Karadeniz’de yüz binlerce fındık üreticisi, yıl boyunca bahçesinde üretim için yoğun emek ve ciddi maliyet üstleniyor. Toprağın hazırlanmasından gübreleme ve ilaçlamaya, budamadan hasada, harmanlamadan kurutmaya kadar birçok aşamadan geçen fındık, sezon sonunda piyasaya sunuluyor.
Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, üreticinin bütün bu süreçte risk üstlenmesine rağmen ürününü satarken yeterli pazarlık gücüne sahip olamamasının önemli bir sorun olduğunu ifade etti.
FINDIKTA FİYAT OLUŞUMU SORGULANIYOR
Fındık fiyatlarının yalnızca tek bir faktöre bağlı olarak şekillenmediğine dikkat çeken Pehlevan, rekolte beklentisi, arz-talep dengesi, stoklar, ihracat, döviz kuru, dünya piyasaları, kalite ve randıman gibi birçok unsurun fiyat üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Yaklaşık sekiz ay önce 350 TL seviyelerinde konuşulan fındık fiyatlarının bugün 160 TL civarında tartışılmasının piyasa koşulları açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Pehlevan, kamu politikalarının da bu süreçteki etkisinin sorgulanması gerektiğini kaydetti.
TMO'NUN PİYASADAKİ ROLÜ TARTIŞILIYOR
Pehlevan, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin fındık piyasasındaki rolünün yalnızca hangi fiyattan alım yaptığı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
TMO’nun alım politikaları, depolama ve stok yönetimi ile piyasaya sunduğu ürün miktarının arz-talep dengesi üzerinde etkili olabileceğine dikkat çeken Pehlevan, kamu kurumlarının piyasadaki uygulamalarının üretici üzerindeki sonuçlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
Piyasa ekonomisinde yüksek miktarda ürün arz eden büyük aktörlerin fiyat oluşumunu etkileyebileceğine işaret eden Pehlevan, özellikle kamu gücü ve kaynakları kullanılan uygulamaların şeffaf şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

ÜRETİCİ FİYATINDAKİ DÜŞÜŞ TÜKETİCİYE YANSIYOR MU?
Fındık üreticisinin elindeki ürünün fiyatı düşerken, market raflarında fındık içeren ürünlerin fiyatlarının aynı oranda gerilememesi de gündeme getirilen başlıklardan biri oldu.
Nihai ürün fiyatının yalnızca fındık maliyetinden oluşmadığını belirten Pehlevan, işçilik, enerji, ambalaj, lojistik, finansman, vergi ve pazarlama gibi birçok giderin de fiyat üzerinde etkili olduğunu ifade etti.
Bu nedenle üreticinin elindeki ürünün fiyatıyla tüketicinin ödediği nihai fiyat arasındaki ekonomik zincirin şeffaf biçimde ortaya konulması gerektiği vurgulandı.
FİSKOBİRLİK'İN ÖRGÜTLÜ ÜRETİCİ İÇİN ÖNEMİ
1938 yılında kurulan Fiskobirlik’in fındık üreticilerinin örgütlü ekonomik yapılarından biri olduğuna dikkat çeken Pehlevan, kooperatifçiliğin üreticinin pazarlık gücünü artırabileceğini belirtti.
Çok sayıda küçük üreticinin karşısında daha güçlü sermaye yapısına sahip alıcıların bulunmasının ekonomik güç dengesini etkileyebileceğini ifade eden Pehlevan, örgütlü üretici yapısının bu dengesizliği azaltabileceğini kaydetti.
Örgütlü yapıların üretici açısından sağlayabileceği başlıklar şöyle sıralandı:
- Ortak depolama
- Ortak pazarlama
- Ürün standardizasyonu
- Finansmana erişim
- Ürünün işlenerek katma değer kazanması
- Bilgiye erişim
FİSKOBİRLİK İÇİN YÖNETİM VE DENETİM VURGUSU
Fiskobirlik’in geçmişteki yönetim anlayışı ve yaşadığı finansal sorunların tartışılabileceğini belirten Pehlevan, çözümün üreticinin örgütlü yapısını zayıflatmak yerine kurumları daha şeffaf ve denetlenebilir hale getirmek olduğunu ifade etti.
Bu kapsamda yönetim yapısının güçlendirilmesi, mali durumun düzeltilmesi, profesyonel yönetim anlayışının geliştirilmesi ve hesap verebilirliğin artırılmasının önem taşıdığı belirtildi.
Bir kurumun kötü yönetilmesi durumunda yönetimin değiştirilmesi ve denetimin güçlendirilmesinin mümkün olduğunu ifade eden Pehlevan, üreticinin örgütlü ekonomik yapısının tamamen etkisiz hale getirilmesinin ise pazarlık gücünü daha da azaltabileceğine dikkat çekti.
KAMU KAYNAKLARI VE MALİ YAPILAR İNCELENMELİ
Pehlevan, kamu kurumlarının mali yükleri ile kooperatiflerin mali yapılarının aynı çerçevede değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Kamu kurumlarının mali yüklerinin kamu maliyesi ve bütçe mekanizmaları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Pehlevan, kooperatiflerin ise kendi bilançoları, ortaklık yapıları ve mal varlıkları üzerinden incelenmesi gerektiğini kaydetti.
Bu noktada kamuoyunun yanıt beklediği sorular arasında şu başlıklar öne çıktı:
- Hangi kurum ne kadar zarar ediyor?
- Oluşan zarar nasıl finanse ediliyor?
- Finansman yükünü kim taşıyor?
- Üreticiye sağlanan ekonomik fayda ne kadar?
- Kamu kaynakları hangi mekanizmalar üzerinden kullanılıyor?
Pehlevan, bu soruların siyasi söylemler yerine bilançolar, denetim raporları ve somut rakamlarla cevaplandırılması gerektiğini vurguladı.
ÜRETİCİNİN PAZARLIK GÜCÜ ARTIRILMALI
Fındık sektöründe temel sorunlardan birinin üreticinin fiyat oluşumundaki konumu olduğunu belirten Pehlevan, üreticinin hasat sonrasında ürününü kısa sürede satmak zorunda kalmasının pazarlık gücünü etkileyebileceğine dikkat çekti.
Depolama ve finansmana erişim imkânlarının üreticinin elini güçlendirecek şekilde yapılandırılması gerektiğini ifade eden Pehlevan, üreticinin yalnızca ürününü hasat ettiği dönemde değil, satış koşullarını belirleyebildiği süreçte de güçlü olması gerektiğini belirtti.
FINDIK ÜRETİCİSİNİN BEKLENTİSİ NE?
Fındık üreticisinin ihtiyacının yalnızca destekleme veya yüksek fiyat olmadığını ifade eden Pehlevan, adil rekabet koşulları, şeffaf piyasa, güçlü kooperatifçilik, erişilebilir finansman ve etkin depolama sistemlerinin önemine dikkat çekti.
TMO’nun piyasadaki rolünün, Fiskobirlik’in yönetiminin, özel sektörün fiyat politikalarının ve kamu kurumlarının harcamalarının ayrı ayrı incelenebileceğini belirten Pehlevan, bütün bu başlıkların merkezinde üreticinin ekonomik gücünün bulunması gerektiğini kaydetti.
Üreticinin örgütsüz kaldığı bir yapıda fiyat, pazarlama ve kâr süreçlerinde daha zayıf konuma düşebileceğine dikkat çekilirken, fındığın geleceğinin konuşulduğu masada üreticinin güçlü biçimde temsil edilmesinin önem taşıdığı vurgulandı.