Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Makale 27 Ağustos 2026 13:39 27 Ağustos 2026 13:43

Trezeguet’ye Bir Vefa Borcumuz Var

Trabzonspor’u tutmak, çoğu zaman yalnızca bir futbol takımını tutmak değildir.

Trabzonspor taraftarı takımını, daha önceden çok şampiyon olduğu için seçmedi. Hazır bir başarının peşine takılmadı. Bordo-maviye bağlanmasının sebebi, o renklerin bir duruşu temsil etmesiydi.

Anadolu’dan yükselen bir itirazı… Kendi gücüyle ayakta kalmayı… Boyun eğmemeyi… Kazandığında nereden geldiğini unutmamayı, kaybettiğinde de vazgeçmemeyi…

Bu yüzden Trabzonsporlulukta kupa kadar hatıra, başarı kadar aidiyet, galibiyet kadar vefa vardır.

Belki de bu kulübü başka yapan tam olarak budur.

Trezeguet’nin Trabzon’daki hikâyesine de biraz böyle bakmak gerekiyor.

Trabzonspor formasıyla oynarken sevildi. Mücadele etti, ter döktü, önemli maçlarda sorumluluk aldı. Sonra yollar ayrıldı. Futbolda bunlar olur.

Ama bazı futbolcular gider ve hikâye orada biter.

Bazıları ise gittikten sonra bile o şehre gönülden bağlı kalır.

Trezeguet, Mohamed Salah’ın Trabzonspor’a geliş sürecinde eski takımını unutmadı. Trabzon’u anlattı. Trabzonspor’u anlattı. Burada yaşadıklarını anlattı. Eski takımına kefil oldu.

Salah’ın ardından Fabinho gibi bir başka büyük ismin Trabzon’a gelişinde de bu güven ve referans zincirinin izini gördük.

Belki Trezeguet, Trabzonspor’dan ayrıldıktan sonra bordo-mavili forma adına en güzel asistlerinden birini yaptı.

Bence Trabzon’un da buna küçük ama kalıcı bir karşılık vermesi gerekir.

Trezeguet’nin adı Trabzon’da bir parka verilebilir.

Ama bu yalnızca bir futbolcunun adını taşıyan park olmamalı. Türkiye ile Mısır arasındaki dostluğu anlatan sıcak, sade bir yer olmalı.

Adı da çok açık olabilir:

Trezeguet Türkiye–Mısır Dostluk Parkı.

Parkın bir köşesinde Türk ve Mısır kültüründen küçük izler bulunabilir. Çocukların futbol oynadığı bir alan olabilir. İki ülkenin dostluğunu anlatan birkaç sade dokunuş…

Ve belki Trezeguet’nin Trabzonspor formasıyla bir fotoğrafının altında yalnızca şu cümle:

“Trabzon seni unutmadı.”

Çünkü Trabzonspor taraftarı için mesele hiçbir zaman yalnızca kimin daha çok kupa kazandığı olmadı.

Eğer mesele sadece başarı olsaydı, bu sevda bu kadar derin olmazdı.

Trabzonspor bir duruşu temsil ettiği için sevildi. Kendine ait olduğu için sevildi. Kolay olanı değil, kendisi olmayı seçtiği için sevildi.

O hâlde bu duruşun en güzel taraflarından biri olan vefayı da göstermeliyiz.

Trezeguet Trabzon’dan ayrıldı ama Trabzon’u unutmadı.

Şimdi Trabzon da onu unutmadığını gösterebilir.

Bir parkla.

Çocukların oynadığı, insanların oturduğu, Türkiye ile Mısır’ın yan yana anıldığı küçük ve güzel bir parkla.

Belki yıllar sonra Trezeguet o parkın önünden geçer. Belki yanında Salah olur. Belki bir Trabzonlu çocuk onların kim olduğunu bile bilmeden orada top oynar.

Ama tabelada bir isim kalır.

Ve o isim, Trabzon’un yalnızca futbolcusuna değil, kendisine yapılan iyiliğe de sahip çıkan bir şehir olduğunu anlatır.

Vefa bazen büyük törenler değildir.

Bazen yalnızca şunu söyleyebilmektir:

Sen bizi unutmadın.

Biz de seni unutmadık.

Yorumlar (3)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

1
1453
3 saat önce

Çok güzel yazmışsın gönlüne ve kalemine sağlık

A
Ahmet Erer
3 saat önce

Trabzon ruhuyla yazmışsın kalemine sağlık

S
Selim Türk
2 saat önce

Trezeguet buradan çokta iyi ayrılmamasına rağmen bu yaptığı gerçekten güzel davranış. Onare etmekte fayda var.