Trabzon’da muhalefet partilerinin uzun süredir sessizliğe gömüldüğünü görüyoruz. Saadet Partisi dışında birçok partinin sesi soluğu pek çıkmıyor. Arada bir yapılan basın açıklamaları ve sosyal medya paylaşımlarıyla gündeme dokunuluyor, ardından yine sessizlik başlıyor.
Oysa ülkede ciddi sorunlar yaşanıyor. Çiftçi ürettiğinin karşılığını almakta zorlanıyor, esnaf ayakta kalma mücadelesi veriyor, emekli geçim derdinde, asgari ücretli ay sonunu getirmeye çalışıyor. Vatandaşın bu kadar sıkıntısı varken Trabzon’daki muhalefetin daha fazla sahada olması, sesini yükseltmesi ve çözüm için mücadele etmesi gerekmiyor mu?
İl başkanı, ilçe başkanı veya yönetici olmak için ciddi çabalar harcanıyor. Telefonlar açılıyor, kapılar çalınıyor, parti içinde görev alabilmek için büyük mücadeleler veriliyor. Peki, görev alındıktan sonra ne oluyor? Siyasetin asıl sorumluluğu olan halkın sorunlarıyla ilgilenmek, vatandaşın sesi olmak geri planda kalıyor.
Sosyal medyada kameranın karşısına geçip birkaç cümle söylemek, paylaşımı yaptıktan sonra konuyu takip etmemekle siyaset yapılmaz. Bir sorunu gündeme getirmek başlangıçtır. Asıl görev, o sorunun çözülmesi için mücadeleyi sürdürmektir. İlgili kurumların kapısını çalmak, cevap istemek, sonuç alıncaya kadar konunun peşini bırakmamak gerekir.
Muhalefetin görevi, iktidara sadece karşı çıkmak da değildir. Yanlışları göstermek, eksikleri dile getirmek, doğru adımlar atılması için iktidarı uyarmak ve gerektiğinde çözüm önerileriyle yol göstermektir. İktidarın daha iyi hizmet üretmesini sağlamak, demokrasinin en önemli unsurlarından biridir. Trabzon’da muhalefet partilerinin bu sorumluluğu daha güçlü biçimde üstlenmesi gerekiyor.
Erbakan döneminden bu yana Saadet Partisi, teşkilat disiplini ve koordinasyonuyla öne çıkan bir siyasi geleneği temsil ediyor. Diğer partilerin de teşkilat çalışmalarını ve sahadaki etkinliklerini gözden geçirmesinde fayda var. Siyaset, rüzgârın yönüne göre hareket etmekle değil, vatandaşın derdini her koşulda gündemde tutmakla yapılır.
Üstelik eleştirimiz sadece muhalefetle sınırlı değil. İktidar partisi de Trabzon’da vatandaşın sorunlarına daha fazla eğilmeli. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sık sık vurguladığı gönüllere girme, vatandaşla yakın ilişki kurma ve hizmet üretme anlayışının yerelde de karşılık bulması gerekiyor.
Trabzon’da siyaset yapanlara açıkça söyleyelim: Vatandaş sizi sadece seçim zamanı görmek istemiyor. Çarşıda, pazarda, köyde, mahallede görmek istiyor. Sorununu dinlemenizi, verdiğiniz sözleri takip etmenizi ve sonuç alabilmek için mücadele etmenizi bekliyor.
Siyasette makam sahibi olmak isteyen çok, o makamın sorumluluğunu taşıyan kaç kişi var?
İşte asıl sorgulanması gereken konu bu. Trabzon’un ihtiyacı, sosyal medya paylaşımlarıyla yetinen değil, vatandaşın sorununu kendi meselesi kabul eden ve çözüm için sonuna kadar mücadele eden siyasetçilerdir.