Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Trabzon’da düzenlenen 23. İmam Hatipliler Kurultayı’na katıldı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programda konuşan Bakan Tekin, imam hatip okullarının geçmişten bugüne uzanan mücadelesine değinirken, özellikle 28 Şubat sürecine dikkat çekti. Tekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imam hatip okullarının yeniden güç kazanmasında önemli bir irade ortaya koyduğunu söyledi.
“BU ÜLKE 28 ŞUBAT’I YAŞADI”
“Bu ülke 28 Şubat’ı yaşadı. 28 Şubat’ta İmam Hatip okullarında toplam öğrenci sayısı yüz binlere kadar düştü. Birçok ilimizde İmam Hatip okullarımızın müdürleri köy köy, kasaba kasaba dolaşıp çocukları bu okullara kaydetmek ve okulları açık tutmak için bir mücadele içerisine girdiler. Öyle bir dönem yaşadık.”
“İMAM HATİP OKULLARI 28 ŞUBAT’TA ADETA KAPATILDI”
“Dolayısıyla zihnimizde İmam Hatip okulları 28 Şubat’ta adeta kapatılmıştır. İkinci kez açılmıştır. O yüzden ben 28 Şubat’ta kapatılan bu okulların ikinci kuruluşuna vesile olan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bir İmam Hatipli olarak teşekkür ediyorum. Bunu birimiz olarak, bu camianın bir mensubu olarak söylüyorum.”
“CUMHURBAŞKANIMIZIN KARARLI İRADESİYLE YENİDEN AYAĞA KALKTI”
“İmam Hatip okulları dışında hiçbir okul böylesine bir süreç yaşamamıştır. Şu anda rakamları değerlendirdiğimizde yeniden 28 Şubat’tan önceki noktaya doğru geliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlı iradesi, milletimizin duası ve desteğiyle birleşince söndürülmek istenen bu ateş yeniden tutuştu. Rabbim davayı mübarek eylesin. Bütün yol arkadaşlarına teşekkür ediyorum.”
“İMAM HATİPLİ OLMAK BENLİĞİMİZE NAKŞOLUNAN BİR MENSUBİYETTİR”
“Kıymetli kardeşlerim, insanı diğer varlıklardan ayıran en temel hususlardan biri onun bir aileye, bir mensubiyete sahip olmasıdır. Hepimizin öyle mensubiyetleri var ki onları ne bir kayda sığdırabiliriz ne de böyle törenlere sığdırabiliriz. Çünkü onlar edinilen değil, benliğimize nakşolunan mensubiyetlerdir. Benim gözümde İmam Hatipli olmak da ikinci türden, yani benliğimize nakşolunan bir mensubiyettir. Elhamdülillah ben de bu mensubiyeti onurla taşıyan bir kardeşinizim.”
“İMAM HATİPLİ OLMAK ÖMRÜMÜZÜN İSTİKAMETİNE VURULMUŞ BİR MÜHÜRDÜR”
“İmam Hatipten mezun olmak ömür sermayemizden bir güne yazılmış bir kayıttır, gelir geçer. Fakat İmam Hatipli olmak ömrümüzün istikametine vurulmuş bir mühür misalidir. Bir kere vuruldu mu hayatımızın her safhasına sirayet eder. Mensubiyet, bir müessesenin kapısından dışarı adım attığımız anda sona eren bir şey değildir. İmam Hatipli olmak, o kapının ardında kazandığımız duruşu, o eşikten sonra bir daha çıkarmamak üzere ömre yoldaş etmemizin adıdır.”

“HANGİ MAKAMA GELİRSE GELSİN O MÜHÜR ONU KENDİ ÖLÇÜSÜNDEN ŞAŞMAMAKLA MÜKELLEF KILAR”
“Öyle ki aradan kaç yıl geçerse geçsin, insan hangi makama gelirse gelsin o mühür onu kendi ölçüsünden şaşmamakla mükellef kılar. Bu şuurla milletimiz en ağır imtihanlarından geçerken bu neslin evlatları da ülkenin yeniden imarındaki yerini almakta, o ortak yükün altına omuz vermekte bir an geri durmadı.”
“SİYASETTEN AKADEMİYE, TEKNOLOJİDEN SAVUNMA SANAYİNE HER ALANDA SORUMLULUK ÜSTLENDİK”
“Kiminiz siyasetin çetin sorumlulukları altında yükler üstlendiniz. Kiminiz bürokrasinin kılcal damarlarında devletimize hizmet etmeyi şiar edindiniz. Kiminiz ilmin ve akademinin kürsülerinde hakikatin peşine düştünüz. Kiminiz ekonomiden teknolojiye, savunma sanayinden sağlığa bu memleketin istikbalini örenler arasında yer aldınız. Üstümüze düşeni yerine getirmeye çalıştık.”
“EN YÜKSEK TİMSALİ SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZDIR”
“Nitekim bu hattın en yüksekten görülen timsali bugün milletimizin mukadderatını omuzlayan iradenin ta kendisi, yani Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Bu okulların sıralarından geçip bu aziz milletin en yüce makamına kadar yürümüş bir dava adamı olarak İmam Hatipli olmanın engin ufuklara açılan kök sağlamlığı olduğunu bütün bir cihana göstermiştir.”
GENÇLERE “BU MİRASA SAHİP ÇIKIN” ÇAĞRISI
“İşte sevgili gençler, sizlerin de asıl talip olmanız gereken şey bu ruh hâlidir. Bir gün bu sıralardan mezun olacak, diplomanızı alıp kendi yolunuza karar vereceksiniz. Ancak hangi mesleği seçerseniz seçin bu ruhtan, bu mensubiyetten asla ayrılmadan dimdik durmak sizlere bizlerin mirasıdır. Sizlerin de bu mirasa sahip çıkacağınıza inanıyorum.”
“BU AYDINLIK YOLA KOLAY KAVUŞMADIK”
“Değerli misafirler, şu hususu her vesileyle dile getirdim, katıldığım her ortamda ifade ettim. Bundan sonra da ifade etmekten imtina etmeyeceğim. Biz bugünlere, başımız dik yürüdüğümüz bu aydınlık yola kolay kavuşmadık. Bir asra yakın bir zaman bu milletin kendi diliyle, kendi inancıyla evlat yetiştirme iradesinin karşısına dikilmiş kaskatı vesayet duvarlarıyla imtihan olundu.”
“VESAYET DUVARLARI HER DEVRİNDE BAŞKA BİR SURETE BÜRÜNDÜ”
“O duvarlar her devirde bir başka surete büründü. Kâh bir yasağın soğuk yüzüyle karşımıza çıktı, kâh bir darbenin çizme sesleriyle karşımıza çıktı.”
28 ŞUBAT’IN EN BÜYÜK PAYDAŞI FETÖ’YDÜ
“28 Şubat iradesi kendilerine en büyük paydaş olarak FETÖ’yü seçmiştir. Bunun en büyük delili, o dönem FETÖ liderinin, hiç unutmuyorum, Yalçın Doğan’la yaptığı röportajında, ‘Okullarımızın anahtarını eğer isterlerse 28 Şubat iradesine seve seve veririm’ demiş olmasıdır. Ki aynı şahıs 12 Eylül darbesini de alkışlarla karşılamıştı. Şimdi bu örnekleri gördükten sonra 12 Eylül darbesiyle, 28 Şubat darbesiyle, 15 Temmuz’u yapan kişilerin aynı zihniyetin temsilcileri olmadığını iddia etmek mümkün müdür değerli arkadaşlar?”
“KUL HESAP YAPAR AMA NİHAİ HÜKMÜ RABBÜLALEMİN VERİR”
“İşte bütün bir asra yayılan bu kuşatma ortamını kuranlar hesaplarını da sağlam tutmuşlar. Bir neslin hafızasını silmek üzere, bir milleti kendi köküne yabancılaştırmak üzere zamanın ve tahakkümün sabrıyla bunu mümkün kıldıklarını sandılar. Lakin gözden kaçırdıkları bir hakikat vardır. Kul hesap yapar ama nihai hükmü veren, hesapların en hayırlısını kuran Rabbülalemindir.”
“VE MEKERÛ VE MEKERALLAH, VALLAHU HAYRU’L-MÂKİRÎN”
“Benim makamımı ziyaret eden dostlarımız görmüşlerdir. Ben bürokraside göreve başladım başlayalı bir ayet-i kerime, bir hat benim odamda hep var oldu: ‘Ve mekerû ve mekerallah, vallahu hayru’l-mâkirîn.’ Eğer Kur’an-ı Kerim’in bütün ayetlerine aynı inançla inanıyorsak, bu ayet-i kerimeye inanmak da bizim kendi inancımıza sahip çıkmamızı, Allah’ın bütün bu hesapları mutlaka bir gün tersine döndüreceğine dair inancımızı ve itikadımızı sağlam tutmamızı gerektirir. Bu da Kur’an-ı Kerim’in bize emridir.”
“İŞİMİZ BİTMEDİ, YAPILACAK ÇOK DAHA FAZLA İŞ VAR”
“Çok şükür bugün bu noktalara geldik. Emeği geçen herkese gerçekten bir İmam Hatipli olarak teşekkür ediyorum. Fakat işimiz bitmedi. Çok daha yapılacak iş var.”
“8 MİLYARI AŞKIN YAPAY ŞAHSİYET ÜRETTİKLERİNİ İLAN ETTİLER”
“Dün bir araştırma okudum. Dünyanın en önemli üniversitelerinden bir tanesi, en büyük teknoloji devleriyle el ele vermiş, insan davranışını birebir takip eden, sayısı neredeyse bütün insanlık nüfusuna denk, 8 milyarı aşkın yapay şahsiyet yaptıklarını ilan ettiler. Bu akademik bir çalışma arkadaşlar. Yani bahsettiğim veri, ‘8 milyar şahsiyet inşa ettik’ diyor.”
“İNSANIN MİZACINDAN İNANCINA KADAR BİNDEN FAZLA ÖZELLİĞİ TASNİF EDİYORLAR”
“Üstelik bu suretler gelişigüzel de kurulmamış. Her biri insanın mizacını, psikolojisini, inancını, gündelik alışkanlıklarına varıncaya dek binden fazla hususiyetini ayrı ayrı tasnif eden bir şemayla üretilmiş karakterler. Maksatları bu simülasyon insanları bir sistem yahut ürün karşısında deneyerek gerçek insanın davranışını daha o davranmadan öngörebilmek.”
“İNSANIN EN MAHREM TEMAYÜLLERİ BİR VERİYE DÖNÜŞTÜ”
“Görüyorsunuz, artık insanoğlunun tercihleri, tereddütleri, hatta en mahrem temayülleri bir makine tarafından önceden hesaplanabilir bir veriye dönüşmüş durumda. İnsanın bizzat kendisinin ölçülüp biçildiği, sayısal bir topluluğa indirgenmiş bir zamanı yaşıyoruz.”
“MAALESEF ÇOCUKLARIMIZI BİZ YETİŞTİRMİYORUZ”
“Değerli arkadaşlarım, birçok ortamda söylüyorum. Bu içinde yaşadığımız dünyada maalesef çocuklarımızı biz yetiştirmiyoruz. Maalesef çocuklarımızı bu algoritmaları yazan yapılar yetiştiriyor. O yüzden diyorum ki yapılacak gerçekten çok fazla iş var.”
“ÇOCUKLARIMIZIN KENDİ ÇOCUKLARIMIZ OLMASINI İSTİYORSAK DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ”
“Çocuklarımızın kendi çocuklarımız olmasını istiyorsak, çocuklarımızın bu değerlere sahip çıkmasını istiyorsak, bir Müslümanın sahip olması gereken hassasiyetle davranıp daha çok çalışarak bu mücadeleyi yürütmemiz gerekir.”
“MODERN ZİHNİYET İNSANI ANLAMA İDDİASIYLA ORTAYA ÇIKTI AMA ONU PARÇALADI”
“Bir makinenin bu kadar rahat, bu kadar özgüvenli bir biçimde insan hakkında tahmin yürütmesinin ardında, benim şahsi görüşüm, çok önemli bir kırılma yatıyor. Düşünsenize modern zihniyet insanı anlama iddiasıyla ortaya çıktı. Ama daha ilk adımda onu paramparça etti. Aklını kalbinden, bilgisini gayesinden, seyrettiği kâinatı o kâinatın sahibinden kopardı. Ölçebildiğini hakikat saydı, ölçemediğini hükümsüz bıraktı.”
“İNSANI BİR VERİYE İNDİRGEYEN BAKIŞ ASIL KIRILMADIR”
“Ben şuna kaniyim ki bir insanı bir mana olmaktan çıkarıp, davranışları sayılabilen, temayülleri tasnif edilebilen bir veriye indirgeyen asıl kırılma işte bu bakışta gizlidir. Geçen ay bütün dünyanın konuştuğu o 8 milyarlık sureti de ben münferit bir icat olarak görmedim. Bu, asırlara yayılmış olan indirgemenin vardığı son nokta olarak görüyorum. Bir varlığı bütün derinliğiyle ölçülebilir bir veri hâline getirdiğimizde geriye o veriyi çoğaltmaktan başka bir şey kalmaz.”
“BİZİM MEDENİYETİMİZ İNSANA HİÇBİR ZAMAN BU GÖZLE BAKMADI”
“Bizim medeniyetimiz insana hiçbir zaman bu gözle bakmadı. Hakikatin kaynağı bir olduğu için bizim irfanımızda ilim de tektir. Bir yıldızın yörüngesini hesaplayan akıl ile o yörüngeyi koyanın azameti karşısında eğilen gönül, aynı insanın birbirine açılan iki odasıydı. Aralarında hiçbir duvar yoktu.”
“KÂMİL İNSAN DEDİĞİMİZ ŞEY BU VAHDETİN ADIDIR”
“İnsanı da böyle; aklıyla, kalbiyle, bilgisiyle, edebiyle bir arada yoğrulmuş bir bütün olarak tasavvur ettik. Kâmil insan dediğimiz şey işte bu vahdetin adıydı bizim literatürümüzde.”
“MAKİNENİN ULAŞABİLDİĞİ YER İNSANIN ÖLÇÜLEBİLİR YÜZEYİDİR”
“Makinenin kudretinin eriştiği yer, insanın ölçülebilir yüzeyidir sadece. Onu bir gayeye, bir vicdana, bir yaratılış sırrına bağlayan iç âlemi ise hiçbir aygıtın elinin uzanamayacağı bir mahrem olarak kalacaktır. Makineyi çaresiz bırakan şey, işte bu derinliğe sahip olan insandır.”
“İMAM HATİPLERİN ASIL DAVASI BU DERİNLİĞİ YENİDEN İNŞA ETMEKTİR”
“İmam Hatiplerin asıl davası da bu derinliği yeniden inşa etme gayretine düğümlenmektedir. Bizler bu çatı altında modern dünyanın birbirinden kopardığı iki âlemi yeniden buluşturma çabasındayız.”
“FİZİK İLE İRFAN TEK BİR MARİFETİN İKİ YÜZÜDÜR”
“Kâinatın kanunlarını çözen fizik ile o kanunların sahibini tanıtan irfan, gençlerimizin zihninde birbirine yabancı iki bilgi olmaktan çıkarılıp tek bir marifetin iki yüzü hâline getiriliyor. Biraz önce Abdullah kardeşimiz ‘çift kanatlılık’ ifadesiyle bunu zaten zikretti. Biz İmam Hatip okullarında bunu yapmaya çaba sarf ediyoruz.”
“İMAM HATİP OKULLARI ARTIK TEK TİP BİR OKUL OLMAKTAN ÇIKTI”
“İmam Hatip okulları artık eskiden olduğu gibi tek tip bir okul olmaktan da çıktı. Bilhassa 2013-2018 arasında müsteşarlık yaptığım dönemde, 2014 yılında malum dershane yasasıyla beraber bir adım attık ve ‘proje okul’ diye bir kavram ürettik.”
TRABZON’DAKİ UYUMA ÖVGÜ: “TÜRKİYE’NİN EN UYUMLU İLLERİNDEN BİRİ”
“Trabzon’u, Trabzon halkının heyecanını futbolda, yemek kültüründe, her konuda gerçekten seviyorum. Tam bir halk adamı. Altın değerinde bir insan. Sabahleyin buraya gelen kardeşlerimizi de ayrıca tebrik ediyorum.”
“ÇOK BAŞARILI BİR BELEDİYE BAŞKANI”
“İşin en teferruatlı tarafında gerçekten çok başarılı bir belediye başkanı var. Çok güzel bir ekip var burada. Milletvekilimiz, diğer vekillerimiz, yardımcılarımız, AK Parti il başkanımız… Gerçekten Trabzon’u kutluyorum.”
“VALİSİYLE, BELEDİYE BAŞKANIYLA UYUMLU BİR ŞEHİR”
“Türkiye’de valisiyle, belediye başkanıyla, ekipleriyle en uyumlu illerimizden bir tanesi. Bu uyumu sağlayan kişilere de huzurlarınızda teşekkür ediyorum.”
“HEPİNİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM”
“Gerçi ev sahibi zaten burası. Başkanımızı henüz görmedik ama Büyükşehir Belediye Başkanımıza da, hepinize de teşekkür ediyorum.”