Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Makale 22 Ağustos 2026 09:07 22 Ağustos 2026 09:09

Mücadeleye devam...

Mücadeleye devam...

Osmanlı'da "halk" için çoğunlukla "reaya" sözcüğü kullanılmıştır ki sözcüğün temel anlamı "sürü"dür. Bununla, vergi ödemekle yükümlü insanlar kastedilmiştir. Yani yönetenlerin, askerlerin ve ulemanın dışında kalanlar.

19. yüzyıldan itibaren "tebaa" (tâbi olan) ve "halk" sözcüğüne rağbet edildiğini, sonra da ikincisinde karar kılındığını görüyoruz. Osmanlı'nın son dönem “okumuş”larının "halka doğru gitmek, halka inmek, halkın dili, halkı bilgisizlikten kurtarmak" gibi ifadelerine de bakınca bu sözcüğün aydınları kapsamadığını anlıyoruz.

Cumhuriyet Dönemi'nde halkın "seçmen" gibi önemli bir sıfatla ciddi bir irtifa kazandığını görüyoruz. "Vaatten kim ölmüş" deyiminin hakkının verildiği seçim dönemleri, halkın çalımından geçilmediği kısa zaman dilimleridir.

Bugün sözcüğün kullanımına baktığımızda şu yoksunlukları içerdiğini görüyoruz: para, makam, bilgi. "Halk lokantası, halk ekmek, halkın sofrası, halk otobüsü, halk plajı, halk ağzı, halkın âdetleri, halk inanışları, halk anlatıları" gibi tamlamalar bu havayı yansıtır.

Eskiden "nurlandırılmış, ışıklı" anlamındaki "münevver" sözcüğü kullanılırdı. Sonra "entelektüel" ve “aydın” yeğlenir oldu. İşte bu kesim ile aydın olmayanlar (halk) arasındaki ilişki çok garibime gider öteden beri. Çünkü aydınların hayattaki en önemli amacı aydın olmayanları kurtarmaktır. Bunun için kendilerini adeta heder ederler. Az giderler uz giderler, dere tepe düz giderler, bir de dönüp arkalarına bakarlar ki reaya olduğu yerde durmaktadır veya biraz daha öteye gitmiştir. İşte o zaman çok sinirlenirler, "Akrep gibisin kardeşim, midye dolması gibisin" tarzında sözler ederler. Sonra biraz sakinleşince de "Yok, hata bizde, biz beceremedik..." deyip baştan başlarlar. Bu hep böyle yinelenir. Halkı aydınlatmak için şiir, kompozisyon, piyes, konferans" gibi çalışmalar yapılır. Oysa aydınlar çok iyi bilirler ki bütün yazılıp çizilenlerin asıl müşterisi yine aydınlardır. Ama o üç beş tane denizyıldızı vardır ya, işte onları kurtarmak çok değerlidir.

Benim kafam biraz karışık olsa da ne diyelim, dostlar: Mücadeleye devam!..

Yorumlar (1)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

E
Erol Kara
58 dakika önce

Güzel yazı. Toplumun zamanla hangi adlarla şekillendirildiği konusu önemli. Teşekkürler Ustam.