Siyasette bazen yüksek ses çok şey anlatmaz.
Asıl mesele, ne söylediğinizdir.
Bir de bunu nasıl söylediğiniz…
Son dönemde TBMM’de dikkat çeken isimlerden biri İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın oldu.
Özellikle komisyonda görüşülen çerçeve yasa sürecinde ortaya koyduğu tavır, Aydın’ı yalnızca Trabzon’da değil, parti tabanında da konuşulan isimlerden biri haline getirdi.
Komisyondaki mücadele bir yana, Meclis kürsüsündeki konuşmaları da dikkat çekti. Sosyal medya paylaşımlarına gelen tepkilere bakıldığında, bu performansın karşılık bulduğu görülüyor.
Aydın’ın siyasette öne çıkan başka bir yönü daha var.
Trabzon’un sorunlarını Meclis’e taşıma konusunda ısrarcı.
Vatandaşın doğrudan yaşadığı sorunları kürsüden dile getiriyor. Soru önergeleri veriyor. Yerel meselelerin Ankara’da kaybolup gitmesine izin vermemeye çalışıyor.
Bazen bir milletvekilinin görevi tam da budur.
Kürsüye çıkıp büyük laflar etmekten çok, vatandaşın derdini olduğu gibi anlatmak…
Çerçeve yasa sürecinde ise İYİ Partili milletvekillerinin daha sert bir muhalefet ortaya koyduğu görüldü.
Komisyon görüşmelerindeki yüksek tansiyon, Meclis Genel Kurulu’na da yansıdı.
Aydın da bu süreçte sözünü sakınmayan isimlerden biriydi.
Fakat dikkat çeken nokta, sert muhalefet ile nezaket arasındaki çizgiyi korumaya çalışmasıydı.
İktidar sıralarını eleştirdi.
Uyarılarını açık biçimde yaptı.
İtirazını saklamadı.
Ama bunu kişiselleştirmeden, hakaret diline başvurmadan yaptı.
Siyasette belki de en zor şeylerden biri bu.
Karşınızdakini eleştirirken ölçüyü kaybetmemek.
Çünkü yüksek ses, her zaman güçlü siyaset anlamına gelmiyor.
Bazen sakin bir cümle, uzun bir konuşmadan daha fazla şey anlatabiliyor.
Yavuz Aydın’ın son dönemdeki performansında da böyle bir tablo ortaya çıktı.
Özellikle çerçeve yasa tartışmalarında ortaya koyduğu tavır, Trabzon’daki seçmenlerin ve İYİ Parti tabanının dikkatini çekti.
Elbette siyasette hiçbir performans eleştiriden muaf değil.
Ama bir milletvekilinin kürsüde ne söylediğine, komisyonda nasıl mücadele ettiğine ve vatandaşın sorunlarını ne kadar ısrarla Ankara’ya taşıdığına bakmak gerekiyor.
Aydın’ın son dönemde yaptığı da biraz bu.
Trabzon’un sözünü Ankara’da söylemek.
Bunu yaparken de sesini yükseltmek yerine sözünü yükseltmeye çalışmak…
Bence asıl dikkat çekici tarafı da burada.