Bir zamanlar gazeteler vardı. Sabahın erken saatlerinde bayilerden alınır, sayfaları çevrilir, haberler dikkatle okunurdu. Ardından internet hayatımıza girdi. Haber portalları gazetelerin önüne geçti. Şimdi ise sosyal medya, haber sitelerinin dahi tahtını sallıyor.
Öyle bir noktaya geldik ki cebinde telefon taşıyan herkes kendisini gazeteci, yorumcu, hatta kanaat önderi sayıyor!
Fotoğraflar, videolar, canlı yayınlar, bitmek bilmeyen paylaşımlar…
Bir de yapay zekâ katıldı bu hengâmeye. Sosyal medyada görünür olma hevesi, kimi zaman âdeta bir ego yarışına dönüştü.
Elbette işini hakkıyla yapan, basın ahlakına riayet eden, personel çalıştıran, vergi ödeyen ve meslek ilkelerinden taviz vermeyen haber kuruluşlarının toplum nezdindeki itibarı hâlâ güçlü. Onlar da sosyal medyayı kullanıyor, haberlerini daha geniş kitlelere ulaştırıyor.
Gelelim Trabzon'a…
Sosyal medyanın gücünü iyi kavrayan iki belediye başkanımız var. Biri Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, diğeri Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya.

İki Ahmet de bu mecranın hakkını vermeye gayret ediyor.
Mahalle ziyaretleri, esnaf sohbetleri, açılışlar, düğünler, cenazeler, vatandaşlarla kurulan samimi diyaloglar…
Neredeyse her faaliyet sosyal medya hesaplarında yer buluyor.
Bazen bir esnafla yapılan latife, bazen sokakta karşılaşılan bir vatandaşın içten sözleri binlerce kişiye ulaşıyor. Hâliyle belediye başkanları da halkın nabzını doğrudan tutma imkânı buluyor.
İki başkan arasında tatlı bir sosyal medya rekabeti de yok değil!
Takipçi sayıları artıyor, paylaşımlar ilgi görüyor, vatandaşlar yapılan hizmetlere ilişkin düşüncelerini anında dile getiriyor.
Her iki belediyenin de bu alanda çalışan ekipleri var. Paylaşımları, hazırlanan videoları ve vatandaşla kurulan iletişimi dikkatle takip ediyoruz.
Doğrusu, emeklerini takdir etmek gerek.
Ancak burada ince bir çizgi var.
Sosyal medya, hizmetin vitrini olabilir ama hizmetin önüne geçmemeli.
Beğeni sayılarıyla vatandaşın memnuniyetini aynı kefeye koymak da pek isabetli olmaz. Ekranda görünen ilgiyle sokakta duyulan kanaat her zaman örtüşmeyebilir.
Bir başka husus da sosyal medyanın giderek çığırından çıkan tarafı.
Hakaretler, asılsız iddialar, sahte hesaplar, ölçüsüz yorumlar… Özgürce fikir beyan etmek başka, insanların itibarını zedelemek başka.
Bu yüzden sosyal medyanın hukuki çerçevesinin, ifade hürriyetini zedelemeden daha sağlıklı ve adil biçimde düzenlenmesi elzem.
Netice itibarıyla sosyal medya artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Siyasetçi de sanatçı da esnaf da bu imkândan istifade ediyor.
Trabzon'daki iki Ahmet'in bu alandaki gayretini de olumlu buluyoruz.
Yeter ki ekranlardaki hareketlilik sokaktaki hizmetle, paylaşımlardaki samimiyet vatandaşın günlük hayatıyla karşılık bulsun.
Zira sosyal medyada alkış toplamak güzel, vatandaşın gönlünde yer edinmek çok daha kıymetli.