbul’da yaşanan son gelişmeler, Doğu Karadeniz’de geçmişte meydana gelen sel ve heyelan felaketleriyle birlikte değerlendirildiğinde dere yataklarının korunması ve yerleşim alanlarının planlanması konusunu yeniden öne çıkardı.

Uzmanların açıklamaları, yoğun yağışların etkili olduğu bölgelerde suyun doğal akış güzergâhlarının korunmasının, dere yataklarındaki yapılaşmanın gözden geçirilmesinin ve taşkın riskine karşı bilimsel temelli önlemler alınmasının önemini ortaya koyuyor. 

Başlık ve spotu Haber61 tarzında kısaltAlıntıları daha akıcı biçimde düzenle

Kaynak: İHA

Yorumlar (1)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

�
ŞEREFLİ TS
59 dakika önce

Dalga geçiyorsunuz galiba yomrada tokiyi dere yatağına yaparken aklınız nerdeydi