Türkiye’de sağlık sistemi yıllardır tartışmaların odağında. Hastanelerde uzayan kuyruklar, randevu sıkıntıları, hasta ile doktor arasında yaşanan münakaşalar, zaman zaman da sağlık çalışanlarının tutumları…
Şikâyetler bitmiyor, gündem değişmiyor.
Ancak son dönemde üzerinde hassasiyetle durulması gereken başka bir iddia var. Kamu hastanelerinde görev yapan bazı hekimlerin, hastaları belirli ilaç firmalarına veya medikal şirketlere yönlendirerek maddi menfaat sağladığı yönündeki iddialar.
Eskiden adına “bıçak parası” denirdi. Ameliyat öncesinde hastadan para isteyenler olurdu. Kimi zaman da hasta yakınları, teşekkür niyetiyle doktora kıymetli bir kalem yahut saat hediye ederdi.
O günlerden bugünlere çok şey değişti. Sağlık hizmetleri gelişti, hekimlerin özlük haklarında önemli iyileştirmeler yapıldı. Ne var ki haksız kazanç arayışına ilişkin iddialar bütünüyle gündemden çıkmadı.
Şimdi soralım…
Devletin hastanesinde görev yapan, maaşını kamu kaynaklarından alan bir hekim, hastasını ticari kazanç kapısı olarak görebilir mi?
Hele ki geçim derdiyle boğuşan, sağlığına kavuşabilmek için çare arayan garip gurebanın sırtından menfaat temin etmek hangi vicdana sığar?
Daha fazla kazanmak isteyen hekim, mevzuatın müsaade ettiği şartlarda özel sektörde çalışabilir. Ancak kamu görevini şahsi kazanca tahvil etmeye kimsenin hakkı yoktur.
Gelelim Trabzon’a…
Şehrimizde de geçmiş yıllarda benzer iddialar gündeme geldi. Bugün de bazı hekimler hakkında çeşitli söylentiler dolaşıyor.
Elbette her duyduğumuzu doğru kabul edemeyiz. Bir insanın mesleki itibarını zedelemek kolay, kaybolan itimadı yeniden kazanmak ise hayli müşkül.
Ortada bir iftira mı var, yoksa gerçekten usulsüz bir kazanç düzeni mi kurulmuş? Bunu ortaya çıkaracak olan yetkili mercilerdir.
Ancak şu hususun da altını çizelim.
Hastalar, belirli bir firmadan ilaç veya medikal malzeme almaya zorlandıklarında yahut kendilerinden usulsüz ödeme talep edildiğinde sessiz kalmamalı. Ellerindeki bilgi ve belgelerle ilgili makamlara müracaat etmeli.
Sağlık camiamızda mesleğini büyük fedakârlıkla icra eden, gece gündüz demeden insan hayatı için mücadele veren binlerce kıymetli hekimimiz var. Onların emeğini ve itibarını da korumak zorundayız.
Beyaz önlük, toplumun gözünde güvenin ve merhametin timsalidir. O önlüğün ardına saklanarak menfaat sağlayan varsa hesabı mutlaka sorulmalı.
Zira hastane kapısına gelen vatandaş, ticaret yapılacak bir müşteri değil, şifa bekleyen bir insandır.
Hekimliğin haysiyeti de bunu gerektirir, kamu vicdanı da!