Ölümsüzlük suyunu bulup içenler
Takvime baktım bugün
Günlerin kısalması bir dakika
Ömrümüzün kısalması
Yirmi dört saat...
Ömür denen zembereğin ne zaman boşanacağı bilinemese da tavsiye edilen bir tüketim tarihi var. O tarih yaklaşırken olaylara ve olgulara bakışlar değişiyor. "Ben görür müyüm, bilmem. Nasip olursa seneye..." gibi daha temkinli konuşmalar başlıyor.
"Kanlıca'nın ihtiyarları bir bir hatırlamaktayken geçen sonbaharları" Vedat Günyol "ha geldi ha geliyor tedirginliği içinde" bulmuştu kendini, yetmiş yaşında. Uzun vadeli planların kurulamadığı bir zamandır bu. "Bilsem ki biraz daha yaşayacağım, dişlerimi yaptırırım." diyor annem. "Öğleyi kılarken mesela, belki bu son namazımdır. İkindiyi kılmak nasip olmaz belki, diye geçiyor aklımdan." diyor bir amca.
Giderayak anılarını yazanlar, "Hoşça Kal Dünya, Yolun Sonu Görünüyor, Biz Dünyadan Gider Olduk" benzeri, hüzünlü adlar koyuyor kitaplarına.
Öte yandan abıhayatı (ölümsüzlük suyunu) bulup içmiş gibi davrananlar da var ki takdire şayan. Yetmişinde dil öğrenmekten, okul okumaktan, dans kursuna başlamaktan öte...
Yaş ilerledikçe artan servet düşkünlüğü beni umutlandırıyor. Acaba diyorum, biriktirdiklerinin yüzde birini olsun, giderken götürme izni almış olabilir mi bu ihtiyarlar?..
İnsana ölümsüzlük duygusu veren bir olgu daha var. Mevlana'nın, "Âdem’in işlediği ufak kusur, boğazını ve uçkurunu tutamayışıydı. Fakat iblisin suçu, yücelik ve makam davasıydı." sözünde belirttiği.
Kamerun'da Paul Biya 93 yaşında ve hâlâ hizmet aşkıyla dolu. "Süleyman hep başbakan" şarkısında olduğu gibi, 46 yıldır en yüksek ve en rahat koltukta oturuyor. Seçimleri daima o kazanıyor ki seçim olmadan bile kazanabilir. Gözlerinin feri sönmemiş, kameralara gülümserken keyifli görünüyor.
İlginçtir. Bu üçüncü dünya ülkelerinde liderler sonsuza dek yaşayabiliyor ve sonsuza dek kutsal koltuklarında oturabiliyor.