Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Makale 06 Temmuz 2026 14:50 06 Temmuz 2026 14:55

Fatih Tekke'nin Mutsuzluğu

Fatih Tekke’nin A Spor ekranlarındaki sitem dolu, adeta canı burnunda açıklamalarını izlemişsinizdir. "Bana şerefsiz dediler" isyanı ve hemen ardından gelen çarpıcı ifade: "Mutsuzum."

Öncelikle şunu peşinen, en net şekilde ortaya koyalım: Bu topraklarda Fatih Tekke’ye hiç kimse "şerefsiz" diyemez! Bu cümleyi kurmaya yeltenen her kim olursa olsun, cevabını Fatih Hoca’ya bırakmadan bu taraftar sokakta da sahada da verir, gereğini anında yapar. Ancak madalyonun iki yüzünü de dürüstçe masaya yatırmak, Fatih Hoca’nın o çok sevdiği "adalet" duygusunun da bir gereğidir.

Şu tespiti çok net yapmak gerekiyor: Klavye arkasına saklanan trolleri ve onların haysiyet yoksunu hakaretlerini ciddiye almak, bir teknik adamın başarı yoluna kendi eliyle vuracağı en büyük darbedir. Bir teknik direktörün en büyük sermayesi zihni ve enerjisidir. Dışarıdaki o gürültüyü, o kirli ortamı içeri aldığınız an odağınız kayar, enerjiniz sızar ve kaçınılmaz olarak mutsuzluk kapıyı çalar.

İşinde mutsuz olan, sürekli savunma refleksinde kalan bir aklın sahada kalıcı, yaratıcı ve sürdürülebilir bir başarı üretmesi imkânsızdır. Mutsuz lider, takımına ışık veremez. Fatih Hoca, kalbiyle yaşayan eski toprak karakteri yüzünden bu dijital lağımı fazla ciddiye alırsa, kendi başarısının önüne gereksiz bir duvar örmüş olur.

Yıllardır bu futbol ikliminin, bu şehrin ve bu tribünlerin içinde olan biri olarak çok net bir gözlemimi aktarayım: Ben bugüne kadar Trabzonspor’da Fatih Tekke’ye gösterilen kredinin, sevginin ve desteğin hiçbir hocamıza gösterildiğini görmedim! Hocamız belki farkında değil ama sokakta arkasında devasa bir halk desteği var. Bu şehirde kimse Fatih Tekke kadar konforlu ve arkası sağlam çalışmadı. Ki hoca da bu eşsiz desteği karakteriyle, duruşuyla ve başarısıyla sonuna kadar hak ediyor.

O yüzden dönüp bakılması gereken yer, dışarısıdır. Bakıyorsunuz, İstanbul medyasının konforlu koltuklarında oturan yorumcular Fatih Tekke’yi yere göğe sığdıramıyor. Neden sığdırsınlar ki? Uzaktan gazel okumanın bedeli yoktur, sorumluluğu da yoktur. Tekke’nin takımı yenildiğinde İstanbul’un canı yanmaz.

Büyük filozof Cicero ne diyor: "Gerçek dostlukta dalkavukluğa, yaltaklanmaya asla yer yoktur. Hakiki dost, gerektiğinde acımasızca dürüst olandır." İşte İstanbul medyasının övgüleri, Cicero’nun bahsettiği o tehlikeli, insanı körelten konforlu dalkavukluktan başka bir şey değildir.

Buna karşın, Trabzonsporluların bir bölümü Fatih Tekke’yi yeri geliyor acımasızca eleştiriyor. Peki, burada bir iki yüzlülük mü var?

Burada da Hz. Mevlâna’nın o muazzam sözü devreye giriyor: "Dost, senin ayıbını senden gizlemeyen, sana ayna olandır." Yani gerçek dost, senin hatanı bilse bile seni alkışlayan dalkavuk değil; yüzüne karşı dürüstçe fikrini söyleyen, seni hatandan çevirmeye çalışan aynadır.

Trabzonsporlunun eleştirisi, "dostun fırlattığı taş" gibidir. Can acıtır, bağrı yakar ama arkasında dalkavukluk değil, samimiyet vardır. Kendi evladının daha iyiye gitmesini isteyen, yanlışı gördüğünde "Hocam burada hatalısın" diyebilen insan; aslında Tekke’nin kariyerini ve geleceğini İstanbul’un sahte alkışçılarından çok daha fazla düşünmektedir.

Fatih Tekke bu topraklarda yetişmiş en büyük yeteneklerden, en dürüst futbol akıllarından biridir. Ancak bu düzende ayakta kalmak istiyorsa, o haksızlığa boyun eğmeyen karakterinden asla ödün vermeden güçlü bir savunma hattı geliştirmek zorundadır.

Hoca; hakaret eden troll ile dürüstçe eleştiren dostu aynı kefeye koyma yanılgısından kurtulmalıdır. Unutmamalıdır ki; onu her şartta körü körüne alkışlayıp felakete uğurlayan dalkavuklardansa, doğrusunu savunup onu sarsarak uyandıran Trabzonsporlular onun bu iklimdeki gerçek dostlarıdır.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!