banner192

Trabzon'u gurbetten sevmek!

 Bilgin Aygül ismini belki de son 7 yıldır daha çok duyar olduk. O, Türkiye’de Trabzon’un öncülük ettiği çok önemli bir projeyi ‘Her Yönüyle Trabzon’ etkinliklerini Ankara’da hayata geçiren isimlerin başında yer aldı. Ankara’daki Trabzon Vakfı’nın kurucul

Trabzon'u gurbetten sevmek!

 

Bilgin Aygül ismini belki de son 7 yıldır daha çok duyar olduk. O, Türkiye’de Trabzon’un öncülük ettiği çok önemli bir projeyi ‘Her Yönüyle Trabzon’ etkinliklerini Ankara’da hayata geçiren isimlerin başında yer aldı.
 
Ankara’daki Trabzon Vakfı’nın kurucularından ve halen başkanlığını yürüten Aygül, üniversiteyi okumak için ayrıldığı Trabzon’unun sevdalısı.. Her anında Trabzon’u yaşadı, her ne kadar gurbette geçirse de ömrünün büyük kısmını. Ankara’da Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni okuduktan sonra yurtdışında lisan eğitimi alan Aygül yine boş durmadı ve Trabzon’a dair çok şey yaptı. Öğrencilik yıllarında önce Trabzon Kültür ve Dayanışma Derneği’ni, daha sonra Trabzon Vakfı’nı kurdu. 1976 yılından beri aralıksız olarak Trabzon Derneği ve Vakfı’nın içinde olan Aygül, Trabzon’u gurbette bu şekilde yaşamaya devam ediyor. Ancak hep bir eli bir ayağı Trabzon’da. Hep Trabzon’a yapılabilecek bir şeylerin arayışında o. Trabzon’dan gurbete uzanan başarı öyküsünün yanısıra gurbeti en içten yaşayan kişilerin başında olan Bilgin Aygül’ün hikayesi bu.
 
BİLGİN AYGÜL KİMDİR?
 
3 Mayıs 1957 yılında Trabzon’da dünyaya geldi. Annesi Trabzon’un eski öğretmenlerinden Ferihan Aygül (Kotancı), babası Avukat Necati Aygül’dür .İlkokulu Kurtuluş İlkokulu’nda, ortaokulu Karma Ortaokulu’nda, liseyi de Trabzon Lisesi’nde okudu. 4 kardeşin 2.si olan Bilgin Aygül, bütün kardeşleri gibi Trabzon Lisesi mezunudur. Annesinin babası Trabzon’un meşhur dönercilerinden Ahmet Kotancı’dır.
 
Aygül, anne ve babasını şöyle anlatıyor:
 
“Annem ve babam Cumhuriyet’in yetiştirdiği kuşağın gençleriydi. Devlet o dönemlerde Anadolu’daki çocuğun ilgisi, yeteneği, isteği varsa bütün imkanları eşit olarak onlara açmıştı, zira o zamanlarda şimdiki gibi kurslar, özel okullar, burslar yoktu. Yani eşitler arasında öne çıkma çabası vardı. Annem 7 yaşından itibaren yetenekli bir öğrenici olarak destek aldı  devletin imkanlarıyla Ankara’da KızTeknik Enstitü’sünün yükseğini okuyarak öğretmen olmuştu. Şimdi Trabzon Müzesi olan Kostaki’nin sarayı 40 yıl annemin resim atölyesi olmuştur.”
 
1974-78 yılları arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okuyup mezun olan Aygül, daha sonra İngiltere’de lisan eğitimini aldıktan sonra yüksek lisans çalışmalarında bulundu. Askerliğin ardından ihracatı geliştirme ve etüt merkezinde kısa bir süre çalıştı. 1984’ten sonra kendi özel işlerini kuran Aygül, turizm, fuarcılık ve dış ticaret sektörü olmak üzere hizmet sektörlerinde çalıştı.
 
TRABZON VAKFI NASIL KURULDU?
 
1976 yılında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okurken Ahmet Yıldız başkanlığında bir grup arkadaşıyla Trabzon Kültür ve Dayanışma Derneği’ni, 1986 yılında Trabzon Vakfı’nı kuran Aygül, “1976 yılından beri aralıksız olarak Trabzon Derneği ve Vakfı’nın içinde yöremize ve yöremiz insanına hizmet etmek için bir şeyler yapmaya çalışıyoruz” diyor.
 
TRABZON İÇİN HEM ÖVGÜ HEM SİTEM
 
Trabzon şehrini tarif ederken, anlatırken de hafızasında her zaman özlem duyduğu şehrini canlandıran Aygül, “Trabzon çok farklı bir kent. Çok renkli, çok sesli, dünyaya örnek olacak kentlerden bir tanesi güzel bir kent. Ancak biz kenti, kent rantına mağlup ettik. Evliya Çelebi’nin Tarab-ı Efsun diye tarif ettiği o efsun kokulu kente bugün bakmaya bile çekiniyoruz. Trabzon’daki yapıların hepsi farklı mimarideydi. İnsanların oturdukları yerler Osmanlı ya da o yörede yaşayan farklı milletlerin mimarisi ile yapılmış farklı bir kentti. İnsanların gezince kafalarında tortu bırakan bir kentti. Ben 56 yaşındayım şimdiye kadar bazı binaların 2-3 kez yıkılıp yapıldığını gördüm. Büyük bir deprem şiddetinde bir Tanjant Yolu yapıldı. Trabzon’un tarihi dokusunda  önemli yapılar  yok oldu. Bir Karadeniz otoyolu yapıldı, Trabzon’u denizden kopardı. 1937’de Lambert’in söylediği gibi Trabzon güneye doğru büyüseydi, güneyde, viyadüklerle kente bağlı merkezler inşa edilebilseydi bugün Trabzon gerçekten bir İtalya gibi turistlerin mimarisine hayran kaldığı bir kent olacaktı. Maalesef elbirliği ile bunu yok ettik. Bu, gerçekten acı bir olay. 9 yıldır Trabzon Vakfı’nın başkanıyım. Ondan önce Trabzon Derneği’nde ve Vakfı’nda yönetici olarak aralıksız hizmet etmeye çalıştım. Trabzon’a hizmet etmeyi gerçekten borç sayan bir insanım” dedi.
 
TRABZON’DAN AYRILMA VE GURBETİN HİKAYESİNİN BAŞLAMASI...TRABZON’U UZAKTAN SEVMEK DAHA GÜZEL
 
Her ne kadar Trabzon’dan uzakta olsa da Trabzon’a dönme fikri ve düşüncesinin her zaman kafasının bir tarafında olduğunu dile getiren Aygül şunları söylüyor: Ama o dönem herkesin olduğu gibi benim de bir idealim vardı; Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okumak gibi.  1978’de bunu gerçekleştirdim.  Ondan sonra da Trabzon’da bize uygun iş imkanları olmadığı için buralarda yaşamımızı kazanmaya çalıştık ama Trabzon’dan hiç kopmadık, dernek, vakıf veyahut da Trabzonspor yöneticiliklerimizde Trabzon’u hep yaşamaya ve yaşatmaya çalıştık. Hep söylüyoruz Trabzon bizim için farklı bir sevda. Ama bir gerçeğin altını çizmek istiyorum; Trabzon’u uzaktan sevmek daha güzel. Çünkü oraya gidince, o yapılaşmayı görünce inanın bizi kahrediyor. 17-18 yaşlarımıza  kadar yaşadığımız Trabzon’u, o doğayı, dokuyu, mimariyi, sosyal yapıyı özlüyoruz. Trabzon sürekli göç verdi ama aynı zamanda negatif bir göç aldı. Bu göç Trabzon’un kentsel kimliğini de farklılaştırdı. Oysa Trabzon gelenekleriyle, yaşam biçimiyle çok farklı duyarlılıkları olan bir kentti. Maalesef bugün nüfus ve işsizlik arttıkça insanların yaşam biçimleri de değişiyor. O nüfusu istihdam edecek tarıma dayalı sanayi, turizm, ticaret, mavi endüstri ile oluşabilecek yapılar oluşamadı. Trabzon anlamsız bir şekilde büyüdü ve gelişti. Bunun altından nasıl kalkılabilir? Elde ne kalmışsa o kurtularak, belki sağlık, eğitim, doğa, kültür gibi turizmin çeşitli boyutlarıyla, kongre turizmiyle, belki Trabzon daha yaşanılabilir, daha farklı bir kent haline gelebilir. Her insan yaşlandıkça çocukluğunu, gençliğini arar ama Trabzon da geçmişini arayan bir kent bence.
 
ÇOCUKLUĞUMUN TRABZON’U - Devamı Sayfa 2'de- 
[PAGE]
 
Üniversite yıllarına kadar yaşadığı ve hep özlem duyduğu Trabzon’un çocukluğundan artık çok uzakta kaldığını söyleyen Bilgin Aygül, “Bizim çocukluğumuzda çok farklıydı tabiî ki. Bizim çocukluğumuzda Trabzon’da 29 cami vardı. Ramazan aylarında bütün camileri dolaşır bir camiye iki kere gitmek zorunda kalırdık. Faruk Bey’in (Faruk Özak) babası rahmetli Haydar amcanın (Ali Haydar Hafız’ın) camisinde teravih namazı hatim indirerek kılınırdı. Oraya gitmemek için çok direnirdik. Çünkü çok uzun sürerdi. Hıdrellez’den bayram kutlamalarına paylaşım çok farklıydı. Ben Yenicuma Mahallesi’nde doğup büyüdüm. Bütün bayramlar o mahalleye birlikte gelir herkes ziyaret edilir, paylaşım olurdu. Bu dostluklar kentin kendine yabancılaşmasıyla daha farklılaştı. Ancak bu doku korunabilirdi. Doğup büyüdüğüm ev, okuduğum okul, top oynadığımız yer yıkıldı, peynirli yaptırdığımız Hacıkasım Fırını yıkıldı. Trabzon 1912’de İstanbul’dan sonra ikinci opera binasının yapıldığı ikinci şehirdir, biz bunu yol genişleteceğiz diye yıktık. Ama bunu tarihe saygı adına gerçekten tekrar yapmak gerekir diye düşünüyorum. Trabzon’da onlarca değil binlerce tarihi binayı yok ettik. Ahşap camilerimizden bir tanesi kalmadı. Kent sınırları içinde 1800’lü yılların başında 365 kilise olduğunu okuyoruz. Tarihi eserler, kutsal mekanlar bir kentin süsüdür. Trabzon maalesef hızlı bir şekilde bu güzellikleri tüketen bir kent oldu. Onun için üzüntü duyuyoruz” ifadelerini kullandı.
 
6 AY HER CUMA TRABZON’A GELİP PAZAR AKŞAMI ANKARA’YA DÖNDÜK
 
Trabzon’dan öğrencilik yıllarını geçireceği Ankara’ya gittiği ilk yılın çok zor geçtiğini söyleyen Bilgin Aygül, şu şekilde anlatıyor o dönemi: “1974 yılında Ankara’ya geldiğimiz yıl 6 ay boyunda her Cuma akşamı 18 saat o dönemlerin meşhur Armenik Dağı’nı aşarak Trabzon’a gelip Pazar akşamı Ankara’ya döndüm. 6 ayda 24 hafta varsa biz 23 hafta böyle yaşadık. Rüyalarımda denizin olmayışını yaşadığım kentte deniz geliyor görüyordum. Bu konuda hala kendimde bir eksiklik hissediyorum diyebilirim.”
 
İDEALİM SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ’NDE ÖĞRETİM ÜYESİ OLMAKTI
 
Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdikten sonra Trabzon’a dönme isteği olmasına karşın Trabzon’da bu bölümle alakalı ya da bundan sonraki hedeflerini gerçekleştirmek için gerekli şartların olmayışından dolayı Trabzon’a dönmeyen Aygül, o dönemi çok farklı olarak nitelendiriyor. 12 Eylül öncesinde o dönemin sıkıntılarını yaşayan kuşaklar arasında yer aldıklarına vurgu yapan Aygül, “Benim İngiltere dönüşü idealim Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğretim üyesi olmaktı. Onun hazırlıklarını yaparken  YÖK çıktı ve ben kendime  bir yer göremedim üniversitelerde. Ve bugünkü yolumu çizdim” dedi.
 
Aygül şöyle devam etti:
 
HER OYUNUN KENDİNE  GÖRE KURALI VAR
 
Bir insanın hayali öğretim üyeliği ise ticarete çok rahat adapte olamıyor. Her oyunun kendine has bir kuralı var. İster istemez oyun dışı kalıyorsunuz ve dünyanızı biraz küçültüyorsunuz. Sevdiğiniz şeyler yaşamımızda daha ağırlık kazanıyor. Örneğin şu an bulunduğumuz Trabzon Vakfı’na geldiğimiz zaman burası bizim için paylaştığımız sıcak bir yuva. Burada paradan çok değerler, Trabzon konuşulur. Ben Trabzon Vakfı’nın, Derneği’nin dışında Ankara Kalesi Derneği’nin kurucu başkanlığını yaptım. 8 yıl Mülkiyeler Birliği Vakfı’nın yöneticiliğini, İran-Suriye-İş Konseyleri’nin kurucusuyum, 10 küsür yıldır halen üçünün de başkan vekiliyim. O sosyal değerlerimiz, sosyal yaşamımız değişik platformlarda devam etti. Çünkü yüreğinde insan sevgisi olanların kolay kolay başka şeylere kayması mümkün değil.
 
TİCARET HAYATI - Devamı Safya 3'de - 
[PAGE]
 
Bu kadar insanı  ve sosyal değerlerle uğraşan insanın ticaret hayatını rayına oturtmak zordur. Ticaret farklı bir kulvar. Ben ekmeğimi hep yurt dışında kazandım. 41ülkede  fuarlar yaptık, ticaret heyetleri organizasyonları yaptık. Dış ticareti yine yurt dışında yaptım. İç dinamiklere pek bulaşmadım. Ama bizim ağırlıklı olarak 22 yıldır çalıştığımız, İran, Irak, Suriye, Libya, Mısır, Sudan gibi ülkelerin Arap Baharı ki bahar mıdır kış mıdır ne olduğu belli olmayan süreçte beklediğimiz şey olmadı. Ofislerimizin çoğunu kapatmak zorunda kaldık. Oradaki acıyı inşallah bizler yaşamayız. Çünkü domino etkisiyle bütün coğrafyayı sarıyor.
 
NEDEN FUARCILIK?
 
İngiltere’de yaşadığım sürece çok farklı insanlarla, değerlerle tanıştık. Yurt dışında özellikle fuarların yapılarını inceledim. Dünya teknolojisi o kadar hızlı ilerliyordu ki, teknolojinin Japonya’da, ABD’de oradan diğer ülkelere yayılmasında ticaretin gelişmesine fuarlar önemli bir zemin hazırlıyordu. Fuarlar beş duyuya hitab eder. Çünkü fuarda malları elliyor, tadıyor, kokluyor pazarlık yapıyorsunuz. Fuarlar üretici, alıcı ve satıcıların buluştuğu mekanlar. Ama bir fuar yaşayan bir organizma. Birçok şeyi bir arada bulunduruyor. İngiltere ve Almanya’da bunu gözlemleyince ‘Türkiye’de neden bunu yapmıyoruz’ diye düşünüyordum. 1981’de İhracatı Geliştirme Etüt Merkezi’nde fuarlara katılmaya başladım. Dünyadaki ticareti geliştirme yapılarını incelemeye çalıştık. Çok enteresan o dönemlerde 1981 yılında Türkiye’nin sattığı mallara baktığınız zaman, fındık, fıstık, üzüm, incir, madenler...Türkiye çok farklı bir yerdeydi. Böyle bir dönemde Türkiye’nin de ihracat yapmak için bir takım dinamiklerin teşvik yapılarını yönlendirmesiyle bu sürece girdi. Ben başladığım zaman yurt dışında fuar yapan özel şirket yoktu. 1984 yılında ilk dış ticaret ve fuar şirketimizi  kurduk. Ondan sonra Forum’u ve Forza’yı kurarak büyüdük. Şu anda dış ticaret, yurt dışı fuarcılık yapan ticaret heyetleri organize eden bir turizm şirketimiz var. Kısaca bizim çalıştığımız alan ticareti geliştirme işi...
 
VAKIFLAR, DERNEKLER VE HERŞEY TRABZON İÇİN...
 
Son üç yıla kadar yaklaşık 20 yıllık yaşamımda senenin 6-8 ayını yurt dışında geçirdim. Bütün bu zamanı geçirirken Trabzon Vakfı’ndan da Derneği’nden kopmadım. İstanbul’da Gündağ Kayaoğlu ile kurduğumuz ve şu anda başkanlığını Necmettin Karaduman’ın yaptığı Trabzon Araştırmaları Merkezi Vakfı’nda da güzel şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bu benim yaşamımda birçok şeyi ıskalamama neden oldu. Başladığım birçok kitabımı hala bitiremedim, evlenemedim. Yani birçok şeyi yaşamaya dair ıskaladık. Bunlar bir tercih bütünü.  O dönem bunları tercih ettik. Ve 12 Eylül’ün bize attığı tokat bizim hayallerimizi yarım bıraktı.
 
TÜRKİYE ÜZERİNE
 
Türkiye’de Cumhuriyet’in değerleri çok çok önemli. 100’ün üzerinde ülkeyi gezdim, yaşadım. Atatürk, arkadaşlarıyla birlikte Türkiye’de çok güzel bir yapı kurmuş, ülkemize herkes gıpta ediyor. Bugün İslam coğrafyasınıngelişmekte olan ülkelerinin hayali Türkiye gibi bir ülkede yaşamaktır. Ama maalesef biz bu değerleri hızla tüketiyoruz. Güzel şeyler de yapılıyor ülkemizde ancak paylaşarak değerlerimizi korumalıyız.
 
GELECEĞE DAİR
 
İş hayatında kendime seçtiğim yol projeciliktir, çok proje gerçekleştirdik. Mesela dünyanın ilk tren fuarını yaptık. 7 ülke7 kent ,7 başkenti kapsayan. Müsteşarların, Sivil Toplum Örgütlerinin başkanlarının, bakanların açtığı ve başbakanımızın da Almaata’da açılışını yaptığı dünyanın ilk tren fuarını organize ettik. Bu bizim için çok onur verici bir proje. Bu açılışlar vesilesiyle hem Türkiye’nin ihraç ürünlerini tanıtmak hem bir kültür paylaşımı sağlamak, dostluk-sıcaklık sağlamak adına muhteşem bir projeydi. 19 vagondan oluşuyordu. Türkiye’nin önemli ihraç ürünlerinin tanıtıldığı iki tane yataklı bir tane toplantı vagonundan oluşuyordu. Büyük bir projeyi büyük bir keyifle hayata geçirdik.  5 Mayıs 2001 yılında 17 yıl aradan sonra Irak’a ilk kez Demiryolları ve Dış Ticaret Müsteşarlığı ile birlikte gerçekleştirdik. Bunun gibi Türkiye’de el sanatları projeleri yaptık. Birçok farklı şeyin ilkini yaptık. İran’da, Irak’ta, Suriye’de, Afrika’nın farklı 13 ülkesinde Türk haftaları, Türk ihraç günleri gerçekleştirdik. Proje üretmek, bunları yaşama sokmak bizim için çok önemli. Burada da mesela 22 ciltlik Trabzon Salnameleri’ni, Trabzon basın tarihini bastık. Birçok kitabı basmanın yanı sıra Trabzon Araştırmaları Merkezi Kütüphanemiz var. THM, TSM koromuz, Fotoğrafçılık Kulübümüz, Folklor kursumuz, İngilizce kursumuz...Bizim Trabzon Vakfı olarak bütün hayalimiz Trabzon’da turistlerin kalabileceği bir-iki gün oluşturmak. Çünkü turistlerin büyük çoğunluğu sabah gelip akşam dönüyor.”
 
TRABZON İÇİN OLMAZSA OLMAZLAR
 
Ve Trabzon’a her gelişinde en büyük hedeflerinin Trabzon’a Resim-Heykel ve El Sanatları Müzelerini kazandırmak olduğunu söyleyen Aygül, “Ama öncelikle Ayasofya Müzesi’nin korunmasını kentin geleceği açısından çok önemli görüyoruz” diyor.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.