Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Makale 01 Ekim 2026 22:11 01 Ekim 2026 22:13

Vardiya Usulü Milli Takım!

Türkiye’de futbol, ne yazık ki veriler, rasyonel akıl ve saha içi gerçeklikler üzerinden değil; tamamen anlık duygular, sevgiler ya da öfkeler üzerinden okunuyor. Siyah ile beyazın arasına sıkışmış bu bakış açısında gri tonlara, soğukkanlı analize yer yok. Ya "hep" diyoruz ya "hiç."

Türkiye’nin Fransa ve İtalya karşısında aldığı mağlubiyetlerin ardından yine istifa sesleri yükselmeye başladı. Kenarda teknik direktörümüz kim olursa olsun, mevcut kadro kalitemiz göz önüne alındığında Fransa ve İtalya karşısında mağlup olmak gayet doğal bir sonuçtur. "Nasıl olur da Fransa’ya, İtalya’ya yeniliriz" diye karalar bağlamak, futbolun gerçeklerine gözünü kapatıp sadece duygusal fikirler üretmektir. Kaldı ki biz dünya kupasında Avustralya ve Paraguay’a yenilmişiz sorun olmamış, İtalya’ya yenilince mi istifa edecek Montella.

Mağlubiyetin kendisine bakıp linç kampanyası başlatmak ne kadar yanlışsa, bu yenilgilerin normal oluşu Montella’nın garip ve izahsız tercihlerini aklamaya da yetmez. Skora bakıp karar vermeyelim tamam, ama Montella’nın adalet ve mantık sınırlarını zorlayan kadro tercihlerini de göz ardı edemeyiz. Trabzonspor’dan dört oyuncuyu milli takıma çağırıp, ardından sanki "Gönlünüz olsun, ayıp olmasın diye çağırdık" dercesine ikisini ilk maçta, diğer ikisini ise ikinci maçta kadro dışı bırakmak, sanki vardiyalı sistemle çalışıyorlarmış gibi tribüne yollamak hangi akılla açıklanabilir?

Oyuncuların özgüveniyle ve performansıyla adeta dalga geçen bu tercihler, teknik heyetin kadro mühendisliğindeki ciddi yalpalama ve kafa karışıklığını açıkça göstermektedir. Milli takım kadrosu adeta büyük takımların gönlünü alma durağına dönüştürülmüş durumda. Oysa Uluslar Ligi, UEFA’nın hazırlık maçlarındaki karmaşayı önlemek, takımlara ciddi test alanı açmak için düzenlediği bir turnuva. Yani temelde bu maçlar birer hazırlık niteliğinde; ama açıklanan kadrolara ve uygulamalara bakınca işin içinden çıkmak imkansız. 30 kişilik geniş kadro açıklayıp oyuncuların çoğuna şans dahi vermemek neyle açıklanabilir?

İşin bir diğer vahim boyutu ise Montella’nın İtalya maçı sonrası sığındığı argümanda gizli. Sayın Montella basın toplantısında İtalya’nın piyasa ve kadro değerini önümüze koyarak mağlubiyeti meşrulaştırmaya çalıştı. Evet, söylediği yüzde yüz doğrudur; İtalya’nın kadro değeri bizden katbekat yüksektir. Ancak sorun şurada: Bu futbol realitesi ne zaman akıllara geliyor? Dünya Kupası'ndaki Avustralya ve Paraguay mağlubiyetlerinde Sayın Montella'nın aklı neredeydi?

Hatırlayın, Fatih Tekke döneminde de en çok eleştirdiğimiz, üzerinde durduğumuz konu tam olarak buydu. Bütçe ve kadro olarak güçlü İstanbul takımlarıyla oynadığınızda "Kadro kalitesi, bütçe farkı" deyip gerçeğe sığınacaksınız; ama kadro değeri sizin çeyreğiniz bile etmeyen mütevazı Anadolu takımlarına puan kaybettiğinizde bu parametreleri tamamen unutacaksınız! Zayıf rakibe yenilince "Kadro değerimiz yüksek" demeyenler, güçlü rakibe yenilince hemen transfer piyasası rakamlarını kalkan olarak kullanıyor.

Eğer bir doğruyu sadece işinize geldiği zaman, sıkıştığınız anlarda masaya sürüyorsanız; bunun adı realite değil, sadece bahanedir.

Futbolda icra makamında ve karar mekanizmasında oturanların görevi, kriz anlarında veya mağlubiyet sonrasında kamuoyuna mazeret üretmek değildir. Siz o koltukta rakibin pahalı olduğunu ilan etmek için değil; o bütçe ve kalite farkını akılla, taktiksel disiplinle ve doğru kadro tercihiyle nasıl kapatacağınızın çözümünü üretmek için oturuyorsunuz.

Sonuç olarak; ne Montella’yı skorlara bakıp duygusal hezeyanlarla linç edelim ne de "İtalya bizden pahalıydı" kolaycılığının arkasına sığınıp yapılan kadro fiyaskolarını halının altına süpürelim. Türk futbolunun ihtiyacı olan şey tam da budur: Duygusal körlük değil, soğukkanlı ve dürüst bir akıl.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!