Anahtar Deliği 24.06.2026 Cüneyt Zorlu hangi konularda sitem etti
CÜNEYT ZORLU HANGİ KONULARDA SİTEM ETTİ?
Ortahisar Belediye Başkan Yardımcısı Cüneyt Zorlu ile ayaküstü sohbet ettik. Belediyedeki çalışmaların gidişatını, planlanan projeleri ve karşılaştıkları sorunları konuştuk.
Sohbet boyunca en çok üzerinde durduğu konu ise yapmak istedikleri bazı projelerin çeşitli gerekçelerle engellenmesi oldu.
Özellikle üretime yönelik çalışmalardan söz etti Zorlu. En basitinden vatandaşlara belediyenn kendi üretimi olan civciv dağıtmak istemişler. Amaçları, kırsalda yaşayan insanların üretime katılmasını teşvik etmek ve aile ekonomilerine küçük de olsa katkı sunabilmek. Benzer şekilde yine kendi ürettikleri çeşitli fidan destekleriyle vatandaşların üretim yapmasına katkı sağlamayı hedeflemişler. Ancak her iki konuda da bekledikleri sonucu alamadıklarını anlattı.
Burada dikkat çektiği nokta oldukça netti.
"Biz siyaset yapmak için değil, hizmet etmek için seçildik" diyor.
Ardından da ekliyor:
"Vatandaşın yanında olduğumuzu göstermek, üretmek isteyene destek olmak istiyoruz. Ancak son derece iyi niyetli projelerimizin bile önüne engeller çıkarılıyor. Buna üzülüyoruz."
Zorlu'nun en çok üzerinde durduğu konu ise yaşananların yalnızca belediyeyi ilgilendirmediği düşüncesi.
"Engellenen Ortahisar Belediyesi değil, vatandaşa ulaşacak hizmetlerdir" sözleriyle anlatıyor bunu.
Ona göre birkaç çift civciv ya da birkaç fidan dağıtımından çok daha büyük bir mesele var ortada. Çünkü belediyelerin asli görevi vatandaşın hayatına dokunmak. Eğer bu amaçla hazırlanan projeler hayata geçirilemiyorsa, bunun olumsuz etkisini doğrudan vatandaş hissediyor.
Sohbet sırasında zaman zaman sitemkâr, zaman zaman da umutlu bir tablo çizdi Zorlu.
Özellikle hizmet konusunda siyasi ayrımların geri planda kalması gerektiğini düşünüyor.
"Belediyeler farklı siyasi görüşlerden olabilir. Ancak konu vatandaşın yararına olacak hizmetler olduğunda herkesin ortak hareket etmesi gerekir. Hizmette yarış olabilir ama engelleme olmamalı."
Trabzon'un geçmişine de atıfta bulundu.
Farklı siyasi partilerden gelen belediye başkanlarının şehre önemli eserler kazandırdığını, bugün o hizmetlerden herkesin yararlandığını söyledi.
"Makamlar gelip geçici. Geriye kalan yapılan hizmetlerdir. Bugün geçmişte yapılan eserleri takdirle anıyoruz. Yarın da bu şehre katkı sağlayacak çalışmaların konuşulmasını isteriz."
Göreve geldikleri günden bu yana çeşitli zorluklarla karşılaştıklarını anlatan Zorlu, buna rağmen geri adım atmayacaklarını da özellikle vurguluyor.
"Bizim önceliğimiz siyaset değil, vatandaşa hizmet edebilmektir. Bunun için çalışmaya devam edeceğiz."
Sohbetten geriye kalan en belirgin mesaj ise şu oldu:
Ortahisar Belediyesi'nin itirazı, projelerinin engellendiği yönünde. Cüneyt Zorlu ise bunun yalnızca belediyeyi değil, hizmet bekleyen vatandaşı da etkilediğini düşünüyor.
Ve tam da bu nedenle şu cümleyi sık sık tekrarlıyor:
"Engellenen biz değiliz, vatandaşa ulaşacak hizmetlerdir."

***
BİR MOTO-KURYE BEŞİRLİ’DEN KTÜ’YE GELSE!..
Posta görevlilerinin enerjisi yetmiyor.
Muhtarlar çuvallarla tebligatı iletmeye yetişemiyor.
Çoğu muhtarlık görevli çalıştırmak zorunda.
En büyük yük ise vatandaşlarda; neredeyse her hafta cezai bildirim alan sürücüler var.
Önlemler ağırlaştı; cezalar sertleşti.
Bin 200 liradan 1 milyon liraya kadar trafik cezaları var.
Artık sadece radar, kırmızı ışık ve park cezaları değil;
günü geçmiş egzoz muayenesi bile araç sahiplerinin başına çorap örüyor.
Avrupa’ya keşke her konuda böyle entegre olabilsek; ama olmuyor!..
Trabzon özelinde dikkatimizi yeni bir veri çekti, son verilere göre 2019'da 3,3 milyon olan trafiğe kayıtlı ulusal motosiklet sayısı, 2026'da 7,2 milyona ulaştı.
Bölgede ve Trabzon’da motosiklet sayısı yüzde 27 artış göstermiş.
Bildiğiniz gibi motosiklet sürücüleri yaya geçitlerini kullanıyor.
Kaldırımdan gidiyorlar.
Güvenlik şeridi ihlallerini ise hergün gözlemliyoruz.
Bir hesap yapalım…
Motosiklet tercihlerinde kolay sürüş, ucuz ehliyet, belli cc’lere kadar ehliyetten muafiyet, ilaç ve gıda kuryelerinin artışı, istihdam açmazı, düşük yakıt tüketimi ve cezalardan kaçmak gibi hususların etkileri var.
Bunu kötüye kullananların sayısı ise inanılmaz artışta.
Her an solunuzdan, hatta sağınızdan(!) bir motor fırlayıp gelebiliyor.
Uzmanlara sorduk, motosikletlerin de aynı büyük motorlu taşıtlar gibi trafikte yerini, sırasını beklemek zorunda oldukları söylendi.
Hatalı sollamalarla giden, iki araç arasında usulsüzce geçen her motosiklet ve elbette güvenlik şeridini sürekli ihlal eden iki tekerli sürücülerin aynı büyük cezalara muhatap olmaları gerekiyormuş.
Düşünebiliyor musunuz?..
Standart bir örnekleme sathında;
Beşirli’den KTÜ’ye bir kurye (mesela 1 kumpir) getirse; sağdan soldan ve araçların aralarından kendilerince standart geçişler yaparak 7 kilometre yol kat etse; bunlar da kaydedilse toplam kaç lira milyon lira yazılır?
Herkesin acelesi var.
Trafikte bu sorun büyük.
Emekçinin yanındayız ama kurallara uymaya bir yerden başlamak gerekmiyor mu?

***
HANİFE HATUN CAMİİ ÖNÜNDE YAYALAR TEHLİKEDE
Sahildeki Hanife Hatun Camii ve hem dolmuş hem otobüs duraklarının bulunduğu Reşadiye geçidinde büyük açmaz var.
Sürekli olarak sahilden camiye, bilim merkezine, doğal üstgeçide, Avrasya Pazarına ve buradaki rekreasyon alanlarına değinen yazılar kaleme aldık.
İç yola ise henüz bir üst veya altgeçit yapılmadı.
Yayalar çoğunlukta ve yoğunlukta.
Karşıya geçmeleri için 50 metre arayla iki ana yaya geçidi yapıldıysa da kaldırılması planlanan araç üstgeçidi halen aktif olduğu için araçlar hızlı seyrediyor.
Süratli şekilde araç üstgeçidinden inen taşıtların yaya geçidinde durmaları zorlaşıyor.
Bir araç fren yapsa diğeri gaza basıyor.
Üç şeritli yolda araçların biri yol verse bile yaya, yan şeritten gelen aracın önüne düşüyor.
Alt geçit olur, üstgeçit olur, trafik lambası ya da görevli olur.
Hepsi faydalı olur; seçenekler çok ama henüz bir önlem yok.
Buraya köklü bir çözüm şart.

***
AYILAR NEDEN YERLEŞİM YERLERİNE İNİYOR?
Haberlere baktığımızda, özellikle son iki yıldır kırsal ve yüksek kesimlerde ayı saldırılarının had safhaya ulaştığını görüyoruz. Özellikle kış aylarında normalde uykuya yatan bu cüsseli hayvanların, yaylalarda, meralarda ve mezralarda bulunan evlerin kapı ve camlarını kırarak yiyecek arayışına girdiklerine sıkça tanık oluyoruz.
Gün geçmiyor ki ayılarla ilgili yeni bir haber duyulmasın. Elbette kamuoyuna yansıyan olayların yanında yansımayan çok sayıda vaka da bulunuyor. İnsanlar artık bu durumdan bıkmış durumda. Özellikle Trabzon'un yüksek kesimlerinde birçok evin tahrip olduğunu, vatandaşların ciddi mağduriyetler yaşadığını biliyoruz.
Peki, ne oldu da ayılar son yıllarda bu kadar sık yerleşim yerlerine inmeye başladı?
Uzmanlara göre bunun tek bir nedeni yok. İklim değişikliği, doğal yaşam alanlarının daralması, besin kaynaklarının azalması ve kış şartlarının geçmiş yıllara göre farklılaşması, ayıların davranışlarını etkileyen başlıca faktörler arasında gösteriliyor. Özellikle yiyecek bulmakta zorlanan ayılar, alternatif besin kaynaklarına yönelerek insanların yaşam alanlarına daha fazla yaklaşabiliyor.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile yaban hayatı uzmanları da ayıların yerleşim alanlarına inmesinde en önemli etkenlerden birinin kolay ulaşılabilir gıda kaynakları olduğuna dikkat çekiyor. Evlerin çevresinde bırakılan yiyecekler, çöp konteynerleri ve hayvancılık faaliyetleri sırasında ortaya çıkan atıklar, ayıları bu bölgelere çekebiliyor.
Trabzon'da yabani hayvanlardan özellikle domuzların tarlalara girerek zarar verdiği uzun yıllardır biliniyor. Mısır üretiminin yoğun olduğu bölgelerde domuzlar, çiftçilerin en büyük sorunlarından biri olarak görülüyordu. Ancak bugün gelinen noktada ayılar da en az domuzlar kadar, hatta bazı bölgelerde daha fazla endişe yaratmaya başlamış durumda.
Bir dönem daha çok sevimli yönleriyle anılan ayılar, artık vahşi doğalarının ön plana çıktığı olaylarla gündeme geliyor. Bu nedenle vatandaşlar, hem can hem de mal güvenliği açısından daha etkili önlemler alınmasını bekliyor.
Devletin ve ilgili kurumların bu konuda nasıl bir yol haritası izleyeceği ise merak konusu. Çünkü ayılar, normal şartlarda yüksek rakımlı ve insan faaliyetlerinin daha sınırlı olduğu bölgelerde yaşamayı tercih eden hayvanlar. Ancak son yıllarda bırakın köyleri, şehir merkezlerine kadar indiklerine dair görüntülerle karşılaşıyoruz.
Önümüzdeki süreçte hem yaban hayatının korunmasını hem de vatandaşların güvenliğini sağlayacak kalıcı çözümlerin hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor.



