Trabzon'da GDO mücadelesi

Türk Sağlık-Sen Trabzon Şube Başkanı Mustafa Serdar, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Genetiği Değiştirilmiş Gıdaları (GDO) ülke sınırları içerisine sokmamanın mücadelesini vermesi gerektiğini söyledi. Serdar, beraberindeki sendika üyeleriyle birlikte düze

Trabzon'da GDO mücadelesi

Türk Sağlık-Sen Trabzon Şube Başkanı Mustafa Serdar, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Genetiği Değiştirilmiş Gıdaları (GDO) ülke sınırları içerisine sokmamanın mücadelesini vermesi gerektiğini söyledi.

Serdar, beraberindeki sendika üyeleriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında, insan sağlığını hiçe sayan, bir milletin 100 yıl sonraki nesillerine bile zarar verecek olan GDO yönetmeliğinin iptali için Türk Sağlık-Sen Genel Merkezinin iptal ve yürütme durdurma davası açtığını belirtti.

GDO'ların tüm dünyada canavar gıda veya korku salan yapay insan tipi olarak adlandırıldığını ifade eden Serdar, ''GDO'lu gıdalar, domatese soğuğa dayanıklı olması için balık geni yerleştirilmesi gibi tuhaflıkları içinde barındıran ürünlerdir. Ürünün sağlamlığının ve büyüklüğünün insan sağlığına vereceği olumsuzluğa rağmen tercih edilmeye başlanan bu gıdalar insanlarda antibiyotiklere karşı dayanıklılık oluşmasına neden olmakta, alerji gibi rahatsızlıklara da yol açmaktadır. Ayrıca birçok bilim adamı bu ürünlerin böbrek yetersizliğine ve kısırlığa neden olduğunu da ifade etmektedir'' dedi.

Dünyada en az rastlanacak durumdan birisinin de ürünü satanın 'benim ürünüm kötü, sağlıksız' demesi olduğunu kaydeden Serdar, şöyle devam etti:
''İşletmelerden bu iyi niyet beklenebilir mi? Bunun içindir ki bugüne kadar bu yetki hiçbir zaman işletmelere bırakılmamıştır. Yıllarca Sağlık Bakanlığı gıda denetimini yapmış, daha sonra da bu yetki Tarım ve Köyişleri Bakanlığına devredilmiştir. Yani hiçbir zaman şirketlerin insafına bırakılmamıştır. Ama bu yönetmelik GDO'lu gıdalardaki tüm yetkiyi işletmelere bırakmıştır. Bunu kabullenmek mümkün değildir. Bu yönetmelikte 'GDO'lu ürünlerin, bebek mamalarında ve küçük çocuklarının ek besininde kullanımı yasaktır' denilmektedir. Diğer bir ifadeyle bebeklerin dışındakiler bu ürünleri kullansın anlamı ortaya çıkmaktadır.

GDO bebeğin mamasında olmayacak ama ona süt veren annesinin gıdasında olacaktır. Bu nasıl bir ayrımdır? 'Bebekken yeme, sonra ye' diyebilmek nasıl bir korumadır? Anlamak mümkün değildir.''
Serdar, ayrıca yönetmelikte 'GDO'suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO'suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz' denildiğini, böylece insanların en doğal haklarından biri olan ne yeyip içtiğinin bilme hakkının ellerinden alındığını savunarak, şunları kaydetti:
''GDO'suz ürün satılıyorsa bunun ne sakıncası vardır ki bu özelliği ambalajında belirtilmesin? Yoksa böyle yapılarak GDO'lu ürünlerin pazarlanmasındaki sorunlar aşılmak mı istenmektedir? Bu yönetmelik küresel sermayenin zararının önüne geçmeyi mi amaçlamaktadır? GDO'lu gıda ihraç eden çok uluslu şirketlerin mi talepleri dikkate alınmaktadır? Oysa Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bu işin ticari satışına ve küresel sermayenin kar etmesine çanaklık etmemeli, sağlık açısından bu ürünleri ülke sınırları içerisine sokmamanın mücadelesini vermelidir. Türk Sağlık-Sen olarak sağlığımızı tehdit eden bu yönetmeliğin derhal iptal edilmesini bakanlıktan talep ediyoruz. ''

Serdar, bir gazetecinin domuz gribi aşısı konusunda görüşlerini sorması üzerine, ''Kamuoyunda aşı konusunda bir kafa karışıklığı var. Başbakanın 'aşı olmayacağım' yönündeki açıklaması da kafaları daha da karıştırmıştır. Başbakan, neden aşı olmak istemediğini açıklamalıdır. Aşının, uygulanan bazı sağlık personeli üzerinde olumsuz yönde bazı reaksiyonlara rastlandığı ortaya çıkıyor. Kamuoyuna bakanlık tarafından aşının içeriği ve etkileriyle ilgili kesin açıklama yapılmalıdır'' dedi.

HABERE YORUM KAT
Haberlerde yapılan yorumlarda Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler