Festivaller nefes aldırır
Dünya üzerinde şehirler kendilerini tanıtmak üzere festivaller düzenler.
Rio Karnavalı (Brezilya), samba geçitleri, kostümler ve sokak kutlamalarıyla; Oktoberfest (Almanya), dünyanın en büyük bira festivali olmasıyla; Harbin Buz ve Kar Festivali (Çin), dev buz heykelleri ve ışık gösterileriyle; La Tomatina (İspanya) ise binlerce kişinin katıldığı domates savaşıyla insanın ilk aklına gelen dünyaca ünlü festivaller arasındadır.
Bunlar dünyaca ünlü festivaller ama küçük bir kasabada düzenlenen, yerel değerlerle süslenmiş festivaller de turizm destinasyonuna eklendiğinde turist çekme adına önemli girişimler oluyor.
Türkiye'de bunu başaran, çok nadir de olsa bazı festivaller var.
Kırkpınar Yağlı Güreşleri (Edirne), dünyanın en eski spor organizasyonlarından biri. Mesir Macunu Festivali (Manisa), UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan mesir saçımı geleneğiyle öne çıkıyor. Uluslararası Nasreddin Hoca Şenlikleri (Konya) ise mizah, kültür ve geleneksel etkinlikleriyle dikkat çekiyor.
Dünyaca ünlü olmasa da adını bir şekilde duyurmuş festivaller bunlar.
Trabzon'da ise yüzyıllara dayanan bir yayla şenlikleri geleneği olsa da, turizme açılması anlamında son dönemlerde hareketlilik göze çarpıyor.
İlki yapılan Uzungöl Kış Festivali ve dün gerçekleştirilen Trabzon Uluslararası Horon ve Müzik Festivali güzel bir örnek olarak göze çarpıyor.
Yeni emeklemeye başlayan ve gerçekten Trabzon kültürünü tanıtan bu festivallere ileriki dönemlerde yemek, giyim kuşam, tarih ve kültür de dahil edilirse tam bir festival havası yaşanır.
Ayrıca bunun yurt içi ve yurt dışı tanıtımlarında turizm paydaşlarıyla koordineli yapılması, farklı bir boyut kazandıracaktır.
Yapılan girişimler değerlidir.
Kültür dayatması adı altında kaşesi milyon TL'yi bulan popçular yerine bu yolu denemek oldukça kıymetlidir.
Gerisinin gelmesi umuduyla.