Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Makale 30 Temmuz 2026 14:28 30 Temmuz 2026 14:31

Trabzonspor’un Üzerindeki Ölü Toprağı Kalkmalı

Trabzonspor’da yeni sezon öncesi forma ve kombine satışlarındaki azlık, kamuoyunda taraftarın ilgisizliği veya vefasızlık olarak kolaycı bir dille eleştiriliyor. Oysa meselenin özü taraftarın cebinde veya sadakatinde değil; kulübün tepesinden sahaya yayılan iletişim dilinde ve tercih edilen yönetim stratejisinde yatıyor.

Bu durumu ne yönetimi suçlayarak ne de taraftara faturayı keserek, tamamen gerçekçi bir çerçevede irdeleyelim.

Ertuğrul Doğan yönetimi finansal açıdan kulüp tarihinin en başarılı dönemlerinden birini yürütüyor. Genç oyuncuların parlatılıp satılması, bütçe disiplini ve kulübün mali yapısını doğrultma çabası taraftarlarca takdir ediliyor. Ancak iletişim sosyolojisinde çok temel bir kural vardır: "İnsanlar bilançoları değil, hikayeleri satın alır."

Bu sezon yönetimin iletişim dilinde belirgin bir mutedil duruş ve coşkuyu bastırma tercihi var. Geçmiş yıllarda havalimanlarında meşalelerle karşılanan transferler, devasa imza törenleri ve reklam filmleri yerini adeta bir sessizlik sarmalına bıraktı. İşin anlaşılmaz tarafı; kulüp transferde kaliteli hamleler yapmadığı için değil, yaptığı işleri köpürtmediği ve oyuncularını hak ettikleri şekilde onurlandırmadığı için ölü toprağı havası oluştu.

Aral Şimşir gibi ciddi bir bonservis bedeliyle takıma kazandırılan, potansiyeli yüksek bir oyuncunun transferi bile sanki sıradan bir hamleymiş gibi geçiştirildi.

Dünya Kupası'nda attığı gol turnuvanın en güzel golü seçilen Cabral sessiz sedasız kampa katıldı.

Serie A kariyeri ve müthiş sol ayağıyla dünya çapında bir profil olan Ruslan Malinovskyi hiç konuşulmadı.

Milli takımın tecrübeli stoperi Samet Akaydın sanki gizli saklı transfer edildi.

Ve yarınlara dair ümit veren genç yetenek Noah Saviolo...

Normal şartlarda bu oyuncuların gelişiyle şehirde bayram havası estirilmeli, ışıklar altında, basının ve taraftarın huzurunda şahane imza törenleri düzenlenmeliydi. Ancak yönetim sanki alt liglerden vasat oyuncular transfer edilmişçesine bu süreci yavan ve sessiz geçiştirdi.

Sattığın oyuncuların bonservisiyle övünmek finansal bir başarıdır; ancak spor pazarlamasında taraftara biz oyuncu ihraç eden bir şirketiz hissi verirseniz, taraftar da tutkulu destekçi gibi değil, soğukkanlı bir tüketici gibi davranmaya başlar.

Saha içine döndüğümüzde Fatih Tekke’nin açıklamalarında da benzer bir rasyonellik görüyoruz. Fatih Hoca, tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yıl da şampiyonluk sloganları atmak yerine güçlü rakipler söylemini öne çıkarıyor.

Bu strateji anlaşılabilirdir; spor psikolojisinde buna "Beklenti Düşürme Stratejisi" denir. Hoca bu söylemle üç şey amaçlıyor: Genç ve yeni kadronun üzerinde oluşabilecek şampiyonluk baskısını kırmak, olası bir başarısızlık durumunda kriz alanını daraltmak ve rakiplerin devasa bütçeleri karşısında sahadaki gerçekliği dile getirmek.

Fatih Hoca’nın yaptığı şey teknik adam mantığıyla tamamen doğru ve anlaşılabilir bir koruma kalkanıdır. Ancak liderlerin kullandığı dil, kitlelerde doğrudan Pygmalion Etkisi yaratır. Yani lider ne kadar büyük bir iddia ortaya koyarsa, kitle o kadar büyük bir coşkuyla harekete geçer. Kendi teknik direktörünün bile en tepeyi hedeflemekten imtina ettiği bir iklimde, taraftarın şampiyonluk heyecanıyla kombineye veya formaya koşmasını beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır.

Burada karşımıza çıkan tablo şudur: Yönetim kulübü gerçekçi bir finansal çizgiye çekmeye çalışmakta haklıdır. Fatih Tekke takımı baskıdan koruyup gerçekçi hedefler koymakta kendince haklıdır. Peki hem yönetim hem teknik heyet kendince doğru olanı yapıyorsa, forma ve kombine almayan taraftar haksız mıdır? Kesinlikle hayır.

Taraftar, kulübün sunduğu duygusal atmosferin bir aynasıdır. Siz taraftara bir şampiyonluk masalı, bir iddia veya bir heyecan sunmuyorsanız; taraftarın da bu sönük ve düşük tempolu hikayeye mesafeli kalması bir protesto değil, yönetim ve teknik heyetin ektiği rasyonel tohumların doğal bir sonucudur.

Özetle; Trabzonspor yönetimi ve Fatih Tekke sıfır risk ve düşük beklenti politikasını bir tercih olarak benimsediyse, bunun doğal sonucu olan sönük tribünleri ve düşük satışları da olgunlukla karşılamak zorundadır. Çünkü Trabzonspor taraftarı tüccar değildir; o sadece ve sadece coşkunun, iddianın ve umudun peşinden gider.

Çözüm Trabzonspor yönetimindedir. Yönetim bir an önce camia üzerindeki ölü toprağını kaldıracak hamleleri yapmalıdır.

Taraftar yönetimin estireceği rüzgarı bekliyor.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!