SALIN TÜRK FUTBOLUNU!
Yıllardır Süper Lig’de yabancı kuralını tartışıp duruyoruz. Her yıl değişen ama bir türlü fayda sağlanamayan bu kuralda her sezon başka rakamlar icat ediyoruz. Sonra da futbolumuzun gelişimi için piyangodan o rakamların çıkmasını bekliyoruz. Şanssızlık işte; bir türlü doğru rakamı bulamadığımız için milli takımımız turnuvalarda sıfır çekiyor!
Peki, Trabzon Süper Amatör’de, BAL’da, 3. Lig’de veya 2. Lig’de neler oluyor dersiniz?
Orada sorun yaş sınırları. Futbol oynanmıyor; adeta matematik denklemi çözülüyor.
Federasyon yetkilileri masa başına oturuyor, her sezon kulüplerin önüne yeni bir kural kitabı koyuyor. 2026-2027 sezonu için TFF’nin resmi statülerine giren somut kurallardan bir örnek vereyim:
Süper Amatör Lig’de oynayacaksanız; 2006 ve daha sonra doğumlu en az 5 oyuncuyu isim listesine yazacaksınız. Bunlardan en az 3’ü ilk 11’de başlayacak ve ilk 45 dakika sahada kalacak. Ama ikinci yarıda mı? İkinci yarı kural falan yok!
Geçen yıl bu rakam 2 oyuncuydu. Allah aşkına soruyorum: Geçen yılki 2 oyuncu kuralından ne fayda sağlandı da bu yıl sayı 3’e çıkarıldı? Geçen yıl amatörde sırf kontenjandan dolayı oynayıp da bu yıl profesyonel lige sıçrayan tek bir genç var mı?
Şimdi gelin bu zihniyeti birlikte sorgulayalım:
Diyelim ki elinizde 20 yaşında bir genç var. Normal şartlarda yeteneği, fiziki durumu ya da performansı ortalama bir amatör takımda bile oynayacak düzeyde değil. Siz bu çocuğu kural zoruyla, sırf TFF’den ceza yememek için 45 dakika sahada tutuyorsunuz.
Bunun kime, ne faydası var?
O çocuğa faydası yok, aksine büyük zararı var: Sırf kural yüzünden 45 dakika sahada gezinen genç, "Ben zaten kuraldan dolayı oynuyorum" illüzyonuna kapılır. Rekabeti öğrenmez, kendini geliştirmez. Hatta daha da kötüsü; futboldan ekmek yiyemeyeceği baştan belliyken, bu kural yüzünden boş yere umutlanır. Bırakın çocuk gerçeği erken görsün; futbolda gelecek yoksa vakit kaybetmeden gitsin kendine başka bir ekmek kapısı arasın!
Takıma faydası yok: Sahada adeta 10 kişi mücadele etmek zorunda kalan takımın emeğine, şampiyonluk ya da kümede kalma yarışına yazık olur.
İşin trajikomik tarafı da şu: Zaten o lig seviyesinde oynayabilecek kalitede, yetenekli ve hazır bir genç varsa; hangi teknik direktör onu oynatmaz? Hangi kulüp başkanı böylesi bir cevherin sahada olmasına engel olur? Hak eden genç zaten formayı söke söke alır!
Bu kuralı koyanlar şöyle mi düşünüyor? Yetersiz de olsa bir futbolcu eğer her hafta hak etmediği halde 45 dakika sahada kalırsa büyük gelişme sağlar ve Trabzon futboluna hizmet eder.
Gerçekten inanamıyorum. Futbolu yönetenler gerçekten böyle düşünüyor olabilir mi?
Doğru iş yapmak istiyorsanız gidin amatörün içerisindeki hocalara, yöneticilere sorun; onlara destek olun ve onları özgür bırakın. Onlar doğru rakamları zaten bulur.
Hafta boyunca Avrupa kupalarını, Şampiyonlar Ligi maçlarını izliyoruz. Barcelona, Aston Villa, Real Madrid gibi dünya devleri ya da rakibimiz KuPS, 17-18 yaşındaki çocukları dev sahnelere gözü kapalı sürüyor. Biz ise 20 yaşındaki adama hâlâ "gelişecek genç" muamelesi yapıp, amatör kümede kural zoruyla 45 dakika sahada tutarak futbolcu yetiştireceğimize inanıyoruz. Olmaz, olamaz!
Masa başı kurallarının yarattığı bir diğer dram ise erken emekliler ordusu.
Günümüzde futbol oynama yaşı çok genişledi; dünya liglerinde 16 yaşından 40 yaşına kadar yeşil sahalarda başarıyla mücadele eden isimler var. Bizde ise 24-25 yaşına gelmiş, olgunlaşmış, alt liglerin yükünü çekecek yüzlerce futbolcu sırf bu yaş kısıtlamaları ve kontenjanlar yüzünden bir anda "yaşlı" damgası yiyor.
Eğer gerçekten genç yetenek yetiştirmek istiyorsanız, bu sayısal zorunluluklardan vazgeçin:
Dayatma Yapmayın, Teşvik Edin: Genç oyuncuyu zorunlu kılmayın. Gençleri gerçek anlamda sahada tutan kulüplere TFF gelirlerinden ciddi prim verin. Kulüp bunu zorunluluktan değil, bütçesini büyütmek için kendi isteğiyle yapsın.
Denetleyin ve Kaliteyi Artırın: Rakamlarla oynamayı bırakıp alt lig kulüplerinin tesis, saha ve altyapı antrenörü kalitesini denetleyin. Kaliteli antrenörün elinde yetişen yetenekli genç, zaten kurala ihtiyaç duymadan formayı kapar.
Bırakın kim hak ediyorsa o oynasın. Sahadaki yeteneğe doğum tarihiyle bakılmaz. Masa başı kurallarıyla futbolcu yetişmez; sadece 25 yaşında futbolu bırakmak zorunda kalan veya 20 yaşında kontenjandan 45 dakika forma giydiği için kendisini futbolcu sanan mağdurlar yaratılır!
Lütfen yabancı oyuncu konusunda da yaş sınırlamaları konusunda da salın artık Türk futbolunu!