Hıncal Uluç, Fotomaç'taki köşesinde "Sahtekar kim" başlıklı yazısıyla Yattara transferi ile ilgili ağır bir yazı kaleme aldı. Hıncal, sahtekar kim yazısı ile Yattara'da transferinde "Sahtekar kim" sorusuna cevap bulmaya çalışıyor.

İşte Hıncal Uluç'un yazısını yorumsuz bir şekilde haber61 okuyucuları ile paylaşıyoruz

Sahtekar kim?
Türkiye'de gazetecilik sıfır oldu. Trabzon'un Yattara'yı satamaması büyük skandal. Ortada bir sahtekâr var... Galatasaray'ın, Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'ın sorunu başkanları. Bunlar yönetim tarzını değiştirmedikçe hiçbir şey olmaz

Transferi uzun bir süre kamuoyunu meşgul etmesinin ardından Yattara, Trabzon'da kaldı. Gitmemesi daha mı hayırlı oldu Trabzon için!..
Türkiye'de gazetecilik sıfır oldu. Trabzon'un Yattara'yı satamaması çok büyük bir skandal. Niye satamadığını bilen var mı? Ortada bir sahtekar var. Bu sahtekar menajer mi, bu sahtekar Trabzon yöneticisi mi, bu sahtekar Katar'da bulunan birisi mi? Bunu bilen var mı? Sen biliyor musun? Hayır. Nerede gazetecilik!.. Ne yapıyor, benim Trabzon muhabirlerim? Trabzon'un Yattara'yı niye satamadığı sorusunun cevabını bilen bir tek kişi yok. Hiçbir gazetede okumadım. Hiçbir televizyonda duymadım. Trabzon, Yattara'yı satamadı.

Düşünebiliyor musun: 'Real Madrid, Ronaldo'yu aldı' diye haber var. Sonra transfer yattı. Bütün Avrupa bilmez mi niye olmadığını!.. Senenin en büyük transferlerinden biri... 11 milyon euro... Olmadı, geri döndü. Niye kardeşim? Üç tane adam var ortada... Trabzon, Katar ve aracı. Bunlardan birisi sahtekâr ki bu iş olmadı. Kim belli değil. Kimse de merak etmiyor.

KİMSE MERAK ETMİYOR
Bir tane spor gazetesi şefi yok mu Türkiye'de? Bunca büyük gazetenin bir tane spor müdürü yok mu kardeşim? 'Bana şunu öğrenin. Getirin. Yattara'nın transferi niye olmadı?' diyen. Meraksız gazetecilik olur mu? Ben bunu anlatamıyorum işte... Gazeteciliğin birinci vasfı meraklı olmasıdır. Adı lazım değil, herhangi bir spor servisindeki arkadaşıma telefon ediyorum. Basketbol maçının sonucunu öğrenmek için... "Bir sorayım ağabey" diyor. Spor servisinde çalışan ve bununla geçinip, maaşını alan adam basketbol maçının sonucunu merak etmiyor. Olur mu? Sen spor muhabiriysen her şeyi merak edeceksin. Etmiyorsan senden spor muhabiri olmaz. Türkiye'de kimse hiçbir şeyi merak etmiyor. Trabzon muhabiri merak etmiyor. Buradaki müdür merak etmiyor. O müdürün genel yayın müdürü de merak etmiyor. Türkiye'de bir kişi çıkmıyor, 'Yattara'nın transferi niye olmadı?' diyen. Ondan sonra 'Gazeteler niye okunmuyor.' Niye okunsun kardeşim.

GİDERLER, GELİRLER
Gazetecinin birinci işi haberdir. Yorum dediğimiz şey habere göre yapılır. Sen şimdi 'Yattara bundan sonra Trabzon'a faydalı olur mu?' diye sorsan, ne bileyim ben. Bilmiyorum ki ne olduğunu! Bilsem oradaki duruma göre ben sana cevap vereceğim. 'Olmadı ama bu iş artık bitmiştir. Trabzon, Yattara'yı birine satmalı.' Ya da diyeceğim ki 'Hayır... Gül gibi geçinirler. Yattara yine harikalar yaratır.' Bunu neye göre diyeceğim!.. Habere göre. Haber olmayınca Hıncal palavra konuşuyor. Hayır konuşmam. Bilmediğim konu hakkında ne konuşayım!..

Fenerbahçe'de Aragones'e çözüm aranıyor. İstifası şimdilik düşünülmüyor ama yanına iyi bir yardımcı verilmesi gerektiği konusunda yorumlar var. Son dönemde Rıdvan Dilmen'in ismi geçti. İyi bir yardımcı hoca ile sorun çözülür mü?
Hiçbir şey değişmez. Aziz Yıldırım orada kaldığı süre hiçbir şey değişmez. Benim ağzımdan çıkan laf değişmez. Galatasaray, Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'ın sorunu başkanları. Yönetim tarzını değiştirmedikçe bunlar, hiçbir şey olmaz. Giderler gelirler, giderler gelirler... Ertuğrul Sağlam gider, Mustafa Denizli gelir, Zico gider Aragones gelir, Skibbe gider Lucescu gelir.