Trabzon tarihini koruyabilecek mi?
Trabzon’un tarihiyle övünmek kolay, onu koruyabilmek ise ciddi bir irade ve vizyon gerektiriyor. Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan, dört imparatorluğun izlerini taşıyan bu kadim şehir ne yazık ki geçmişten bugüne tarihi mirasına yeterince sahip çıkamadı.
Kentin siyasileri her fırsatta “4 bin yıllık kent”, “imparatorluk başkenti”, “Fatih’in fethettiği şehir”, “Kanuni’nin yönettiği kent” ve “Yavuz’un doğduğu topraklar” söylemlerini dillendiriyor. Ancak iş tarihi yapıları korumaya geldiğinde aynı hassasiyetin gösterildiğini söylemek pek mümkün görünmüyor.
Trabzon, geçmiş yıllarda kimliğini oluşturan pek çok tarihi değerini birer birer kaybetti. Meydan’daki Sümer Sineması’nın yok oluşu, Ganita’daki Aziz Giorgi Kilisesi’nin ortadan kaldırılması, Bahçecik’teki sur kemerinin yıkılması gibi hatalarla önemli anıtsal değerler kaybedildi.
Son yıllarda yapılan bazı uygulamalar da geçmişteki yanlışları ne yazık ki aratmıyor. Pazarkapı’da surların önünün Reşadiye Viyadüğü ile kapatılması, antik liman kalıntısının üzerine balıkhane inşa edilmesi, Tabakhane Köprüsü’nün bir bölümünün yıkılarak yol geçirilmesi kentin tarihi dokusuna verilen zararların en somut örnekleri arasında yer aldı.
Oysa bugün Trabzon yalnızca doğasıyla değil, tarihiyle de öne çıkmak zorunda olan bir turizm kenti konumunda bulunuyor. Şehre gelen ziyaretçiler sadece Uzungöl’ü, yaylaları ya da denizi görmek istemiyor; aynı zamanda geçmişin izlerini de keşfetmek istiyor.
Bu nedenle tarihi dokunun korunması artık yalnızca kültürel değil, aynı zamanda ekonomik bir mesele haline gelmiş durumda. Tarih turizmi, önemli bir potansiyel barındırıyor ve bu potansiyelin Türkiye’de en yüksek olduğu şehirlerden biri de Trabzon olarak öne çıkıyor.
Tam da bu noktada, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın ortaya koyduğu yaklaşım dikkat çekiyor. Kaya’nın özellikle kent merkezindeki tarihi dokuyu gün yüzüne çıkarma ve turizme kazandırma konusunda önemli bir hassasiyet gösterdiği görülüyor.
Bir süredir Sarayatik Camii Sokak’ta yürütülen cephe yenileme çalışmaları ile Çifte Hamam restorasyonu, bu anlayışın önemli örnekleri arasında yer alıyor. Kaya’nın, bu konuda iş birliği yapılan Tarihi Kentler Birliği’nin toplantısına katılacağı ve önemli temaslarda bulunacağı da öğrenildi.
Önümüzdeki aylarda bu projelerle ilgili daha somut adımların atılması bekleniyor. Özellikle kent merkezindeki tarihi yapıların turizme kazandırılması konusunda yeni projelerin gündeme gelmesi sürpriz olmayacak.
Öte yandan tarihi yapıların yalnızca restore edilmesi değil, yaşayan mekanlara dönüştürülmesi de büyük önem taşıyor. Bu noktada Ortahisar Belediyesi’nin projesi olarak Sunay Akın’ın Oyuncak Müzesi’nin, Sarayatik Camii Sokak’taki tarihi bir binada kurulacak olması oldukça anlamlı bir tercih olarak değerlendiriliyor.
Böyle bir kültür projesinin tarihi bir sokakta hayat bulacak olması, Trabzon’un geçmişiyle geleceğini buluşturabilecek değerli bir adım olabilir. Çünkü tarihi korumak yalnızca taş binaları ayakta tutmak değil, o yapıları yeniden yaşamın bir parçası haline getirebilmektir.
Trabzon’un artık tarihi mirasını kaybeden değil, koruyan ve yaşatan bir şehir olmayı başarması gerekiyor. Çünkü “geçmişini koruyamayan şehirlerin geleceğe güçlü bir hikâye bırakması mümkün olmuyor.”


