Tolga Zengin’den Trabzon vurgusu: Önce şehir, sonra Trabzonspor! Trabzonluluk kimliktir
Ankara’da 9–12 Nisan 2026 tarihleri arasında Başkent Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilen Trabzon Tanıtım Günleri kapsamında düzenlenen VakıfBank 61 Sohbet Programı’nın konuğu Tolga Zengin oldu. Yoğun ilgiyle takip edilen programda açıklamalarda bulunan Zengin, Trabzon ve Trabzonspor’un ortak değer olduğuna vurgu yaptı. Trabzonlu, Trabzonsporlu ve şehrin ortak paydasında buluşan insanlarla bir arada olmanın kıymetli olduğunu belirten Tolga Zengin, görüş ayrılıklarının ötesinde Trabzon kimliğinde birleşmenin anlam taşıdığını söyledi.
“ÖNEMLİ OLAN TRABZON VE TRABZONSPOR’UN FAYDASI”
Tolga Zengin, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Burada Trabzonlu, Trabzonsporlu, bu şehri için bir araya gelen, görüşler ne olursa olsun, üst kimliğini Trabzon kabul eden insanlarla burada birlikte olmak bütün yorgunluklara bence değiyor. En önemlisi de bence bu olması lazım. Önemli olanın Trabzon ve Trabzonspor'un faydası olduğunu bildikten sonra, bence buradaki yapılan tüm organizasyonlar, verilen tüm mesajlar bence çok anlamlı, çok değerli. Bütün fikirler bize çünkü ileride lazım olacak ve hepsi hem şehir için hem de Trabzonspor için.”
TRABZONSPOR’UN KENDİSİ İÇİN ANLAMINI ANLATTI
Trabzonspor’da forma giymenin kendileri adına en özel yanlarından birinin altyapıdan yetişmeleri olduğunu belirten Zengin, bordo-mavili kulüpte oynamanın sadece sportif bir kimlik değil, toplumsal bir aidiyet de taşıdığını ifade etti. Zengin, “Biz bizim için Trabzonspor'da oynamanın en özel, yani en ayrıcalıklı yanı. Biz her evin çocuğuyduk. Yani özellikle altyapıdan yetişmemiz, A takıma çıkmamız, belki de birçok insanı tanımadan birçok insanın ailesinden bir parça olduk. Bu çok önemli bir şey. Bu Trabzonspor'a bakış açısını gösteriyor. Trabzonspor şöyle, hani hepimizin tabii ki hissettiği şeyler farklı olabilir ama herkesin sahiplendiği ve herkese farklı bir şey veriyor. Mesela bana hayallerimi verdi, bazısına umut veriyor, bazısına isyan veriyor. Bazısına belki de hayatında sahip olduğu en değerli varlık olarak bir hediye olarak görüyor. Bu dediğim gibi herkes çok farklı anlamlar çıkarıyor” dedi.
“TRABZONSPOR, TRABZON’UN ÖNÜNE GEÇMEMELİ”
Konuşmasında Trabzon şehrinin kimliğine ayrıca dikkat çeken Tolga Zengin, Trabzonspor’un değerinin şehirle birlikte anlam kazandığını söyledi. Trabzon’a ve Trabzonspor’a karşı bir borç hissettiğini belirten Zengin, şehir vurgusunu özellikle öne çıkardı. Tolga Zengin, “Kendim için söylersem, kırmızı çizgi gibi değil de hepimizin bu şehre bir borcu olduğunu düşünüyorum. Yani Trabzon'a ve Trabzonspor'a. Hani ben özellikle Trabzon'u daha fazla önde söylemek istiyorum. Çünkü şuna da dikkat etmemiz gerekiyor. Bana göre Trabzonspor'un Trabzon adının, markasının çok önüne de geçmemesi lazım. Çünkü ne olursa olsun bize hepimize baktığın zaman o kimliği veren Trabzon şehri. Orada birlik olduktan sonra bence Trabzonspor noktasında da daha farklı şeyler yapabiliriz” diye konuştu.
BASKI VE ŞEHİR KÜLTÜRÜNE DEĞİNDİ
Tolga Zengin, Trabzonspor’da forma giydiği dönemde yaşanan baskıya ve şehir kültürünün futbola etkisine dair de değerlendirmelerde bulundu. Kötü sonuçların olduğu dönemlerde baskının daha yoğun hissedildiğini kaydeden Zengin, bunun Trabzon’un kimliği ve futbol kültürüyle bağlantılı olduğunu ifade etti. Zengin, “Babamı örnek verebilirim ben Beşiktaş’a gittiğimde rahat rahat kahveye gidip maç izleyebilirim dedi. Yıllardır senin yüzünden maç izleyemiyorum dedi. Hani tabii ki kötü sonuçlar olduğu zaman bizim dönemimizde baskı çok fazlaydı. Belki bu dönem bu kadar daha fazla değil. daha farklı bir atmosfer oluyordu ama her şehrin bir kimliği var ve bir bu kimliği de bir yaşayış şekli var, bir kültürü var. Yani hiçbir zaman böyle taşkınlıkta seslenmedi ama ben çıkabiliyordum daha. Yani o şehirde büyümüşüm, o şehrin içinde yaşamışım 30 sene boyunca. 30 yaşında ben İstanbul'a gittim. Ama 30 sene taşına, toprağına, köşesine her yerinde bir hatıram var. Ondan dolayı ben çok daha rahat çıkabiliyordum. Benim için çok problem yoktu ama arkadaşlarım için zordu. Belki de böyle olması gerekiyordu. Onu da bilemiyoruz” ifadelerini kullandı.
AYRILIK SÜRECİ HAKKINDA KONUŞTU
Tolga Zengin, açıklamalarının devamında Trabzonspor’dan ayrılık süreci, Beşiktaş döneminde yaşadıkları ve Trabzonlu olmanın anlamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Zengin, eleştirilerin ve akıl verenlerin her dönem olduğunu söylerken, bunun kendi hayatında olağan bir durum haline geldiğini ifade etti. Trabzon’da gündelik hayatın içinde yaşamaya devam ettiğini belirten Zengin, “Eleştiriler akıl verenler oluyordu. Zaten benim için çok ekstra bir şey değil. O günde yüzlerce kez bakkala gidiyorsun, oradan çıkıyorsun, ne bileyim bir pide salonuna gidiyorsun, meydanda yürüyorsun. Her zaman oluyor” dedi.
Beşiktaş’a transfer sürecine de değinen Zengin, dönemin kulüp şartlarının ve takım içindeki mevcut yapının bu kararda etkili olduğunu söyledi. Trabzonspor’dan ayrılış sürecinde ve sonrasında doğrudan bir tepki yaşamadığını ifade eden Zengin, siyah-beyazlı formayla Trabzonspor’a karşı oynadığı maçlarda da benzer bir durumla karşılaşmadığını dile getirdi.
Zengin, “Yok, zaten gidiş şeklinde biraz daha farklıydı. O zamanki hem mevcut kaleci durumu, hem kulübün ekonomik durumu. Öyle bir süreçti. Herhangi bir tepki yaşamadım. Oynadığım sürece Beşiktaş ile birlikte Trabzonspor oynayıp karşı oynadığımız maçlarda da herhangi bir şey yaşamadım. Sonraki süreçte yaşamadım” ifadelerini kullandı.
İLK MAÇIM TRABZONSPOR’A KARŞI OLMUŞTU
Kariyerinde dikkat çeken rastlantılara da işaret eden Zengin, Beşiktaş formasıyla ilk resmi maçının Trabzonspor’a karşı olduğunu hatırlattı. Futbolu bıraktıktan sonra yayıncılık kariyerinde de ilk yayınının yine Trabzonspor-Beşiktaş maçı olduğunu belirten Zengin, bu durumun kendisi için anlamlı olduğunu söyledi.
Zengin, “Benim için çok daha ilginci, Trabzonspor'dan Beşiktaş'a gittiğim zaman ilk maçım Trabzonspor'a karşı olmuştu Beşiktaş formasıyla, ilk resmi maçım gitti. Sonra aradan altı sene geçti. Bir senede bir çalışmadığım dönemi oldu futbolu bıraktıktan sonra. İşte yayıncı kuruluşla başladığım zaman ilk yayınımda Trabzonspor-Beşiktaş karşılaşmıştım. Hani bazen her şey böyle çok rastlantı olamayacak kadar da böyle anlamlı oluyor öyle diyeyim size” dedi.
Tolga Zengin, konuşmasının devamında Trabzonlu olmanın kendisi için ne ifade ettiğini de anlattı. Trabzon’un kendine özgü kuralları, yaşayış şekli ve kültürü olan bir şehir olduğunu vurgulayan Zengin, bu kimliğin aile yapısı ve yetişme tarzıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kaydetti.
Zengin, “Trabzonlu olmak bir kimliktir. Çünkü kendi kuralları olan, kendi yaşayış şekli olan, kendi gerçekten diğer şehirlere göre çok daha farklı olan bir şehir. Hani benim için onun söylediği gibi bir kimliktir. Ailelerine bağlı olmak bu. Hep annemizden, babamızdan ne görsek. Neticesinde Trabzon şartlarındaki çekirdek aile, güzel bir ailede büyüdük. Hepimizin azıcık yaşadığımız dönemlerde hepimizin büyüdüğü aile ortamında ben de büyüdüm” diye konuştu.

KEŞKE AVNİ AKER’İ KORUYABİLSEYDİK
Çocukluk yıllarında Hüseyin Avni Aker Stadyumu’ndaki anılarını da paylaşan Tolga Zengin, eski stadın her haline tanıklık ettiğini söyledi. Gündüz oynanan maçlarda güneşten korunmak için kağıttan şapka yaptıklarını anlatan Zengin, Avni Aker’in yıkılmasının kendisinde ayrı bir iz bıraktığını belirtti. Tolga Zengin, “Çocukken gidiyordum tabii. Stadın o zaman Avni Aker'in tabii eski stadın. Maraton tribünün üstü açıktı. Daha direkler yapılmamıştı. Açık olduğu dönemlerde kafamıza kağıt şapka yapardık. Güneş geçmesin diye gündüz maçları vardı. Sanırım ışıklandırma o zaman yoktu. Işıklandırma da gelmemişti. O stadın her halini gördük. Hem küçük çocukken, hem o sırada beklerken, hem oynarken tribünler yakınlaştığı zaman keşke yıkılmasını görmeseydik. Keşke onu orada koruyabilseydik” ifadelerini kullandı.
Avni Aker’in yalnızca bir stat olmadığını vurgulayan Zengin, sporun ve tarihin pazarlama boyutuna da dikkat çekti. Avrupa’daki örneklerden söz eden Zengin, yaşayan bir tarihin yeterince korunamadığını söyledi. Zengin, “Sadece bir tribün değil de şimdi bu işin pazarlamasının ne kadar önemli olduğunu Barcelona stadyumuna gittiğiniz zaman stat turu atarken size çimleri anahtarlık şeklinde böyle bir şey şeklinde satıyorlar size. Bu işin marketingi var ve biz yaşayan bir tarihi kendi ellerimizle yıktık. Sadece oraya bir tribün bıraktık” dedi.
O SENİ SEVMESE DE SEN ONU SEV!
Genç oyunculara da benzer tavsiyelerde bulunduğunu belirten Zengin, Trabzonspor’da forma giyen futbolcuların zaman zaman tepkiyle karşılaşmasının doğal olduğunu ancak aidiyet duygusunun korunması gerektiğini ifade etti. Tecrübeli isim, Trabzonspor sevgisini karşılıksız bir bağlılık olarak gördüğünü söyledi. Zengin, “Hepimizin başına geliyor. Çok genç oyuncu vardı. Benim dönemimde çıkıp çocuklara da aynısını söylüyordum. Hani Mustafa Yumlu, Ünal Aysal... örnek gibi. Yani sen ifade et ki bir kızı seviyorsun. O seni sevmez de sen onu sev. Bizim için Trabzonspor böyleydi. Başka şansımız yoktu zaten. Taraftar olarak büyüdük. Evimizde, köşemizde, her yerinde” diye konuştu.
Bu süreci yaşayarak tecrübe ettiğini söyleyen Tolga Zengin, genç futbolculara da hep aynı mesajı verdiğini kaydetti. Şehre ve formaya gerçek anlamda sahip çıkıldığında bunun karşılığının mutlaka alındığını vurgulayan Zengin, bazen bunun zaman aldığını ancak sonunda karşılığını bulduğunu anlattı. Zengin, “Bu süreci ben yaşayarak tecrübe ettiğim için yine kardeşlerime de hep aynısını söylüyorum. Siz elinizden geleni yapın. Siz şehre gerçekten bir şeyler verdiğiniz zaman, o formayı sahiplendiğiniz zaman gerçekten şehir de size fazlasıyla bunun karşılığını veriyor. Bazen geç oluyor, bazen biraz güç oluyor. Ama bir şekilde yolunu buluyor. Onu söyleyeyim” ifadelerini kullandı.
Zengin, hem taraftarın kızgınlığını hem de desteğini yoğun biçimde yaşamış biri olarak konuştuğunu vurgulayarak, Trabzon’dan yetişen bir isim olarak bu duyguyu çok iyi bildiğini söyledi. Tecrübeli isim, “Bunu yaşamış bir insan olarak ve gerçekten hem böyle o kızgınlığı hem de o onura edilmeyi ikisini de böyle buram buram yaşamış bir insan olarak, o şehirden yetişmiş o şehrin bir insanı olarak” sözleriyle açıklamalarını sürdürdü.

TRABZONLU OLMAK KARAKTER BİÇİMİDİR
Tolga Zengin, açıklamalarının devamında Trabzonlu olmanın yalnızca bir aidiyet değil, aynı zamanda bir karakter biçimi olduğunu söyledi. Trabzon insanının naif, toprağına bağlı ve güçlü bir hafızaya sahip olduğunu dile getiren Zengin, kendisinin de bu bağını hiç koparmadığını anlattı. Zengin, “Trabzonlu naif de olmaktır yani. Naif olunca Trabzonlu olmak diye bir şey yani. İllaki işimiz gereği mutlaka bu anlar vardır. Yaşımız gereği de biraz daha olgunlaştığımız, biraz daha dinlemeye çalıştığımız, anlamaya çalıştığımız dönemlerde olabiliriz. Yani gidiyorum, mümkün olduğu kadar gitmeye çalışıyorum. Ben toprağına çok bağlı bir insanım özellikle. Bazen hatta böyle eski mahalleme giderim. Eski oturduğumuz sitede böyle hani oturduğumuz yerlere bakarım, bizim eve bakarım böyle uzaktan eski oturduğum eve. Böyle hani anısına toprağına o anlamda çok değer veren bir insanım. Zaten mezarımız orada. Hani baktığın zaman dönüp dolaşacağız yine o toprağa, o yöreye, oraya döneceğiz” dedi.
Trabzonspor taraftarı olarak yaşadığı yolculuğu da anlatan Tolga Zengin, çocukluk hayallerinin ötesinde bir kariyer yaşadığını ifade etti. Altyapıdan A takıma yükselmenin, kaptanlık yapmanın ve kulübe kazanç sağlayarak ayrılmanın kendisi için çok özel olduğunu belirten Zengin, gittiği her yerde de Trabzon’u en iyi şekilde temsil etmeye çalıştığını söyledi.
Zengin, “Trabzonspor taraftarı için mesela çocukken hep onu söylüyorum. Belki bana nasip olan şey, o gün bana bir kalem kağıt verilse, hani istediklerini yaz dese bu kadar şey yazamazdım. Trabzonspor taraftarı olarak hayatımız devam ederken Trabzonspor İdman Ocağı’nda başlıyor altyapı. Sonra Allah rahmet eylesin Özkan hoca, Özkan Sümer Trabzonspor'a transfer ediyor. Sonra A takıma çıkıyorsun. Yine öz kaynaktan geliyorsun. Ve o takım kaptanlığını alıyorsun ve o takıma para kazandırarak başka bir takıma gidiyorsun. Bir şekilde o gittiğin yerde de yine şehrini elinden geldiği kadar iyi temsil etmeye çalışıyorsun” ifadelerini kullandı.
Beşiktaş gibi büyük bir kulüpte kendini kabul ettirmenin kolay olmadığını da vurgulayan Zengin, bu süreçte en büyük dayanağının mücadele, azim ve inanç olduğunu kaydetti. Kendisi olmaktan hiç vazgeçmediğini söyleyen Zengin, saha içinde ve saha dışında aynı karakteri korumaya çalıştığını anlattı.
Tolga Zengin, “Burada Beşiktaş gibi bir kulüpte, daha doğrusu başka bir büyük kulüpte kendini kabullendirmesi, sevdirmesi biraz daha zor oluyor. Herhalde bu mücadele, azim, inanç bu durumdan dolayı. Kendim oldum yani. Neysem sokaktayken... Bazen hatta hocam kızardı bana ama hani burada farklı ol derdi. Gol yediğin zaman üzülme derdi. Biraz daha dik dur derdi. Bütün sorumluluğu sanki kendi üstüne alma derdi. Ama ben belki onu bile yapamadım. Ondan dolayı hep kendim olmaya çalıştım. Sokakta kimsem, neysem, 10 yaşındaki çocukken neysem, 5 yaşında Trabzonspor maçına giden çocuk neyse hep aynı şeyi korumaya çalıştık” diye konuştu.
Kendisini bugünlere getiren en önemli özelliğin dürüstlük olduğunu belirten Zengin, çok özel bir disiplin ya da sıra dışı bir çalışma temposundan çok, kendine karşı açık ve net olmayı önemsediğini dile getirdi. Zengin, “Çünkü baktığınız zaman bizi buraya getiren şey bana göre, tabii ki sabır önemli. Belki çok çok üst düzey, çok çalışkan bir insan değildim. Hani antrenman yapardım ama ekstra anlamda çok değildim. Ama hep dürüst oldum. Bu çok önemli bir şey. Hep kendime de dürüst oldum” dedi.
Trabzon insanının yapısına dair de değerlendirmelerde bulunan Tolga Zengin, dışarıdan bakıldığında sabırsız olarak görülen Karadeniz insanının aslında sabretmesi gereken yerde oldukça sabırlı olduğunu söyledi. Tez canlılığın ise çoğu zaman hayat içinde bir avantaj sağladığını ifade etti. Zengin, “Trabzonlular sabırlı değildir denir ama aslında sabretmesi gereken yerde Trabzonlular çok sabırlıdır. Çok sabırlıdır. Hani sabırsız olarak söylenir. Aslında sabırsızlık değil de biraz tez canlılık diyebiliriz. Ama bence sabretmesi gereken yerde Trabzonlular gerçekten çok, Trabzon halkı oldukça sabırlıdır yani. Tez canlı olmak hayatta bir kazanç aslında. Yani bazı noktalarda ve hayatın hatta birçok noktasında erken harekete geçmek, erken aksiyon almak ya da belki vizyoner bir bakış açısı da kazandırıyor tez canlı olmak” ifadelerini kullandı.
Karadeniz insanının pratik zekâsına da değinen Zengin, bunun coğrafya ve yaşam şartlarının getirdiği bir özellik olduğunu vurguladı. Bu özelliğin doğru kullanılması gerektiğini belirten Tolga Zengin, “Yani bizim yöresel özelliğimiz o pratik. Çünkü iklimi, coğrafyası, kendi koşulları zaten zor olan bir bölge. Ve o insanlarda kendilerine bir çözüm üretmeleri gerekiyor. Bu çok önemli bir şey. Ondan dolayı bizim Karadeniz insanı hep pratik zekâlıdır, hazır cevaptır. Ama önemli olan şu, bunları doğru kullanabilmek çok önemli. Hani evet bunlar artı ama bu pratik zekâyı, hazır cevabı bazen de böyle sabırla birleştirmek gerekiyor. Onu da bence kendimize katmamız gerekiyor diye düşünüyorum” dedi.
KENDİMİ ŞANSLI HİSSEDİYORUM
Tolga Zengin, açıklamalarının devamında kişilik ve yetişme tarzının şehir aidiyetinden daha belirleyici olduğunu söyledi. Farklı şehirlerden insanların da benzer duyguları taşıyabileceğini belirten Zengin, insanın karakterinin büyük ölçüde aile yapısı ve büyüdüğü ortamla şekillendiğini ifade etti. engin, “Yani burada şimdi burada gerek şunlar olsa, bugün Giresun günü filan olsa, bütün Giresunlar aynı diyecek ki bizi tek özledi diyeceğiz. Hani çok ben böyle şehirden alakalı değil de yetişme şeklimizden iyi bir dönemde, iyi bir aile yapısıyla yetiştiğimiz için, Trabzon gibi şehirde büyümemizin, kurallı olan bir şehirde büyümemizin, halen daha o komşuna çocuğuna bırakabildiğin dönemlerde büyüdüğümüz için o anlamda kendimi şanslı hissediyorum” dedi.
Kalan kısmın ise doğrudan memleketten çok insanın kendisini nasıl yetiştirdiğiyle ilgili olduğunu vurgulayan Tolga Zengin, aidiyetin önemli olduğunu ancak asıl belirleyici unsurun karakter ve hissiyat olduğunu kaydetti. Tolga Zengin, “Geri kalan taraf bence çok memleketle alakası yok. İnsanın kendini yetiştirmesiyle alakası var. Yani hani nerede doğduğun, nerede büyüdüğün değil, ne hissettiğin tabii ki çok önemli” ifadelerini kullandı. Zengin, “Üst kimlik olarak Trabzonlu olmak, Trabzonsporlu olmak, Trabzonlu olmasam bile Trabzonsporlu olmak bu tabii ki sana ekstra bir motivasyon, insanlara katıyordur. O mutlaka öyledir” diye konuştu.
Trabzonspor’un geçmiş başarılarına da değinen Zengin, kulübün elde ettiği başarıların arkasında çalışma ve inancın bulunduğunu söyledi. O dönemin yalnızca saha sonuçlarıyla değil, kültürel yapısıyla da farklı bir yere sahip olduğunu dile getiren Zengin, bu hikâyeyi yazan isimlerin bugün de hafızalarda yer aldığını belirtti. Zengin, “Çalışarak, inanarak. Takım çok farklıydı orada. Daha böyle kültürel bir dönemdi. Tabii hocamız burada. O daha o dönemleri çok daha güzel anlatacak. Hikayeyi yazan insanlar da zaten burada” ifadelerini kullandı.
1970’lerin sonundaki şampiyonluk yıllarını yaş olarak göremediğini söyleyen Tolga Zengin, kendi döneminde de Trabzonspor’un unutulmaz Avrupa gecelerine tanıklık ettiğini anlattı. Bordo-mavili takımın Avrupa’daki önemli galibiyetlerinin hafızasında ayrı bir yer tuttuğunu belirten Zengin, kulübün uluslararası alandaki başarılarının da şehir hafızasının önemli parçalarından biri olduğunu vurguladı. Zengin, “Hani biz tabii benim doğduğum zaman, ben 83 yılında doğdum. O 76 yılları, o 70'lerin sonlarını şampiyonluklarımızı yakalayamadık, göremedik. Ama benim dönemimde de çok güzel Avrupa maçları gördük. İşte Aston Villa'sı, Lyon, Olympique Lyon diyor yanlış hatırlamıyorsam. Çok güzel de galibiyetler de gördük” dedi.
2010-2011 SEZONU HAKKINDA AÇIKLAMALARDA BULUNDU
Tolga Zengin, açıklamalarının devamında 201-2011 sezonu hakkında gelen soru hakkında açıklamalarda bulunan Trabzonspor’un geçmişte yaşadığı tartışmalı süreçlere de değindi. Bu konuda düşüncelerini daha önce de birçok kez dile getirdiğini belirten Zengin, meselenin yalnızca bireysel bir görüş değil, şehir olarak ortaya konulması gereken ortak bir duruş olduğunu söyledi. Zengin, “Ben düşüncelerimi bu konuyla alakalı çok fazla şey söyledim o gün de. Söyledim bugün de aynısını söylüyorum. Ama sadece bu benim söylemem değil, şehrin bir duruş göstermesi gerekiyordu o zamanlarda” ifadelerini kullandı.
Trabzonspor’un enerjisinin artık geçmişteki tartışmalardan çok geleceğe yönelmesi gerektiğini vurgulayan Tolga Zengin, hak arama sürecinin hukuki zeminde yürütülmesinin ayrı bir başlık olduğunu, kulübün asıl odağının ise gelecek planlaması olması gerektiğini dile getirdi. Zengin, “Ama artık bunların artık konuşulma noktasında Trabzonspor'un ben enerjisini bu tip konulardan ziyade hak arama kısmı zaten hukuksal anlamda yapılacak her şey yapılır. O farklı bir konu ama Trabzonspor'un enerjisini, konsantrasyonunu, fikrini daha geleceğine yönelik, daha yatırıma yönelik, ne yapabileceğine yönelik doğru harcaması gerekiyor. Ben onu söylüyorum” dedi.
Geçmişte bu konuların kendi aralarında çok konuşulduğunu ve tartışıldığını kaydeden Zengin, aradan geçen zamanın da dikkate alınması gerektiğini belirtti. Bu süreçte Trabzonspor’un farklı alanlarda kazanabileceği çok şey olduğuna işaret eden Zengin, kısır tartışmaların kulübün önünü tıkamaması gerektiğini söyledi. Zengin, “Yani hani bunu çok konuştuk, çok tartıştık aramızda. Hani bizim tartıştığımız bir nokta ama yoktu ama üstünden 15 sene geçti. Bunun da farkına varmamız gerekiyor ve kazanabileceğimiz de çok şey vardı. Hani bu kısır tartışmaların içinde de çok boğulduk” diye konuştu.
Trabzonspor’un her koşulda hakkını savunması gerektiğini vurgulayan Tolga Zengin, buna rağmen asıl hedefin ve ana yönün kaybedilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Zengin, kulübün geleceğini düşünerek hareket etmesinin önemine dikkat çekti. Zengin, “Tabii ki hakkımızı savunacağız, tabii ki doğruyu söyleyeceğiz. Her zaman hiçbir zaman geri durmayacağız ama bunu söylerken de asıl konsantrasyonunu, asıl hedefini, geleceğini kaybetmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

