KTÜ’de tartışmaların odağında Çuvalcı var
Her Gidi Karadeniz!..
Hatırlarsınız…
Parladığı ilk yıllarda böyle bir türküsü vardı rahmetli Volkan Konak’ın.
“Hey gidi Karadeniz Karadeniz… Sularun ne karadur Karadeniz.”
Şimdi Karadeniz Teknik Üniversitesi dillerde… Nam-ı diğer KTÜ…
Akademik bir sıçraman yok. Hatta eski günlerini mumla arıyorsun ama haberlerin ne de kötü geliyor KTÜ!..
Oysa kuruluşunda öyle miydi? Ülkenin 4. resmî üniversitesiydi. Maşatlık’taki (Esentepe) izleri, hatta taşa işlenmiş açılış tabelası hâlâ yerinde durur. Yaşı yetenler bilir; 80’lerde Türkiye’nin en değerli mühendislerini, doktorlarını ve teknokratlarını KTÜ yetiştirmekteydi.
90’ların başında yine Trabzonlu bir gazetecinin kazandırdığı “elit üniversite” sloganını çeyrek yüzyıl gururla sahiplendi, bihakkın kullandı ve hep daha yükseklere taşıdı.
Yakın geçmişte “slogan yarışması”nda marka tanıtımı yenilendi; KTÜ’ye resmî patentle “Bilim Fırtınası” denildi. Bilim; ilmî-akademik düzeyi, Fırtına ise doğrudan Trabzonspor’u simgeliyordu.
Fakat o da ne?.. Göz açıp kapayıncaya kadar her şey bir anda değişti. Koskoca KTÜ, bir anda şehre sırtını çevirdi. Sosyal yönünü kaybetti. Şehirden uzaklaştı. Akademik başarılarını tarihe gömdü, Trabzonspor’un şampiyonluğunu görmezden geldi, yok saydı, sevinmedi ya da es geçti.
Sebat Gençlik şampiyon oldu, tek satır paylaşım yapmadı; önemsemedi. Trabzon yeni dünya şampiyonları çıkardı, bir satır tebrik geçmedi.
Kendi takımlarının ulusal başarılarını tebrik etmekten sarfınazar eden KTÜ, II. Çuvalcı Hamdullah döneminde (!) mezunlarından ve mensuplarından; şehirden ve ruhundan iyice koptu.
Minnetsiz, müteriz, adeta kendi öz değerlerine ve kimliğine meydan okuyan bıçkın bir hüviyete geçti. Önce Amed’i kutladı, hemen ardından Galatasaray camiasını tebrik etti.
Kurumsal kutlamalarla şehrin sinir uçlarına dokunan Çuvalcı’yı kendi kurmayları da durduramadı; en yakınındakilerin bile “Ne var ne yok?” sorularına, “İşte ne olsun, birileri mahvediyor, biz toplamaya çalışıyoruz, böyle uğraşıyoruz” diye karşılık verdikleri iddia edildi.
Evet, Hamdullah Bey şehri gerdikçe, Trabzonluları ve Trabzonsporluları yok sayma yolunda tehlikeli bir yolculukla ilerledikçe; buna karşılık haber siteleri üzerine geldikçe, “Kimse yaptırmadı. Ben yaptım. İyi de yaptım. Yine yaparım” pişkinliğiyle ortada adeta bir “direniş” olduğu ayan beyan ortaya çıkmış oldu.
Neticede spor bir yarıştır. Uluslararası bir başarı kazanılır, herkes tebrik edebilir. Hatta etmelidir. Bu ayrı bir duruş ve hassasiyettir.
Fakat bırakın temsil ettiği grupları; şehit haberlerine karşı saygısız tutumlarıyla, adıyla dahi tartışılan bir yapılanmayı kutlamak nedir? Hemen ardından gizli bir hesap ve inat taşırcasına Trabzonspor’un en önemli rakibini kutlamak da neyin nesidir?
Yeni akademik değerler üretmekten çok atanmış bütçesiyle övünmek, kendi ekibini bile dinlememek, rakiplere şirin görünerek sürekli yoğun siyasi mesajlar vermek II. Hamdullah Çuvalcı’ya ne getirecek?
Geçmişin köklü ve elit üniversitesi… Dünün bilim fırtınası, ilim merkezi… Bugün bu halde.
Çuvalcı bu selin karşısında artık zor durur ama sonunda olan koskoca KTÜ markasına olur.
Yine bir Volkan Konak mısrasıyla tamamlayalım:
“Ki dostlar; öyle de görünüyor...”


