Devlet geldi...
Maçka'ya milyonlarca liralık bir hastane yaptı.
Bölgeye hizmet veren, her gün yüzlerce kişinin kapısından girdiği Maçka Ömer Burhan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi...
Peki ya hastaneye gelen vatandaş?
Aracını nereye bırakacak?
İşte orası tam bir muamma...
Hastanenin acil servis girişinin hemen yanında küçük bir alan vardı.
Vatandaş yıllardır aracını oraya bırakıyordu.
Engelli hastalar...
Yaşlılar...
Yürümekte zorlananlar...
Refakatçiler...
Herkes için büyük kolaylıktı.
Artık değil...
Çünkü o alan, yaklaşık iki yıl önce Maçka Belediyesi tarafından ihale ile satıldı.
Alan kişi iş yeri yapmak istedi.
Ancak ruhsat alamadı.
Şimdi ise ortada ne iş yeri var...
Ne de otopark...
Var olan tek şey...
Üst üste yığılmış tuğlalar, briketler ve inşaat malzemeleri...
Hem de acil servisin hemen yanı başında.
İnsan bakınca ürküyor.
Allah korusun...
Güçlü bir rüzgâr esse...
Bir sarsıntı olsa...
O malzemeler devrilse...
Bunun hesabını kim verecek?
Hiç kimse mi çıkıp "Burada tehlike var." demedi?
Etrafına bir güvenlik şeridi çekmek bu kadar mı zordu?
Asıl düşündüren ise başka bir konu.
Devlet hastaneyi yapıyor...
Belediye hastanenin önündeki otopark olabilecek alanı satıyor.
Şimdi soralım...
Ama vicdanla cevap verelim.
Madem burası hastanenin hemen yanı başındaydı...
Madem yıllardır vatandaş otopark olarak kullanıyordu...
Sağlık Bakanlığı ile bir protokol yapmak hiç mi akla gelmedi?
"Alın, burası hastanenin otoparkı olsun." demek gerçekten bu kadar mı zordu?
Her şey para mı?
Kamu yararı dediğimiz şey tam da böyle günlerde ortaya çıkmıyor mu?
Üç beş araçlık bir alan...
Ama yüzlerce insanın işini görecek bir alan.
Bazen küçücük bir dokunuş...
Büyük bir hizmettir.
Kimse araziyi satın alan vatandaşı suçlayamaz.
İhale açılmış.
O da almış.
Almasa başkası alacaktı.
Ama...
İnşaat malzemelerini üst üste yığıp insanların can güvenliğini riske atmanın da izahı yok.
Orası depo değil.
Hastane önü.
Hem de acil servisin yanı.
İnce bir çizgi var arada.
Kimse görmüyor gibi...
Şehir dışından gelenler dertli.
Uzun süre fizik tedavi gören hastalar dertli.
Engelli vatandaşlar dertli.
Refakatçiler dertli.
Çünkü araçlarını bırakacak yer bulamıyorlar.
Yol kenarına park ediyorlar.
Hastasını indirirken trafikle mücadele ediyorlar.
Bazen metrelerce yürümek zorunda kalıyorlar.
Fizik tedaviye gelen bir hastaya...
Yürümek zorunda bırakılmayı anlatabilir misiniz?
İşte asıl çelişki burada.
Bu mesele siyaset meselesi değil.
Muhalefet meselesi de değil.
Tam anlamıyla bir kamu hizmeti meselesi.
Bugün çözülmezse...
Yarın daha da büyür.
Allah korusun, o tuğlalardan biri devrilse...
Ya da yol kenarında yaşanacak bir kazada bir can yansa...
O zaman herkes dönüp aynı cümleyi kuracak.
"Keşke önlem alınsaydı."
İşte mesele de bu.
Önlem almak için kötü bir olayın yaşanmasını beklememek.
Maçka böyle anılmayı hak etmiyor.
Bu hastane de bunu hak etmiyor.
Ve en önemlisi...
Vatandaş bunu hiç hak etmiyor.