Anahtar Deliği 21.06.2026 Halk buluşmaları beklenen etkiyi yarattı mı?
HALK BULUŞMALARI BEKLENEN ETKİYİ YARATTI MI?
AK Parti Genel Merkezi’nin yaklaşık bir ay önce kendi belediyelerine gönderdiği yazıyla, belediye başkanlarının düzenli “halk buluşmaları” gerçekleştirmesini istediği öğrenildi. Bu kapsamda Türkiye genelindeki AK Partili belediyelerde vatandaşlarla bir araya gelinmesi, sorunların doğrudan dinlenmesi ve yerinde çözüm üretilmesi hedeflendi.
Trabzon’da da bu doğrultuda Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, merkezdeki üç mahallede vatandaşlarla buluşarak soruları yanıtladı. Devam eden süreçte bazı il ve ilçe belediyelerinde de benzer toplantıların yapıldığı görüldü.
Parti yönetiminin bu adımının temel amacının, seçimler öncesi vatandaşla bağı güçlendirmek, sorunları doğrudan sahada dinlemek ve çözüm mekanizmalarını hızlandırmak olduğu ifade ediliyor. Uygulama kamuoyunda genel olarak takdirle karşılandı.
Ancak bazı il ve ilçe belediye başkanlarının bu toplantılarda zorlandığı da gözlendi. Vatandaşların sorularına net yanıt veremeyen, zaman zaman hazırlıksız yakalanan ve süreci yönetmekte sıkıntı yaşayan başkanlar oldu. Hatta bazı durumlarda diyalogların tartışmaya dönüştüğü anlar da sosyal medyaya yansıdı ve eleştirilere neden oldu.
Özellikle bazı belediye başkanlarının, yürütülen projeler hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı yönündeki görüntüler dikkat çekti. Vatandaşla sağlıklı iletişim kurmak yerine tartışmayı tercih eden örnekler de kamuoyunda tepki topladı.
Bunlar arasında, makam aracı tartışmalarıyla gündeme gelen bazı belediye başkanlarının vatandaş soruları karşısında kullandığı ifadeler de “şık bulunmadı” ve eleştirildi.
Özetle, iyi niyetli başlayan süreç bazı yerlerde istenilen etkiyi oluşturamadı. Konuya hâkim olunmadan yapılan açıklamaların zaman zaman süreci daha da zorlaştırdığı değerlendiriliyor.
AK Parti Genel Merkezi’nin ise sosyal medyaya yansıyan bu görüntüler sonrası belediye başkanlarına gerekli uyarıları ilettiği öğrenildi.

***
YOMRA SAHİLİNDE TEPKİ ÇEKEN MANZARA
Trabzon’un Yomra sahili, vatandaşların yürüyüş yapabilmesi, deniz havası alabilmesi ve kent stresinden uzaklaşabilmesi amacıyla yaklaşık bir ay önce hizmete açılmıştı. Ancak kısa sürede sahilde istenmeyen görüntüler ortaya çıkmaya başladı.
Akşam saatlerinde sahili kullanan bazı vatandaşların çekirdek kabuklarını, su şişelerini ve çeşitli içecek kutularını çöp kutuları yerine sahil kenarına bırakması nedeniyle çevre kirliliği oluştuğu görülüyor. Temizlik konusunda hassasiyet gösterilmemesi, bölge sakinlerinin tepkisini çekiyor.
Öte yandan sahilde alkol kullanımının da arttığı, bazı kişilerin tükettikleri içeceklerin ambalajlarını olduğu gibi bırakarak çevreye rahatsızlık verdiği ifade ediliyor. Bu durumun zaman zaman rahatsız edici ve uygunsuz görüntülere neden olduğu belirtiliyor.
“Elimizde deniz gibi önemli bir nimet var ancak yeterince koruyamıyoruz.” değerlendirmeleri yapılırken, vatandaşların kamu alanlarını daha dikkatli ve sorumlu kullanması gerektiği vurgulanıyor.
Bölge sakinleri ise sahilde güvenlik kamerası eksikliği ve gece denetimlerinin yetersiz olmasının sorunları artırdığını dile getiriyor.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen Yomra sahilinin önemli bir yaşam alanı olduğu belirtilirken, vatandaşlara “daha fazla sorumluluk ve duyarlılık” çağrısı yapılıyor

***
KADRO DEĞİŞİKLİĞİ DİZİDE GÜNDEMİ DEĞİŞTİRDİ
“Taşacak Bu Deniz” dizisi TRT’de bir sezon boyunca yayınlandı ve Türkiye genelinde ciddi bir izlenme oranına ulaştı. İlgi büyük oldu, sosyal medyada da gündemden düşmedi.
Kadrosunda çok fazla Trabzonlu oyuncu yoktu. Olanlara da yeterince sahip çıkılmadığı yönünde yorumlar yapıldı. Özellikle Araklılı oyuncu Onur Dilber’in diziden çıkarıldığı iddiaları konuşuldu, tepki de büyüdü.
Neden çıkarıldığına dair net bir açıklama yok. Sosyal medyada farklı iddialar dolaştı. Hatta bazı paylaşımlarda “senaristin kişisel tavrı nedeniyle ayrılık yaşandı” denildi. Doğru mu, değil mi bilinmiyor. Netlik yok, sadece konuşuluyor.
İçeride ne yaşandı, uyum sorunu var mıydı, bilinmez. Dışarıdan bakınca yorum yapmak kolay ama gerçek tabloya ulaşmak zor.
Asıl tartışma oyunculardan çok başka bir yere kaymış durumda. Dizi, Trabzon’u ne kadar anlatıyor sorusu öne çıkıyor. Hikâye güçlü ama bölgeyle uyum tartışmalı.
Kan davaları, gerilim ve aşk hikâyeleri üzerine kurulu bir senaryo var ortada. Fakat Trabzon’un gerçek hayatıyla örtüşmediğini söyleyenler de az değil. Yer yer uzak kalıyor bölgeye, hissediliyor bu durum.
Kullanılan isimler ve diyaloglar da eleştiriliyor. “Yöresel hava zayıf” diyenler çoğunlukta. Bir anlatım var ama tam karşılık bulmuyor deniyor.
Buna rağmen dizi geniş kitlelere ulaştı, izlendi de. Fakat kadro değişiklikleri ve tartışmalar, yapımın etkisini nasıl etkileyecek, o da ayrı bir soru olarak duruyor.

***
YAYLALAR KARANLIKTA, VATANDAŞ İSYANDA!
Trabzon, yaylacılık kültürünün en güçlü şekilde yaşatıldığı şehirlerden biri. Kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşlar her yıl yaz aylarının gelmesiyle birlikte yaylalara çıkar, hayvanlarını otlatır, kış boyunca kullanacakları ot ve çayırların bakımını yapar. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkla geçimini sağlayan aileler için bu dönem, yılın en önemli çalışma sezonudur.
Bu konuyu daha önce de gündeme getirmiştik. Ancak aradan geçen zamana rağmen herhangi bir çözüm üretilmediği için yeniden hatırlatmak gerekiyor.
Normal şartlarda mayıs ayında başlayan yayla göçleri, bu yıl havaların geç ısınması nedeniyle haziran ayına sarktı. Vatandaşlar yaylalara çıkmaya başladı ancak bu kez karşılarına başka bir sorun çıktı: Elektrik yok!
Kış mevsiminin ağır geçmesi nedeniyle birçok yaylada elektrik hatları zarar gördü. Yoğun kar yükü altında kalan direkler ve tellerde oluşan hasarlar henüz tam anlamıyla giderilemedi. Aradan haftalar geçmesine rağmen bazı yaylalara hâlâ enerji verilemiyor.
Bunun bedelini ise bölgede yaşayan vatandaşlar ödüyor. Telefonlarını şarj edemiyorlar, yakınlarıyla iletişim kuramıyorlar. Televizyon çalışmıyor, internet kullanılamıyor. Adeta dış dünyayla bağlantıları kesilmiş durumda.
Sorun sadece iletişimle de sınırlı değil. Hayvancılıkla uğraşan vatandaşlar, sağdıkları sütü elektrikli makineler yardımıyla işleyerek tereyağı ve peynir üretiyor. Elektrik olmayınca üretim de ilkel şartlara mahkûm kalıyor. Bazı üreticiler ise enerji verilmeden yaylaya çıkmak istemiyor. Bu nedenle çayır bakımları ve sezonluk çalışmalar gecikiyor.
Oysa elektrik dağıtım şirketinin gerekli bakım ve hazırlıkları aylar öncesinden tamamlaması gerekiyordu. Görünen o ki bu konuda yeterli çalışma yapılmadı. Sonuç olarak hem üretici mağdur oldu hem de yayla yaşamı olumsuz etkilendi.
Üstelik mesele yalnızca hayvancılık değil. Yaz aylarında binlerce kişinin ziyaret ettiği yaylalarda yaşanan bu aksaklık, yayla turizmini de sekteye uğratıyor. Vatandaşlardan gelen şikâyetler her geçen gün artarken beklenti net: Yaylalardaki elektrik sorunu bir an önce çözülsün, mağduriyet sona ersin



