Trabzon’da belediyelerin yükü mevsime göre değişse de hiç hafiflemiyor. Yaz-kış demeden çalışan birimler var; yol, su, park-bahçe ekipleri bunların başında geliyor. Yaz aylarında ise buna bir de yangın riski nedeniyle daha yoğun mesai yapan itfaiye ekipleri ekleniyor. Şehrin neresine giderseniz gidin, bir yol kenarında çalışan belediye işçisine, bir sokak arasında su arızasını gidermeye uğraşan ekiplere ya da asfalt serimi yapan emekçilere rastlamak mümkün.
Biz gölgede oturup çayımızı içerken, dondurmamızı yerken onlar güneşin altında mesai yapıyor. Kimi zaman kazma kürekle açılan çukurların içinde, kimi zaman asfaltın sıcağıyla boğuşarak, kimi zaman da gölgesiz bir alanda saatlerce ayakta kalarak… Kolay değil yaptıkları iş. “Görevleri bu, maaşlarını da bunun için alıyorlar” denebilir elbette. Doğrudur da. Ama işin bir de görünmeyen tarafı var. İnsanların yürümekte bile zorlandığı sıcak havada, saatlerce fiziksel güç harcayarak çalışmak öyle uzaktan göründüğü kadar basit değil.
Bir yanda şebeke arızasını gidermeye çalışan ekipler var, diğer yanda yol yapan, asfalt döken, kaldırım onaran, park düzenleyen çalışanlar… Ağaç diken, fidan sulayan, kenti güzelleştirmek için uğraşan insanlar da var. Şehrin düzenli görünmesinde, hayatın aksamadan devam etmesinde onların emeği büyük. Çoğu zaman fark edilmiyor belki ama o emeğin izi Trabzon’un her sokağında, her mahallesinde duruyor.
Elbette sadece belediye çalışanları değil; Türkiye’de birçok alanda insanlar zor şartlar altında görev yapıyor. Hastanede, okulda, atölyede, mutfakta, sokakta… Bu sıcakta döner ocağının başında saatlerce çalışan ustayı da, gün boyu direksiyon başında ekmek mücadelesi veren şoförü de düşünmek gerekir. Emek her yerde kıymetli. Alın teri her sektörde saygıyı hak ediyor.
Ama belediyelerde dikkat çeken ayrı bir tablo da var. Bir tarafta görevini hakkıyla yapan, sahada canla başla çalışan emekçiler bulunuyor; diğer tarafta ise makamın rahatlığına sığınıp mesaisini gerektiği gibi doldurmayan isimler olabiliyor. İşte tam da bu yüzden, gerçek emeği görünür kılmak gerekiyor. Çünkü bu şehrin yükünü taşıyanlar, çoğu zaman en az konuşan ama en çok çalışan insanlar oluyor.
Bu yazıyı da biraz bunun için kaleme aldık. Sıcak altında ter dökeni, arızaya koşanı, yangına müdahale edeni, yol açanı, ağaç dikeni unutmadığımızı söylemek için… İşini düzgün yapan, sorumluluğunu bilen, devletine, milletine ve görevine sahip çıkan tüm emekçilere selam olsun. İyi ki varlar