Milli Eğitimde yeni eğitim öğretim haftası başlarken biz de ilkokul, ortaokul ve liselere yoğunlaştık.
Üniversiteleri yok saymak imkansız.
Şehrimizin 100 bin kişilik hareketi direkt onlarla sağlanıyor.
Toplam nüfusun yarısı dolaylı olarak üniversitelerin varlığından etkileniyor.
Yükseköğrenim haftası 21 Eylül itibariyle başlıyor.
Sadece öğrenciler değil, yönetimler, akademik düzey, hatta yapılar ve idari personel de kamuoyunu ilgilendiriyor.
2026 Yılı Yükseköğretim Kurumları Arası Karşılıklı Yer Değişikliği (Becayiş) sürecinde, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının eşleştirmelerde esas aldığı kriterlerin saçmalığı bir kez daha sinirleri gerdi.
Bölgemizdeki tüm devlet üniversitesinden başka kampüslere geçmek isteyenler var.
Bunu keyfi olarak değerlendirmemek lazım; mecburen yer değişmesi gereken idari personel var.
Karşılıklı olarak imkan sağlanıyor gibi görünse ve adına becayiş denilse de bu mümkün olmuyor.
Öyle ki, senelerdir bir okuldan diğerine geçiş olmadı ve olmuyor.
Yani sonuç sıfır.
Çünkü şartlar çok ağır.
Hatta birçoğu saçma!..
Mevcut kurumda en az 3 yıl çalışma, eşleşecek personel arasında en fazla 10 yıl yaş farkı, birebir aynı resmî kadro unvanına sahip olma, aynı öğrenim seviyesi ile atanmaya esas aynı mezuniyet programına sahip olma kriterlerinin uygulandığını öğrendik ve bu koşullar bizi de gerdi.
Ayrıca İstanbul haricinde aynı şehirde bulunan üniversiteler arasında geçiş de imkansız gibi.
Sahi, YÖK kendi personeli ile dalga mı geçiyor!..