Trabzon Baro Başkanı Hakan Orhan, Adli Yıl Açılışı dolayısıyla Meydan Parkı’nda bulunan Atatürk Anıtı’na çelenk sundu. Törenin ardından basın açıklaması yapan Orhan, yeni adli yıla ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Orhan, adaletin ancak bağımsız bir yargı, özgür bir savunma ve hukuka bağlı bir devlet düzeni içerisinde anlam kazanacağını belirterek, adalete duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini söyledi.
“Bugün yargının en önemli sorunlarından biri, hukuka ve adalete duyulan güvenin giderek azalmasıdır. Bu güveni yeniden tesis etmenin yolu yeni kanunlar çıkarmaktan önce mevcut Anayasa’nın, kanunların ve kesinleşmiş yargı kararlarının eksiksiz uygulanmasından geçmektedir.”

“TUTUKLAMA BİR CEZA DEĞİLDİR”
Tutuklama uygulamalarına da değinen Orhan, tutuklamanın istisnai bir tedbir olması gerektiğini vurguladı.
“Tutuklama bir ceza değildir. İstisnai olması gereken bu tedbirin cezalandırma aracı olarak algılanmasına yol açan uygulamalar, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ve masumiyet karinesini zedelemektedir. Yargının görevi kamuoyunun, siyasetin veya herhangi bir gücün beklentilerine göre değil; yalnızca hukuk kurallarına ve dosyadaki delillere göre karar vermektir.”
“AVUKATIN EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞI, SAVUNMANIN BAĞIMSIZLIĞININ ŞARTIDIR”
Avukatların karşı karşıya olduğu ekonomik sorunlara da dikkat çeken Orhan, avukatlık ücretleri, CMK ödemeleri, bağlı çalışan avukatların çalışma koşulları ve kamu avukatlarının özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Bugün mesleğimizin karşı karşıya bulunduğu sorunların başında giderek ağırlaşan ekonomik koşullar gelmektedir. Avukatlık ücretlerinin emeğin ve üstlenilen sorumluluğun karşılığını verecek seviyede olması; CMK ücretlerinin gerçekçi ölçütlerle belirlenmesi ve zamanında ödenmesi; bağlı çalışan avukatların ücret ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi; kamu avukatlarının özlük haklarının güçlendirilmesi ve genç meslektaşlarımızın mesleğin ilk yıllarında yaşadığı ekonomik güçlüklerin azaltılması artık ertelenebilir meseleler değildir.”
“Avukatın ekonomik bağımsızlığı, savunmanın bağımsızlığının da şartıdır.”
🔗 İlişkili Haber — Karadeniz’de hasar gören gemiler Trabzon’a yöneldi! Onarım bekliyorlar
“HUKUK EĞİTİMİNİN NİTELİĞİ YÜKSELTİLMELİ”
Hukuk fakültelerindeki eğitim ve kontenjanlara ilişkin de değerlendirmede bulunan Orhan, mevcut düzenlemelerin yeterli olmadığını belirterek hukuk eğitiminin niteliğinin artırılması gerektiğini söyledi.
“Hukuk fakültelerindeki kontenjanların azaltılmasına yönelik adımları önemli bulmakla birlikte yeterli görmüyoruz. Hukuk eğitiminin niteliği yükseltilmeli, başarı ölçütleri güçlendirilmeli ve yeni hukuk fakültelerinin açılması objektif, ölçülebilir ve nitelikli akademik kriterlere bağlanmalıdır.”
Orhan, gerekli akademik kadro, fiziki altyapı ve eğitim standartlarına sahip olmayan hukuk fakültelerinin faaliyetlerine son verilmesi gerektiğini de ifade etti.
“BAROLARIN BAĞIMSIZLIĞI, SAVUNMANIN BAĞIMSIZLIĞINDAN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ”
Baroların bağımsızlığının önemine de vurgu yapan Orhan, baroların hukukun üstünlüğü ve insan haklarının korunmasında önemli bir görev üstlendiğini belirtti.
“Baroların açıklamaları, eleştirileri ve hukukun üstünlüğüne ilişkin tutumları nedeniyle yargısal veya idari baskıyla karşı karşıya bırakılması, yalnızca barolara değil bağımsız savunmaya zarar vermektedir.”

“BİZİM TALEBİMİZ AYRICALIK DEĞİL, HUKUKTUR”
Orhan, açıklamasının sonunda avukatlar, hâkim ve savcılar ile yurttaşlar için ortak beklentilerinin hukuk güvencesi olduğunu ifade etti.
“Bizim talebimiz ayrıcalık değil, hukuktur. Avukat için mesleki ve ekonomik güvence, hâkim ve savcı için gerçek anlamda bağımsızlık ve teminat, yurttaş için ise erişilebilir, öngörülebilir ve makul sürede işleyen bir adalet sistemi istiyoruz.”
“Adaletin kişilere, makamlara, düşüncelere veya dönemsel koşullara göre değişmediği; aynı hukukun herkes için aynı şekilde uygulandığı bir Türkiye istiyoruz.”
Orhan, 2026-2027 Adli Yılı’nın hukuka güvenin yeniden güçlendiği, yargı bağımsızlığının tartışma konusu olmaktan çıktığı ve adaletin herkes için eşit biçimde gerçekleştiği bir yıl olması temennisinde bulundu.