banner192

"Hukuk ve yargı hiçbir kirli hesabın mazereti yapılmamalı’’

Adalet Bakanı Bozdağ, Yenimahalle Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen Avukatlık Mesleğinden Geçen 4. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile 9. Dönem İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni'ne katıldı. Törene ayrıca Yargıtay Cumhuriye


Adalet Bakanı Bozdağ, Yenimahalle Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen Avukatlık Mesleğinden Geçen 4. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile 9. Dönem İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni'ne katıldı. Törene ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Erbil, Danıştay Başkanı Zerrin Özer, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur, HSYK Üçüncü Daire Başkanı Ahmet Hamsici, Yargıtay Birinci Başkanvekili Abdulkadir İlhan, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Yılmaz Akçil, askeri yargı üyeleri, idari ve adli yargının temsilcileri ile atanacak hakim ve savcıların aileleri katıldı. Protokol sırasında yan yana oturan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Erbil ile Bakan Bozdağ uzun süre sohbet etti. Bakan Bozdağ ile HSYK 1. Daire Başkanı ve HSYK üyelik seçimi adayı İbrahim Okur tokalaşmadı.
 
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından başlayan programda açılış konuşmaları yapıldı. Konuşma için kürsüye çıkan Bakan Bozdağ, ses sisteminde yaşanan sıkıntı nedeniyle zor anlar yaşadı. İki kez mikrofon değiştirmek zorunda kalan Bozdağ, sistemdeki arızanın giderilmesinin ardından konuşmasına başladı. 
 
Konuşmaların ardından kura törenine geçildi. HSYK 1. Daire üyelerinin yerini almasının ardından avukatlık mesleğinden geçen 4. dönem 375 adli yargı, hakim ve cumhuriyet savcıları ile 9. dönem 198 idari yargı hakimlerinin görev yerleri yapılan kura işlemiyle belirlendi. Heyecanla görev yerlerini öğrenmeyi bekleyen hakim ve savcılar, büyük sevinç yaşadı. Bazıları telefonla yakınlarını ararken, bazıları ise sevinç çığlıkları attı.
 
Törende yaptığı konuşmada çekilecek kura ile görev yerleri belli olacak hakim ve savcıları kutlayan Bozdağ, onları yetiştiren aileleri ve hocalarını tebrik etti.
 
"HUKUK DEVLETİ SADECE ANAYASASI VE KANUNLARI OLAN BİR DEVLET DEĞİLDİR"
 
"Türkiye Cumhuriyeti'nin insan haklarına dayanan demokratik, laik bir hukuk devleti" olduğunu belirten Bakan Bozdağ, "Hukuk devleti sadece Anayasası ve kanunları olan bir devlet değildir. Yasama, yürütme ve yargı dahil herkesin hukukla bağlı ve sınırlı olduğu bir devlettir. Eğer bir devletin organlarının bütün faaliyetleri hukuka bağlı, hukukla sınırlı, yargısal denetime açık ve devletin bütün vatandaşlarına hukuki güvenlik sağlamışsa işte o zaman gerçek anlamda hukuk devletinden bahsedebiliriz" dedi.
 
Hakim ve savcılara seslenen Bozdağ, şunları kaydetti: 
 
"Kuvvetler ayrılığı Anayasamızda öngörülen devlet organizasyonuna önem veren en önemli unsurdur. Bu ayrılığı uyumlu bir işbölümü içerisinde çalışma olarak anlamak ve uygulamak hem yasama hem yargı hem yürütmenin birinci görevidir. Yasama, yürütme ve yargının Anayasa'nın çizdiği sınırlar içinde kalması ve kendisine çizilen sınırı aşmaması, anayasal düzenin ortaya koyduğu parlamenter sistemin hukuk devleti anlayışının sağlıklı yürümesi bakımından son derece önemli, hukuk devletimizin ve demokrasimizin sigortasıdır. Eğer bu ayrılığı kurumlar arası, organlar arası rekabet, organların birbirini engellemesi, çatışma olarak görür ve uygularsak bundan elbette hem anayasal organlar hem demokrasi hem de hukuk devleti büyük zarar görür. Bağımsız ve tarafsız bir yargı, hukuk devletinin ön şartıdır, hukuk güvenliğinin olmazsa olma özelliğidir, sağlıklı bir demokrasinin ön koşuludur. Bağımsız ve tarafsız yargı sadece yasal düzenlemelerle, idari tasarruflarla ya da altyapı yatırımlarıyla inşa edilemez. Bağımsız ve tarafsız yargı evrensel hukuka uygun, anayasa ve yasalarla birlikte esasında hakim ve savcılarımızın anayasa, kanun ve hukuka uygun vicdani kanaatlerine dayalı vereceği adil kararlarla tesis ve takvi edilir. Hakim ve savcıların görevlerini yaparken ideolojilerinin, inançlarının, kabul ve retlerinin, medyanın, kamuoyunun, dosyanın taraflarının etkisinde kalmadan Anayasa, hukuk, kanun ve vicdani kanaatlerine göre karar vermeleri son derece önemlidir. Bu olmalı ki tüm kesimlerin yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına olan inancı hem sağlansın hem de artsın. Yargı, davacı ile davalı, müşteki ile şikayet edilen arasındaki her türlü iddia ve itilaflarda kararında adil olup adaletle hükmedeceğine inanılan bir hakemdir. Adil olma ve adaletle hükmetme vasfını Anayasa, kanun, hukuk ve bunlara uygun vicdani kanaatlere bağlı karar verme vasfını yitiren yargı, hakem vasfını yitirmiş olur. Hakem vasfını yitirmek, ifade edilen hakim, fehim, müstakim, emin, mekin ve metin olma vasıflarını kaybetmektir. Bunlar yitirildiği zaman yapılan iş yargılama işlemi olmaktan çıkar. Hakem vasfını yitiren yargı itilafların tarafı haline gelmekle kalmaz, sosyal, siyasal ve ekonomik pek çok sorunun bizatihi sebebi ve kaynağı haline dönüşür." 
 
BAKAN BOZDAĞ'DAN HAKİM VE SAVCILARA TAVSİYELER
 
Hakim ve savcılara seslenen Bakan Bozdağ, onlara daim Anayasa, hukuk, kanun ve vicdani kanaatlere bağlı olmaları tavsiyesinde bulundu. Bozdağ, "İnsanların bu bağlılığınızdan şüpheye düşmesine asla izin vermeyin. Aksi takdirde kararlarınıza güveni, şahsınıza güveni kaybedersiniz. Davacı ya da davalıya ya da müşteki ya da şikayet edilene veya suçtan zarar görene karşı olan muhabbet ve husumetiniz sizi adalete uygun davranmaktan ve adil kararlar vermekten asla ayırmasın, her daim adil olun, adaletle karar verin ve adaleti ayakta tutun. İşlerinize kararlarınıza dünya görüşünüzü, siyasi fikirlerinizi, inançlarınızı, mensubiyetlerinizi, kabullerinizi ve retlerini asla karıştırmayın. Davanın ya da soruşturmanın taraflarının dünya görüşü, siyasi fikri, inancının sizi esir almasına ve etkilemesine asla izin vermeyin. Eğer bunların sizi etkilemesine ve esir almasına izin verirseniz, orada bağımsız ve tarafsız bir savcıdan ya da bağımsız ve tarafsız yargıdan asla bahsedemeyiz. Hukukun ve yargının siyasallaşmasına da siyasallaştırılmasına da izin vermeyin. Bilinmeli ki hukuk ve yargı hiçbir kirli hesabın mazereti, perdesi ve kılıfı yapılmamalı ve yargının, hukukun bir takım hesap, vesayetlerle araçsallaştırılmasına asla izin verilmemelidir. Toplum için neyin iyi ya da kötü olduğuna, temel devlet politikalarının yönü ve önceliğine karar verme hakkını kendisinde gören veya böyle bir noktaya gelen yargısal aktivizm hukuk devleti modelini değil ancak bir yargıçlar egemenliğini, jüristokrasiyi işaret eder. Bundan hepimiz kaçınmalıyız. Zira bundan hem yargı hem hakim ve savcılar hem demokrasi hem de hukuk devletimiz büyük zarar görür" ifadelerini kullandı.
 
Bozdağ, hukukun daha da güçlenmesine, daha güçlü bir hukukun tesisine katkı vereceklerini belirterek sözlerini tamamladı. 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.