Trabzon Sanatevi’nin tahliyesi için Trabzon Valiliği tarafından verilen süre bugün doldu. Sanatevi yönetimi, bugün anahtarı teslim ederek binayı boşaltmaya başladı. Yıllardır Trabzon’un kültür ve sanat hayatında önemli bir yere sahip olan Sanatevi’nin tahliye edilmesi, sanat çevrelerinde tepkiyle karşılandı.
Tahliyenin yalnızca bir binanın boşaltılması olmadığı vurgulanarak, kararın kentin kültür-sanat hayatına etkisine dikkat çekildi.
Trabzon Sanatevi’ne destek vermek amacıyla YENİ Parti Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, Ortahisar Belediye Başkan Yardımcıları Cüneyit Zorlu, Celal Akaç, Özer İskender, Trabzon Sanatevi Başkanı Mehmet Kuvvet ve sanatseverler Sanatevi bahçesinde toplanarak açıklamalarda bulundu.
Trabzon Sanatevi Başkanı Mehmet Kuvvet yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“ŞİMDİ BELKİ DE SANAT EVİNİ UĞURLAYACAĞIZ”
“Protezimi de düşünüyorum ama sağ olsun valimiz dışarıya ambulans göndermiş zaten. Bir sorun yaşamayız umarım.
Sevgili dostlar, amacımız, burada toplanma amacımız farklı olsa da bugün Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun 51. sene-i devriyesinde bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu mekân birçok güzel anıları biriktirmemizin yanı sıra ressam abilerimizden Yusuf Kâtipoğlu, Abit Güneş, Özer Cıravoğlu gibi sanatçılarımızın da ebediyete uğrandığı bir mekân olarak varlığını sürdürüyordu. Şimdi belki de Sanat Evi’ni uğurlayacağız. Elmamızı gerektiği üzere göndeririz.
“BİR YÜZ METREKARELİK BİR BİNA BİZE ÇOK GÖRÜNMÜŞTÜR”
Şimdi Trabzon Doğu Karadeniz havzasının kültür başkentidir diyoruz. Prens noktalarını üst yapısal alan üzerinden kuruyor. Trabzon’da Trabzon’un sporda, sanatta ve hatta siyasette varlığı bunu doğruluyor. Dolayısıyla siyasilerin söylemiyle metrekaresine en fazla sanatçının düştüğü Trabzon’da sanat ve kültür alanında kenti ulusal ve uluslararası arenada temsil eden Sanat Evi’ne karşı yıkıcı girişimde bulunmaktan daha kötüsü ne olabilir? Metrekaresine şu kadar sanatçı düşüyor dediğimiz bir kentte bir yüz metrekarelik bir bina bize çok görünmüştür.
“YOK EDİLMEYE ÇALIŞILAN 150 YILLIK SANAT BİRİKİMİDİR”
Sanatın değişik disiplinlerinde bir araya gelerek on dernekten oluşan Trabzon Sanat Evi yapılanmasının kapısına kilit vurularak alanımız yok edilmeye çalışılmaktadır. Bundan kısa bir süre önce Sayın Cumhurbaşkanımız kültür ve sanata bütçeden ayrılacak payın artırılması talimatını vermiştir. Ancak valimiz sanat evine karşı tavrından da anlaşıldığı kadarıyla Trabzon’u bu söylemin dışında tutmuştur. Kentin kültür sanat duyarlılığı konusunda seçilmiş ve atanmışlar sınıfta kalmıştır.
Trabzon Sanat Evi oluşumunun arka planında kentin en az 150 yıllık sanat birikimi bulunmaktadır. Ve yok edilmeye çalışılan da budur.
Sanat susmaz, susturulamaz! Sanat susmaz, susturulamaz! Sanat susmaz, susturulamaz!
“VALİLİK KARARINDA KAMU YARARINDAN SÖZ EDİYOR”
Valilik kararında kamu yararından söz ediyor. Valiye sormak gerekiyor. Bizim yıllardır ulusal ve uluslararası ölçekte gerçekleştirdiğimiz bunca etkinlik ne anlama geliyor? Biz Sanat Evi olarak siyasi kaygı gözetmeden sanatın çatısı altında birleşerek birleştik. Bu nedenle Trabzon sanat hayatının yara almasına izin vermeyiz. Var olmaya devam edeceğiz.
Bazı veballerin siyasi kararı olmaz. Verilen bazı kararlar insanın kurumsal siciline ya da siyasi siciline yazılmaz. İnsanların vicdanına yazılır. Bu utanç mülki ve idare amirlerimize bir ömür yeter.
Binamızda Trabzon Sanat Evi’nin külleri üzerinde konservatuvar hayal eden kafalara ne dememiz gerekiyor bilemiyorum.
“20 YILDIR ORADASINIZ, BİR TEŞEKKÜRÜNÜZÜ GÖRMEDİM”
Süreç içerisinde bizleri temsilen seçtiğimiz vekillerimizle yazıştık, görüştük. AK Parti il başkanı randevu talebimize, ‘Bu iş bitti, ben onunla ne konuşacağım?’ diyerek yanıt vermediği gibi vekillerden Mustafa Şen, ‘20 yıldır oradasınız, bir teşekkürünüzü görmedim’ demiştir ve bu 20 yıl içerisinde teşekkür sayılabilecek binlerce etkinliğin umurunda bile olmadığı anlaşılmaktadır.
Bakanımız Uraloğlu, ‘Üç yıldır neredesiniz? Ben seni yeni görüyorum’ diyerek bu işin arka planında yıllardır konuşulup kotarıldığını ima etmiştir.
Eski Ulaştırma Bakanımız Adil Karaismailoğlu ile görüşme talep ettiğimde konuştuğumuzda, ‘Size dönüş yaparız’ demiş ama aradan geçen haftalara rağmen hâlâ geri dönüş yapılmamıştır.

“BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANIMIZ BİR SESSİZLİĞE BÜRÜNMÜŞTÜR”
Büyükşehir Belediye Başkanımız bugüne kadar Sanat Evi’nin yanında olduğu halde bu olayda bir sessizliğe bürünmüştür. Bu arada şunu da söyleyeyim. Bu açıklama yer aldıktan sonra akşam aradı. Yani anladığım kadarıyla o da belki çaresiz olduğunu ama süreç içerisinde üniversiteyle bir araya gelerek bir yol haritası çizilebileceğini ama söz vermediğini özellikle akşam beyan etmiştir.
Diğer iktidar vekillerinden Sayın Cora desteği hariç bir geri dönüş olmamıştır ve olaydan haberdar edildikleri halde Trabzon kültür sanatı adına hiçbir destek vermemişler.
“23 EYLÜL 2026’DA ANAHTARLARI TESLİM ALACAKLARMIŞ”
Kaç gündür polis karakolundan memurlar bir yandan, kaymakamlık bir yandan ellerindeki belgeyi imzalatmak için benimle kovalamaca oynuyorlar. 23 Eylül 2026, yani bugün saat 14’te Sanat Evi’ne gelip anahtarları teslim alacaklarmış.
Sanat susmaz, susturulamaz!
“KESİLMEYE ÇALIŞILAN TRABZON’UN KÜLTÜR SANAT DAMARIDIR”
Aldığım duyuma göre TEDAŞ’a, itfaiyeye, ambulansa, sular idaresine, kurumlara tebligatlar gitmiş. Belki bu genel bir uygulamadır, bilemiyorum. Bilinirsek zannediyorum suyumuz, elektriğimiz kesilecek. Ama şunu bilsinler ki kesilmeye çalışılan suyumuz, elektriğimiz değil, Trabzon’un kültür sanat damarıdır.
Satlaşmayalım, cevap vermeye gerek yok. O da kendi çapında eğlensin.
“NORMAL VATANDAŞ BURAYI NASIL GEZSİN?”
Bir de şunu eklemek istiyorum. Yani bir ortamda, Kent Konseyi’nde olan bir şey herhalde. Valimiz ilk geldiğinde tebdili kıyafet geziyordu. Buraya da uğradı. Buraya uğradığında burada çalışanlarımızdan biriyle beraber işte içeri girmek istediğinde, ‘Ya yukarısı yasak’ falan denilmiş ona. Valimizi tanımıyor tabii. ‘Ya olsun, bir bakayım’ falan diye yukarıda odalar kapalı. Neyse, gezdi orada, çıktı ve valimiz işte bu süreç içerisinde gelen duyumlardan, ben söylüyordum bunu. Yani ‘Ben gittim, ben oraları gezemedim. Normal vatandaş burayı nasıl gezsin?’ gibi bir söylemi de olmuş.
Bunu ben doğru bulmuyorum. Şu anlamda doğru bulmuyorum. Bizim burada bir idari odamız var. Bir tane müzik eğitimi verdiğimiz, piyanomuzun olduğu bir oda var. Haliyle kilit altında tutmak gerekiyor, her gelen dokunmasın diye. Resim atölyelerimiz var, kişisel eşyalar falan var ve bunlar kilit altında.
“BİNAYA BİR TABLO ASMAK İÇİN ÇİVİ ÇAKAMIYORUZ”
Ben de çok isterdim ki insanlar buraya geldiği zaman şu binanın içerisinde belki bir güzellik görürüz, bir tablo görürüz, şunu yaparız, bunu yaparız falan bir fotoğraf çekilecek bir köşe olur. Ben de isterim onu. Çok isterim. Hatta bunun mücadelesini de verdik ama bina tescilli bir bina olduğu için binaya biz çivi çakamıyoruz. Bir tablo asmak için çivi çakamıyoruz. Onun için sergi alanlarımız, buradaki alanlarımızı kullanmak durumundayız. Onun için iyi etüt yapılmamış diye düşünüyorum.
“KARARIN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ VE YANLIŞTAN DÖNÜLMESİYDİ”
Sözü çok fazla uzatmayacağım. Kurucu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sanat konusundaki sözlerini hepimiz biliyoruz. Tekrarlamayacağım. Bizim mücadelemizin amacı Atatürk’ün veciz sözleri gereğince kararın gözden geçirilmesi ve yanlıştan dönülmesiydi.
Hâlâ şu kapıdan biri girecek, ‘Buradasınız’ diyecek ümidiyle öyle bir yol çizdik ve arkadaşlarımla, yol arkadaşlarımla bu noktaya kadar geldik.
Tabii bir doğruya ya da bir problemin çözümünde takip edilecek birden çok yol vardır ama bizim tercihimiz bu yönde oldu. Doğruydu, yanlıştı. Dışarıdan sosyal medyadan, yani doğrudur diyen, bizi suçlayanlar oluyor. Ama inanın biz kendimize göre elimizden geleni yaptık ve bu kararın gözden geçirilmesi ve yanlıştan dönülmesi düşüncemizdir.
“TRABZON BU SALDIRIYI ASLA UNUTMAYACAKTIR”
Aksi takdirde Doğu Karadeniz havzasının merkez kenti olarak Trabzon tarihinden gelen kültür sanat hayatına yapılan bu saldırıyı asla unutmayacaktır.
Trabzon Sanatevi’nin tahliye sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Trabzon Sanatevi eski Başkanı Adnan Taç, Sanatevi’nin 20 yıllık geçmişinde yürütülen çalışmaları ve karşılaşılan sorunları anlattı.
“BUNLAR İŞİN SADECE İDARİ ANLAMDAKİ KISIMLARI”
“Bu böyle öyle zamanları oldu. Isınmanın derdiyle uğraştık. Doğalgaza geçtik, ödemenin derdiyle uğraştık. Kabu gibi faturaların mücadelesini burada yıllarca verdik durduk. Bunlar işin sadece idari anlamdaki kısımları.
Ya sokaktan bir çocuğu kurtarabilmek için elimizden gelen gayreti yıllarca gösterdik. Piyano eğitimi, diğer müzik aletleriyle ilgili enstrümanlarla ilgili eğitimler, tiyatro eğitimi. Ya sadece tiyatroda 40-50 çocuğumuz vardı bizim. Cumartesi günleri burası dağıldığında okul dağılıyormuş gibiydi.
Ya şimdi siz bütün bunları bir kenara bırakacaksınız. 20 yıl boyunca, en son 16.’sı düzenlenmiş olan Uluslararası Sanat Günleri’nde zaman zaman 5 ülke, 6 ülke, 7-8 ülke, ekonomik duruma göre insanlar bu kente geldiler. Ülkemizin çok önemli insanları burada misafir edildi. Görsel sanatlarda, yazın sanatında, sahne sanatlarında.
Yani bütün bunları yaparken sağdan, soldan, öteden, beriden sanatı bir kenara bırakıp, yani çok affedersiniz de dilenci gibi ötekinin berikinin kapısını çalmak durumunda kaldığımız zamanlar çok oldu.
Sağ olsun duyarlılık gösteren yerel yöneticilerimiz olmadı değil. Ahmet Başkanım bunlardan bir tanesi. Seçildiğinden sonraki süreçte ne kadar zor şartlar altında olduğunu bildiğimiz halde hiçbir zaman o desteğini bizden çekmedi.
Yani sonuçta bizim siyaseten beklenti içerisinde olduğumuz Ahmet Metin Genç Başkanımız da öyleydi. Ama en çok bu süreçte ona ihtiyaç duyduk. Sonuçta geldiğimiz nokta ortada.
Ben çok fazla konuşmak niyetinde değilim. Söylenecek çok şey var. Ama bunun izahı mümkün değil. İzah edilecek durumda değil.
“MİZAH, BİZİ RAHATSIZ EDENLERİ RAHATSIZ ETME SANATIDIR”
Biz karikatürcüler olarak bunun mizahını yapıyoruz sadece. Uluslararası UNESCO’ya değerli üstadımız Turan Selçuk derdi ki, oğlum mizah, yani özetle karikatür, bizi rahatsız edenleri rahatsız etme sanatıdır, derdi.
Artık çizdiğimiz karikatürleri de kendi sosyal sayfamızın dışında yayınlayacak gazete de bulamıyoruz. Onlar da yok artık. Yani her taraftan sesimiz kesilmiş.
“GÜMÜŞHANE’DE, RİZE’DE, ORDU’DA, GİRESUN’DA SALONLAR YAPILMIŞ”
Yani şurada burnumuzun dibinde Gümüşhane’de, Rize’de, Ordu’da, Giresun’da sahnesinde orkestra çukuru bulunan salonlar yapılmış. Ya ne hikmetse bu şehirde biz hâlâ kültür merkezleriyle uğraşıyoruz. Niye yok diye bağırıp çağırıyoruz.
Allah razı olsun Volkan abimizden. Gitti, Hamamizade Kültür Merkezi’ni yaptı. Milletin can damarı oldu orası.
Bu çözülmeyecek de ne zaman çözülecek? 25 yıldır iktidarın muktedir olduğu, vekilinden bakanına kadar en etkili olduğu dönemlerde bile bu kent bunu kazanamamışsa, bugünkü noktaya da gelmişsek kalkıyoruz bugün olmayanın içinde olanı var edip yok edip onun derdinden uğraşıyoruz.
Ya yenisini yapmadan eskisini kapatmayın diye Hüseyin Kazaz’la ilgili yıllardır mücadele veriyoruz. Olmadı. Olmuyor.
“BU BİNANIN AÇILIŞINA VALİLER, BAKANLAR KATILDI”
Bu mekâna çok değerli sanatçılarımızı getirdiğimiz gibi uğurladıklarımız da oldu. Mehmet Başkan söyledi.
Ama bu mekânın açılışına Erdoğan Bayraktar, Sayın Ertuğrul Günay, Sayın Faruk Özak, Sayın Süleyman Soylu açılışlarına kadar geldiler. Buradaki etkinliklere katıldılar. Vekiller değişik zamanlarda geldiler, ziyaret ettiler. Valilerimiz geldi, açılışlarına katıldılar. Bir sürü etkinliğin içerisinde oldular.
Ya bu bina hukuksuzdu da o zaman şimdi mi hukuksuz? Hukuksuzluk hükmü sürdü. O zaman hukuk vardı, hukuka uygundu. Bugün hukuka uygun değil noktasına gelmişiz ne yazık ki. Bu düşündürücü bir durum.
“O PROTOKOLLERE VALİ YARDIMCISI VE KÜLTÜR MÜDÜRÜ DE İMZA ATTI”
Bugüne kadar o yapılmış olan protokollerin altına vali yardımcısı, kültür müdürü ve Sanatevi başkanı sıfatıyla ben ve vali oluruyla imza attığımız protokoller yaptık. İlkini Sayın Nuri Okutan’la, ikincisini de Sayın Abdülcelil Öz zamanında yaptık. O protokolleri ben imzaladım.
Orada yazılı olanlar, ne yazıldığını çok iyi biliyorum sonuçta. Yani bugün geldiğimiz noktada o protokollerin altına imza atanlar da bu kentin valileriydi. Hukuksuz bu ise o zaman onlar da bu protokolü yaptılar. Yani şimdi bugün neyi sorguluyoruz burada?
Geldiğimiz nokta maalesef üzücü. Bu kentin kültür sanat hayatına ciddi anlamda vurulmuş bir darbedir.
“20 YILLIK BİR KÜLTÜR BİRİKİMİ VAR BURADA”
Bu yapılanmayı oluştururken neler çektiğimizi, neler yaşadığımızı bu işin önünde giden bir insan olarak çok iyi biliyorum. Çok zor şartlar altında bu süreci bugüne getirdik ve bugün yakalamış olduğu etkinlikleri, başarıları da o sayede kazanmış olduk.
Arkadaşlarımızın burada harcadığı enerji, ya çoluğumuzun çocuğumuzun önüne geçti. Hayatınızda sizin en kıymetli olanınız para değil, makam değil, üst baş değil, lüks hayatınız değil. Zaman. Bir saniyesini geri alamazsınız.
Giden gitti. Ben 20 yılımı verdim arkadaşlarımla birlikte. Hastalığımın önüne koydum, eşimin önüne koydum, çoluk çocuğumun önüne koydum. Gecemiz gündüzümüz burada geçti ve 20 yıllık bir kültür birikimini burada şu anda aramızda bulunan sanatçı arkadaşlarımız da dahil olmak üzere ciddi anlamda bir emek var burada.
Ya hiç olmazsa her şeyi bir tarafa bırakın. Şu sokaktan toplayıp da burada eğitim verdiğimiz çocukların hatırına en azından bugünkü duruma gelmemiş olurduk diye düşünüyorum.
Ben teşekkür ediyorum.”

“KULAKLAR SAĞIR, GÖZLER KÖR OLMUŞ DURUMDA”
YENİ Parti Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Trabzon Sanatevi’nin tahliye sürecine ilişkin, “Siyaseti biraz yaptık, konuştuk, rica ettik. Sorunun çözülebileceğini söyledik. Ama anlaşılan kulaklar sağır, gözler kör olmuş durumda.” dedi.
“SANATTA POLİTİKTİR”
Suiçmez, “Şimdi bir Trabzonlu olarak, bir Trabzon yaşayanı olarak konuşuyorum. Bırakın siyaseti. Ama hepimiz biliyoruz ki sanatta politiktir. O yüzden zaten bugün burada bu toplantıyı yapmak zorunda kalıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“GELİYORLARSA BURADA OTURMAYA DEVAM EDELİM”
Suiçmez, tahliye için gelecek görevlilere karşı Sanatevi önünde mücadele çağrısı yaparak, “Şimdi Mehmet Başkanım dedi, ikide gelecekler. Vallahi benim gönlümde şöyle yatıyor arkadaşlar: gelecekleri varsa görecekleri de var demektir. Bize bu yakışır arkadaşlar. Trabzon’a ne oluyor böyle? Tamam konuşalım, anlaşalım, anlaşmaya çalışalım. Ama attığımız her adımda iki adım geri gidiyoruz. Bunun farkında değil miyiz? O yüzden geldikleri gibi gitsinler. Geliyorlarsa buraya, biz burada oturmaya devam edelim. Bir eylem koyalım. Başarılı olursunuz, olmazsınız; oluruz, olmayız. Ama bir mücadele edilmesi gerekiyor.” dedi.
“TRABZON HALKI BU OLAYA EL KOYMAK DURUMUNDADIR”
Suiçmez, “Mehmet Başkanım yönetim olarak kararını açıkladı. Yani biz artık burada devredeceğiz şeklinde ben algılıyorum. Yanlış algılamıyorsam. O zaman, o zaman Trabzon halkı bu olaya el koymak durumundadır ve biz burada gelecek olan kişileri şu kapıdan içeriye sokmayalım. Şuradan kaç metre var, yüz metre yok. Geldikleri gibi gitsinler.” ifadelerini kullandı.
“BİRİSİ BİZİM AKLIMIZLA DALGA GEÇİYOR”
Sanatevi’nin üniversiteye devredilmesi ihtimaline de tepki gösteren Suiçmez, “Direnmeden buradan çıkmak, sonradan biz sizi üniversiteyle bilmem neyle anlaştırırıza inanmak gerçekten artık hayal falan değil, saf dillik olacak ya. Burada üniversitenin ne işi var arkadaşlar? Üniversitenin rektörünün tahsisten haberi yoktu zaten. Burada üniversite olur mu? Bir tane çivi çakamıyoruz diyor. Burada üniversite olur mu? Birisi bizim aklımızla dalga geçiyor.” dedi.
“BU MAKAMDAKİLER GEÇİCİDİR AMA ASIL OLAN TRABZON’DUR”
Suiçmez, Trabzon’un kültürel geçmişine vurgu yaparak, “Sayın Vali şunu bilsin. Trabzon’dan çok valiler gelip geçti. Trabzon’dan çok bakanlar geldi geçti. Trabzon’dan çok milletvekilleri geldi geçti. Trabzon’dan çok belediye başkanları geldi geçti. Bunların nasıl gelip nasıl gittikleri hepimizin aklındadır. O yüzden bu makamdakiler geçicidir ama asıl olan Trabzon’dur. Trabzon’un kültürel geçmişidir. Bunu onlar unutmasınlar.” ifadelerini kullandı.
“TRABZON’UN SESSİZLİĞİ GÜÇSÜZLÜĞÜNDEN KAYNAKLANMIYOR”
Suiçmez, “Trabzon’un sessizliği güçsüzlüğünden kaynaklanıyor değildir. Hep o arka planda bir anlaşarak bir çözüm üreterek ilerleyelim anlayışından kaynaklanıyor. Ama ben şahsen bu noktadan sonra artık direniş, direniş derim. Kolay kolay burayı terk etmeyelim arkadaşlar. Teşekkür ediyorum.” dedi.