Maçka Olesa’da (Bahçekaya) doğdu. Trabzon İdadisini bitirdikten sonra memurluk ve öğretmenlik yaptı. 1922 yılında Kahkaha gazetesini yayımlamaya başladı. Takrir-i Sükun yasasıyla gazetesi kapatıldı.

Trabzon’da genç entelektüel bir gazeteci, yazar ve öğretmen olarak tanınan Esat Ömer’in Bolşevik örgütlenmesi içinde yer alması ve Trabzon’un ilk komünisti olması Türkiye Komünist Partisi içine ajan olarak sokulan İttihat ve Terakki’nin silahlı gücünün reisi İskele Kahyası Yahya’nın, tahkikat heyetine verdiği dilekçede ortaya çıktı!

Trabzon ve bölge tarihi üzerine çok sayıda esere imza atan araştırmacı- yazar Veysel Usta; Trabzon’un ilk Bolşeviği (Komünist) gazeteci, şair, yazar ve öğretmen olan Esat Ömer’in siyasi kişiliğini, yazarlığı üzerine geniş bir araştırma yaptı.

Ömer Esat’ın ve milli mücadele yıllarında Trabzon’daki siyasi gelişmelerin bir bölümünü Veysel Hocanın belgeli yazılarından öğreniyoruz.

Eyüboğulları Trabzon’da Milli Mücadele yıllarına damgasını vuran ailelerden biridir. Mehmet İzzet Bey (Eyüboğlu) son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde ve 1. TBMM’de milletvekili ve aynı zamanda İttihat ve Terakki’nin mensubu idi.

Ömer Fevzi Bey (Eyüboğlu) Erzurum Kongresinin muhalif delegesi, 150’likler listesinde yurt dışına çıkarılan Hürriyet ve İtilaf mensubu!  Eyüboğlu ailesinin bir diğer ferdi ise;  Mustafa Kemal’e Anadolu’da Bolşevik bir devlet kurmasını öneren Trabzon’un ilk komünisti Esat Ömer Efendi’dir!

Bakü- Trabzon hattı

Trabzon, 1920’li yıllarda Türk solu tarihi açısından önemli bir kenttir. Kentte daha Milli Mücadele yıllarında komünist cereyanların yeşerdiği görülüyor.

10 Eylül 1920’de Bakü’de yapılan Türkiye Komünist teşkilatının 1. kongresindeki konuşmasında Mustafa Suphi; Yusuf Kemal tarafından Trabzon’da bir şube kurulduğunu söyledi. Bakü’deki bu toplantıda ayrıca, Anadolu’daki örgütlenme için İstanbul, Zonguldak, Ankara ve Trabzon’a temsilciler atandığı, Süleyman Sami’ye 150 Osmanlı altını verilerek Ankara’ya, Yusuf Kemal’in ise 40 Osmanlı altını verilerek Trabzon’a gönderildiği kaydedildi.

Trabzon- Bakü hattının giderek etkinleşmesi ve ilişkilerin yoğunlaşması sonucunda Bakü tarafından Trabzon’da teşkilat kurmak üzere gönderilen Yusuf Kemal, Trabzon başta olmak üzere bölge illerinde çalışmalar yaparak çok sayıda görüşmelerde bulunduktan sonra Trabzon kayıkçıları ve hamalları arasında örgütlenme gerçekleştirdi. Ancak Bolşevik örgütlenmesinin giderek yayılma eğilimi göstermesi, Rusya’da bulunan ve Anadolu’ya geçmek için uygun ortam kollayan Enver Paşa’nın Trabzon’daki etkinliğini yitirmesi tehlikesini doğurdu! Bu riski bertaraf etmek için İskele Kahyası Yahya, ‘ajan!’ olarak Bolşevik örgütlenme içine yerleştirildi.

Trabzon; o yıllarda İttihat ve Terakki ve Enver Paşa, Bolşeviklik, Pontusçuluk, Adem-i Merkeziyetçilik gibi bir çok siyasi hareketin odak noktası idi! Ankara hükümeti bu karmaşık ilişkiler yumağını kontrol etmekte zaman zaman oldukça zorlandı.

Kahya Yahya’nın dilekçesi

1921 yılına kadar Bolşevik örgütlenme içinde adına rastlanmayan Esat Ömer Bey’in düşünsel kırılma noktasının, Mustafa Suphi ve arkadaşlarının Anadolu’daki milli mücadeleye katılmak üzere geldikleri Trabzon’da topluca katledilmesi olayı olduğu söylenebilir. O sıralarda İttihat ve Terakki’nin üssü ve en etkin kadrolarıyla faaliyetlerini sürdürdükleri Trabzon’da, Mustafa Suphi ve arkadaşlarının hunharca öldürülmesi ve Ankara hükümetinin bile bir türlü üstesinden gelmeyi başaramadığı ittihatçıların kent halkı üzerinde uyguladığı yoğun baskının da Esat Ömer Bey üzerinde önemli bir tesiri olduğu kuşkusuzdur. Nitekim Ankara hükümetinin Trabzon’da vali vekilliği görevine getirdiği Sami Sabit Bey’in girişimleriyle İttihat Terakki’nin silahlı gücünün başında bulunan İskele Kahyası Yahya 12 Ocak 1922 tarihinde tutuklanarak Trabzon dışına çıkarıldı.  Ankara, Trabzon’a olayları incelemek için bir tahkikat heyeti gönderdi. Kahya Yahya, 16 Ocak 1922 tarihinde tahkikat heyetine Enver Paşa’yı Trabzon üzerinden Anadolu’ya geçirme teşebbüsü başta olmak üzere bütün yaptıklarını sıralayan bir dilekçe verdi. Bu dilekçede Esat Ömer Bey’in adı da yer aldı. Kahya Yahya, Esat Ömer Efendi’yi aslında ihbar etti!

Nitekim Esat Ömer Bey’in; Mustafa Suphi ve arkadaşlarının öldürülmesinden 6-7 ay gibi kısa süre sonra Batum’a geçmek üzere 15 Ağustos 1921’de Trabzon’a gelen Nazım Hikmet ve Vala Nurettin’in kentte kaldıkları süre içerisinde onlarla yakın ilişki içinde olduğu görülmektedir. İttihatçılar tarafından adeta Bolşevik avının yapıldığı bu dönemde, Nazım ile Vala Nureddin, Meydan Parkı’nda yer alan kahvehanede ve Şems Otelinde Trabzon’un yazar, şair ve öğretmenlerinden oluşan aydınlarıyla konuşmalar yapıyorlardı.

Gazeteci Cevdet Alap da yazılarında bu toplantılardan bahsederdi. Bu sohbet toplantılarında, Rusya’da kurulan Bolşevik rejime ait konular çokça konuşuluyordu. Bu toplantıların başlıca müdavimleri arasında Trabzon’un güçlü ailelerinden Eyübzadelere mensup genç bir şair, yazar ve gazeteci olan Esat Ömer’de bulunuyordu.

Batum’da 15 gün

Esat Ömer, Nazım Hikmet’in konuşmalarından etkilenerek 1922 yılında Rusya’ya (Batum) gitti ve tekrar Trabzon’a döndü. 17 Nisan 1922 tarihli Güzel Trabzon gazetesinde, ‘Batum’da Onbeş Gün’ adlı bir yazı yazdı. Kısa bir süre sonrada Kahkaha adlı gazeteyi çıkarmaya başladı.

Veysel Usta; ‘Kahkaha esas olarak bir mizah gazetesi olarak yayımlanmakla birlikte içeriğinde Esat Ömer Bey’in Bolşevik eğiliminin izleri açıkça gözlenmektedir. Kendisini, ‘Dangalaklar Partisinin güldürü organı’ olarak niteleyen Kahkaha, gazetenin diğer yayınlardan farklı olduğunu belirterek amacını, ‘Kamuoyunu olur olmaz saçmalıklarla meşgul eden mevcut yayınları doğru yola döndürmek ve asıl gündeme oturtmak’ olarak açıklamaktadır. Daha ilk sayıdan itibaren öncelikle kentte yeni türemeye başlayan zenginleri hedef almaya başlayan gazete, ulusal sorunlara da duyarsız kalmayarak çeşitli yazılar yayımlıyordu. Özellikle kentteki ittihatçıların zorbalıkları, yolsuzlukları ve çıkarcılıkları üzerine eleştiri yapıyor, kent halkını bu tür istismarcılara karşı uyarmaya çalışıyordu’ diyor.

Usta; gazetenin mevcut sayılarından izlendiği kadarıyla Esat Ömer’in siyasi görüşünün giderek netleştiğini kaydederek, ‘’Yazılarının ana hedefinin; Mustafa Suphi’nin öldürülmesinden sorumlu olduklarına inandığı İttihat ve Terakki teşkilatının yöneticileri ve çoğunluğunu bunların oluşturduğu Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yöneticileri oldukları görülmektedir. Ankara Hükümetinin bile bunların Trabzon’daki etkinliğini kırmak için ne kadar uğraştığını bilen Esat Ömer Bey, Mustafa Kemal’in yeni seçim dolayısıyla Trabzon’a yönelik yayınladığı 21 Nisan 1923 tarihli beyannameden sonra kentteki ittihatçıların oyunlarının bozulduğunu ve büyük bir telaşa düştüklerini anlatmaktadır’ diye ekliyor.

150’likler listesinde 2 Trabzonlu!

Esat Ömer, bir yazısında Ömer Fevzi ve Hasan Hicabi Bey’in 150’likler listesinde yer almalarını ve yurt dışına gönderilmelerini şiddetle eleştiriyor, listeyi hazırlayan Maliye Bakanı Ahmet Ferit’in kirli geçmişe sahip olduğunu iddia ediyor, listede yer alan Trabzonlu şahsiyetlere karşı haksızlık yapıldığını belirtiyor. Yurt dışına gönderilecekler listesinde yer alan iki Trabzonludan biri Erzurum Kongresi’ne Trabzon delegesi olarak katılan akrabası Ömer Fevzi Bey, ikinci kişi ise Hasan Hicabi Bey’dir. Hasan Hicabi Bey, Hürriyet ve İtilaf fırkasındandı.

Mustafa Kemal’e açık Mektup

EsatÖmer’in en önemli yazılarından biri, ‘Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine’ adını taşıyan açık mektuptur.Esat Ömer, yazısının bir bölümünde, ‘eşraf ve ayan’a veryansın ediyor ve şöyle diyordu; “…..İşte bunlardan bahs ve şikayet edeceğim. Hangi devrin hangi zamanın tarihi açılırsa açılsın, o sahifelerde mutlaka bu eşraf ve ayan saltanatının muhrip ve muzır tesirlerini ve bu tesirler altında zebun düşen halkımızın sefaletini göreceğiz. Halkın sırtından yiyip içmekten, tufeyli yaşamaktan, her devrin rüzgarına yelken açmaktan başka hiçbir şerefe sahip olmayan bu zümrenin hala nüfuz ve tesirini hissetmek, ‘halk’ hükümetinin programını takdir ve hürmetle karşılayan halkın fark-ı iktidarında hala onların bulunmak istediklerini görmek inkılap günlerinin içinde pek acı hisler doğuruyor Fedakarlık zamanlarının bu kenar kahramanları, o kadar fırsatçıdır ki, onların dane-i sayyedinden (kibirli güllerinden) kurtulmak imkanını hala elde edemedik. Gerçi bu imkanın mahrum-ı ezeliyiz. Fakat ebedisi olmak istiyoruz… .”

‘… Gazi Paşamız; 1908 ihtilalinden beri memleketin kan ve ateş tufanları içinde bayrağının, hürriyetin uğrunda mevcudiyetini kurban eden gençliğe, halk kitlesine karşı mahtun saltanat-ı eşraf ve ayanın aldığı vaziyet bu kahramanları daima esir ve zelil bulundurmaktan ibarettir. Batmış bir devleti bir şaheser azim ve kiyasetle kurtaran, mersa-yı felaha çeken sizden, inkılap yolunun serdar-ı rehaşkârı olmaklığınız itibarıyla tufeyliler sürüsünün, bu kuvvet ve iyi gün dostlarının halk üzerinde baskı olduğu zannı hala izale edilemeyen kuvvet ve nüfuslarının bir darbe-i inkılap ile dağıtılmasını bekliyoruz...’           

Sürmeneli Zeki Baştımar

Esat Ömer Bey’in gazeteci kimliği dışında Türk solu için başka bir önemi daha bulunmaktadır.  Batum dönüşü Kahkaha’yı yayımlamaya başlayan Esat Ömer, 4 Temmuz 1923 tarihinde Trabzonlu gençlerin kurduğu Gençler Birliği kulübünün de 1 Ağustos da yapılan yönetim kurulu seçimlerinde sekreterlik görevine getirildi. Ömer Esat Bey, bu vesile ile de gençlerle yakın ilişkiye girmişti. Özellikle de Trabzon Darülmuallimin öğrencileri ile iyi diyalog kurmuş. Bu öğrencilerin önde geleni daha sonra birlikte Rusya’ya geçecekleri ve burada TKP genel sekreterliğine kadar yükselecek olan Zeki Baştımar (Yakup Demir) dir.  Esat Ömer, Zeki Baştımar vasıtasıyla öğretmen okulu öğrencileri arasında faaliyet yürütüyordu. 1924 yılında öğretmen okullarının dört yıldan beş yıla çıkarılması üzerine ülkede mevcut 14 öğretmen okulunda ortak boykot başlatılmıştı.  Cumhuriyet tarihinin bu ilk öğrenci hareketinin başını İbrahim Alaattin Gövsa’nın müdürlüğünü yaptığı Çapa Öğretmen Okulu çekmiş. Oradan gelen talimatla başlayan ve üç gün süren boykot yine oradan gelen talimatla son bulmuştur.

Bu eylemin Trabzon’daki öncülüğünü Sürmeneli Hacı YakupoğullarındanZeki, Sürmeneli Kulaçzade Ahmet Efendinin oğlu Nedim,Dağıstanlı Sadık ve Tirebolulu Ömer Lütfi yapmışlardı. Üç gün süren boykot sırasında, okulda yatılı kalan öğrenciler dersleri boykot ettiği gibi, okulu da terk ederek şehre dağılmışlardı. Birçoğu Trabzon dışından gelmiş olan yatılı öğrenciler kahvehanelere yığılmış. Kimileri de yakınları tarafından otellere yerleştirilmişti.

Esat Ömer, boykotçu öğrencilere yiyecek ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak için halk ve esnaftan para ve yardım toplanması kampanyasına öncülük etmişti. Trabzon’da faaliyet gösteren kulüplerden Gençler Birliği 45, İdman Ocağı 15, İdman Gurubu 33, Muallimler Cemiyeti 32 öğrenciye barınmaları için kucak açmıştı.

TKP Trabzon şubesinin yazısı

Mustafa Reşit Tarakçıoğlu’nun müdürlüğünü yaptığı okul idaresince yapılan soruşturmada boykotun lideri olarak tespit edilen Kulaçzade Nedim Efendi okuldan atılmış,  diğer elebaşlarına birer hafta uzaklaştırma cezası verilmişti.

Zeki Baştımar bu boykot olayından sonra Esat Ömer ile ilişkisini sıklaştırdı.  Çalışkanlığı nedeniyle okul müdürü Tarakçıoğlu onu üçüncü sınıfta okurken kütüphane memurluğuna atadı. Bu görevi sırasında Rusçayı öğrenme fırsatı bulan Zeki Baştımar, 1925-26 öğretim yılı sonunda ortadan kayboldu. Okul idaresi tarafından velisi olan Sürmeneli İsmailçebioğlu Saadettin Bey’den akıbeti sorulmuş ancak kendisinden bir haber alınamamıştı. Baştımar, Batum üzerinden Tiflis’e gitmişti! Baştımar’ın Tiflis’e gitmesini sağlayan da TKP Trabzon şubesi idi.

TKP Trabzon Şubesi, o günlerde Tiflis Merkez Komitesine bir yazı yazmış ve Zeki Baştımar’ı öğrenimini sürdürmek üzere Trabzon’dan Tiflis’e gönderdiklerini bildirmişlerdi.  TÜSTAV arşivinde TKP Trabzon örgütünün yazısı şöyle idi; ‘Trabzon Beşiktaş Mektebinde mühim roller oynayan ve ilk Erkek Muallim Mektebi’nde hücreler tesis eden faal ve ideali sağlam ve muktedir arkadaşlarımızdan Zeki Yoldaşı Tiflis Darülfünun’una göndermeyi Trabzon Merkez Komitesi muafık gördüğünden, bu yoldaşı vasıta olmadığından Sarp tarikiyle huduttan gönderiyoruz.’

Şeyh Sait isyanı üzerine çıkarılan Takrir-i sükut Kanunu gereğince Kahkaha gazetesinin kapatılması, Bolşevik örgütlenme ve propaganda faaliyetlerinin büyük ölçüde kısıtlanmasına neden olmuştu. Öte yandan mevcut olağanüstü dönemin örgüt önderleri için sıkı bir takibat sürecini de beraberinde getirmesi, kadronun yer değiştirmesini zorunlu hale getirmişti.

Moskova Radyosunda Trabzon haberleri

Aynı süreç Esat Ömer için de uygulanmıştı. Nitekim sivri kalemiyle yazdığı yazılardan dolayı yerel ve ulusal düzeyde tepkileri üzerine çeken Esat Ömer’in hem kendisi hem de gazetesi sık sık kovuşturmaya uğramıştı. Esat Ömer’in Rusya’ya geçtiği tarih bilinmiyor. Ancak, TKP Trabzon örgütünün Zeki Baştımar gibi Esat Ömer hakkında da aynı tarihlerde bir karar aldığı biliniyor.

Esat Ömer’in, Rus Konsolosluğu’nun bilgisi dahilinde Sürmeneli İsmail Reis’in motoruyla önce Batum’a, ardından Tiflis’e gittiği, kütüphane memurluğunda Rusça çalışan Zeki Baştımar’ın Esat Ömer’le Rusya’ya kaçtığı anlaşıldı. Esat Ömer’in Rusya’da ki yaşantısı hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olmamakla birlikte, 1940’lı yıllarda Moskova Radyosunda Türkiye’ye yönelik programlar yaptığı bilinmektedir. Bu programlarda sık sık Trabzon’da yaşanan güncel olaylara değindiği ve bunlar hakkında yorumlar yaptığı düşünüldüğünde, Trabzon ile Moskova arasında düzenli bir bilgi akışının varlığı da kuşkusuzdur.

Bu olay Trabzon’da ki gazeteciler arasında bir muhbirlik tartışmasına bile neden olmuştu. Gazeteci Cevdet Alap, bu ilişkiye ilişkin görüşlerini şöyle yazdı, ‘… Bir kamyonun yuvarlanışını, TEKEL’in tütün yakışını, Trabzon’un kurtuluş törenini, Baba Salim’in ‘Kalktı’ ve ‘Gitti’lerinde Moskofları cımbızlayışını, bir köy muhtarı seçilişini vs gibi iç alemlerimizin, bizce henüz tasarı ve tatbikte bulundurduğumuz işlerin ve bu işlere ait haberlerin henüz Zağnos’taki, henüz Değirmendere’deki, henüz şehrin göbeğindeki vatandaş duymadan Moskova radyosunda bizim Kahkaha’cı Esat Ömer Eyübi’nin yayımlaması bizi öyle tuhaflaştırıyor ki, içimizde bu derece işlek zekalı ve hünerli bir muhbir-i sadık meslektaşın bu becerikliliğini ve muhabirleri bulunduğumuz gazetelerimize bu haberleri ondan önce ulaştırmayıp atlatıldığımıza doğrusu hayli hayret ediyoruz…’

Rusya’ya geçtikten sonra ailesi ile bağları zamanla kopan Esat Ömer’in ne zaman nerede öldüğüne dair hiçbir ize rastlanmadı. 2 Nisan 1950 tarihinde ise Dahiliye Vekaleti 310237 sayılı kararıyla Ömer Esat’ı Türk vatandaşlığından çıkardı ve üzerine kayıtlı bulunan gayrimenkuller de hazineye intikal ettirdi.  Böylece, Milli Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluş dönemi Trabzon tarihi açısından olduğu kadar Türk Komünist hareketinin taşradaki damarlarından biri olması bakımından da önemli olan Esat Ömer Bey, arkasında birçok soru bırakarak yitip gitti. Bugün mezarının bile nerede olduğu bilinmiyor.

Kaynak: Trabzon ve Bölge tarihi hakkında onlarca makale ve kitaba imza atan tarihçi- yazar Veysel Usta’nın Kıyı Dergisinde yayımlanan ‘Trabzon’un ilk Bolşevik aydını: Esat Ömer Efendi ‘ başlıklı makalesi.