Trabzon dün akşam ansızın karanlığa büründü.
Ne bir haber ne de önceden yapılmış bir ikaz…
Ocakta yemeği olan, asansörde bulunan, evinde işini gören vatandaşlar bir anda elektriksiz kaldı. Saatler süren bekleyiş, binlerce insanın günlük hayatını altüst etti.
Bu hadise şehir merkezinde yaşanınca geniş bir kesimin mağduriyeti de gözler önüne serildi.
Ya bir de kırsalı düşünün!
Oralarda vaziyet daha vahim. Kesintiler sık, müdahaleler zaman zaman gecikiyor. Sokak lambaları sönünce mahalleler zifiri karanlığa teslim oluyor. Tabii öncesinde yanıyorlarsa!
İşin bir başka garabeti de var.
Arıza ne zaman giderilecek, enerji hangi saatte verilecek? Vatandaş çoğu zaman bu suallerin cevabını aramakla meşgul.
Elbette teknik aksaklıklar yaşanabilir. Lakin sürekli tekrarlanan sıkıntılar karşısında insan ister istemez soruyor:
Şebekelerin bakımı, muhtemel arızalara karşı tedbirler, kesintileri azaltacak çalışmalar yeterince yapılıyor mu?
Bir de madalyonun öteki yüzü var.
Fatura geciktiğinde tahsilat için gereken hassasiyet gösteriliyor. Borç ödenmediğinde yasal sürecin sonunda enerji kesiliyor.
Peki saatlerce hizmet alamayan vatandaşın mağduriyeti ne olacak?
Tahsilatta gösterilen titizliğin, hizmette de karşılığını görmek istiyor insanlar.
Haksız da sayılmazlar.
Zira elektrik artık bir lüks değil, hayatın zaruri ihtiyacı.
Vatandaşın tek beklentisi var: Faturasını ödediği elektriği, kesilecek mi endişesi taşımadan kullanabilmek.