Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Trabzon Haber Yayın tarihi: 06 Temmuz 2026 08:29

Trabzon'da vatandaş çözüm bekliyor! Siyaset polemik yaratıyor

Trabzon'da vatandaş, siyasetçileri sahada daha fazla görmek ve sorunlara çözüm üreten bir anlayış bekliyor. Halk, yalnızca eleştiri yapan ya da salon programlarıyla yetinen siyasetçiler yerine, vatandaşın içinde olan, sorunları yerinde dinleyen ve somut çözüm ortaya koyan bir siyaset anlayışına ihtiyaç duyuyor.

Türkiye’de son dönemde genel siyasetin ortaya çıkardığı bir tablo var. İktidar partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi arasında yaşanan gerilim, Türk siyasetinde vatandaşın siyasete olan ilgisini giderek azaltıyor. Özellikle yerel siyasette konuşulan konuların artık eskisi kadar dikkat çekmediği görülüyor.

Merkezi siyasetin ortaya koyduğu karmaşa, sert dil ve çözümsüzlük hali, yerel siyaseti de olumsuz etkiliyor. İktidar ve muhalefet partileri arasında yaşanan tartışmalar çoğu zaman sadece söz düellosu şeklinde kalıyor. Bir il başkanı açıklama yapıyor, ardından diğer il başkanı cevap veriyor. Oysa vatandaşın bu karşılıklı açıklamalara gösterdiği ilgi artık oldukça sınırlı.

Çünkü toplum, ülkede yaşanan son siyasi gelişmelerin ardından siyasete karşı ciddi bir mesafe koymuş durumda. Siyasi liderlerin dün söylediklerinin bugün tam tersini savunması, partiler içinde yaşanan sorunlar ve çözümsüzlükler, vatandaşı siyasetten iyice soğutuyor. Siyasetçiye duyulan güven azalıyor, hem de belirgin şekilde.

Trabzon özelinde bakıldığında da benzer bir tablo dikkat çekiyor. İktidar partisi milletvekillerini sahada çok fazla görmek mümkün olmuyor. Hatta “çok fazla çıkmıyorlar” demek bile yetersiz kalır; sahaya neredeyse hiç inmiyorlar desek abartı olmaz. Daha çok salon toplantılarında, açılışlarda ya da düğünlerde görünür haldeler. Oysa vatandaşın beklentisi farklı. Halkın içinde olan, derdini yerinde dinleyen, sorunla doğrudan temas kuran bir siyasetçi görmek istiyor insanlar.

Siyasetçinin halktan kopuk bir görüntü vermesi de bu işin ayrı bir boyutu. Trabzon’da sahada çalışan siyasi partiler elbette var. Vatandaşın sorunlarını dinleyen, taleplerini not alan yapılar da bulunuyor. Ancak özellikle muhalefet partileri açısından bakıldığında, sorunları dinlemekle çözüm üretmek arasındaki fark daha görünür hale geliyor. Eleştiri yapılıyor, eksikler dile getiriliyor; fakat ortaya konulan bu eleştirilerin toplum nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu söylemek zor. Çünkü vatandaş artık sadece sorunun tespit edilmesini değil, çözümün nasıl üretileceğini de duymak istiyor.

Bir başka önemli mesele ise siyasette dil ve üslup sorunu. Geçmişte siyasetçiler birbirlerine hitap ederken daha dikkatli, daha temiz ve daha ölçülü bir dil kullanırdı. Bugün ise tablo oldukça farklı. Sokak ağzına yaslanan, kırıcı, aşağılayıcı ve zaman zaman hakaret sınırına yaklaşan ifadeler, siyasetin sıradan parçalarından biri haline gelmiş durumda. Bu da toplumda ciddi bir rahatsızlık oluşturuyor.

Siyasetin dili sertleştikçe, vatandaşın siyasete bakışı da olumsuz etkileniyor. Çünkü insanlar, kendilerini temsil eden isimlerden kavga değil seviye, hakaret değil çözüm, gerilim değil ciddiyet bekliyor. Ne var ki son yıllarda bu çizginin giderek zayıfladığı görülüyor. Kahvehane ağzıyla yapılan siyaset, topluma güven vermiyor. Aksine, siyasetin itibarını daha da aşağı çekiyor.

Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte siyasetçilerin görünürlüğü arttı, diyalog alanları genişledi. Ancak bu durum her zaman olumlu bir sonuç doğurmadı. İletişim arttıkça üslubun da daha dikkatli olması beklenirdi. Fakat tam tersi oldu; birçok siyasetçi sosyal medyada da sert, küçümseyici ve öfke yüklü bir dil kullanmaya başladı. Bu da toplumsal kutuplaşmayı daha da derinleştirdi.

Oysa siyasetin asli görevi kavga üretmek değil, topluma yön vermektir. İnsanlara örnek olmak, temsil ettiği kitleye güven aşılamak, sorunlar karşısında çözüm üretmektir. Bunun yolu da daha düzgün bir üsluptan, daha sahici bir iletişimden ve daha samimi bir siyaset anlayışından geçiyor.

Kısacası, bugün insanları siyasetten soğutan nedenlerin başında yalnızca ekonomik ya da yapısal sorunlar gelmiyor. Siyasetin dili, siyasetçinin tavrı, halktan kopuk görüntü ve sürekli tekrarlanan polemikler de bu soğumanın en önemli sebepleri arasında yer alıyor. Vatandaş artık yüksek sesle konuşanı değil, derdi anlayanı görmek istiyor. Laf yarıştıranı değil, çözüm üreteni arıyor. Siyasetin yeniden itibar kazanması için de önce bu dilin, bu tavrın ve bu anlayışın değişmesi gerekiyor.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!