TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası’ndan Trabzon depremi sonrası kritik uyarı: Deniz içi faylar aktif, risk göz ardı edilmemeli

Açıklamada, depremin düşük enerjili olmasına rağmen bölgedeki deniz içi fay sistemlerinin aktif olduğuna dikkat çekilerek, yapılaşma, zemin etütleri ve risk planlamasına yönelik önemli uyarılar yapıldı.
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası’ndan Trabzon depremi sonrası kritik uyarı: Deniz içi faylar aktif, risk göz ardı edilmemeli

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi, Önceki gün Trabzon-Ortahisar açıklarında Karadeniz’de meydana gelen ve yerel magnitüdü 3.8 olarak ölçülen depremle ilgili kapsamlı bir basın açıklaması ve teknik bilgilendirme notu yayımladı. Açıklamada, depremin düşük enerjili olmasına rağmen bölgedeki deniz içi fay sistemlerinin aktif olduğuna dikkat çekilerek, yapılaşma, zemin etütleri ve risk planlamasına yönelik önemli uyarılar yapıldı.

ACABA GÜVENDE MİYİZ?
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi Yönetim Kurulu adına açıklamalarda bulunan 
Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hakan Karslı, “Yerin 14.61 km altında meydana gelen ve 3.8 şiddetinde belirlenen deprem Trabzon ili genelinde ve yakın çevresinde hissedilmiştir. Her ne kadar bu deprem, büyüklüğü açısından oldukça düşük enerjili bir deprem olsa da, vatandaşların kısa süreli bir panik yaşamasına neden olmuştur. Bu büyüklükte bir deprem, binalarda ve özellikle üst katlarda yaşayanlar tarafından daha fazla hissedilir. Buna karşılık, birçok insan sarsıntının deprem olduğunu fark edemez. Basına yansıdığı ve insanların sosyal medya paylaşımlarından depremin hissedilme durumu depremin genel olarak etkisini de yansıtmaktadır. Çok seyrek olsa da, bu tür depremler olunca hemen akla gelen sorulardan bazıları; depremler neden oluyor, acaba daha büyüğü olur mu, olursa güvende miyiz, depremi neden çok hissettim, vb. sıralanabilir. Bu soruları kısaca cevaplamak isteriz.

tmmob-jeofizik-muhendisleri-odasindan-trabzon-depremi-sonrasi-kritik-uyari

Şekil 1. Karadeniz Bölgesi ve Trabzon ili’ni tehdit eden fay sistemleri (Eyüboğlu vd. 2011’den düzenlenmiştir). Rize, Trabzon ve Ordu fayları Karadeniz’de petrol arama amaçlı gerçekleştirilen derin sismik araştırmalar sonucunda tespit edilmiştir.

tmmob-jeofizik-muhendisleri-odasindan-trabzon-depremi-sonrasi-kritik-uyari

Şekil 2. Trabzon ili ve çevresinde 1900 yılından günümüze Mw≥3 olan depremlerin dış merkez dağılımları ve faylarla ilişkileri. 

tmmob-jeofizik-muhendisleri-odasindan-trabzon-depremi-sonrasi-kritik-uyari

Şekil 3. AFAD veri bankasında kayıtlı ve çevredeki istasyonlarda 1900 yılından günümüze kaydedilen sadece Trabzon ili yakın civarındaki M≥3 olan 90 adet depremin dış merkez dağılımları (Kaynak: AFAD, 2026). Sarı yıldız 27.01.2026 Saat 23.15’teki depremi göstermektedir.

27.01.2026 tarihinde gerçekleşen depremin küçük magnitüdlü (Mw<4.0), pik yer ivmesinin çok düşük (<0.02g) (ivme değeri bir depremin yıkım gücünü, yapıya etkiyecek kuvveti temsil eder), sarsıntı süresinin çok kısa (<10 s) ve sarsıntı şiddetinin çok zayıf (<0.1 m/s) olması (Şekil 4), bu depremin sadece insanlar tarafından bulundukları konumlara göre farklı şiddetlerde hissedildiğini, ancak herhangi bir yıkım veya hasar yapıcı niteliğini olmadığını göstermektedir. 

Özellikle binalarınız bulunduğu yeraltı geometrik yapısı, fiziksel özellikleri-dayanımları ve binaların kat yükseklikleri insanların aynı depremi hissetme seviyelerini farklılaştırır. Genellikle yumuşak ve kalın zemin tabakaları üzerindeki binalarda yaşayanlar, sert ve kaya ortamlardaki binalarda yaşayanlara göre depremin sarsıntı etkisini daha şiddetli hissederler. Küçük depremler sismik aktivitenin önemli göstericileridir, fay sitemin karakterini anlamada çok değerli bilgiler sağlarlar, fay zonları boyunca gerilme enerjisinin birikmesine neden olabilirler ve zamanla yapılarda yorgunluk oluşturabilirler. Bu nedenle bu depremlerin fiziksel süreçlerinin tam olarak anlaşılabilmesi için dikkatlice izlenmelidirler ve detaylı jeofizik çalışmalarla yeni veriler ışığında değerlendirilmelidir.
tmmob-jeofizik-muhendisleri-odasindan-trabzon-depremi-sonrasi-kritik-uyari

Şekil 4. 27.01.2026 Saat 23.15, ML=3.8 depreminin Trabzon-Ortahisar 6101 nolu kuvvetli yer hareketi istasyonundaki kaydı (doğu-batı bileşeni). En büyük ivme değeri 18 cm/s2 (0.018 g) olarak ölçülmüş (üstteki grafik), depremin etkin süresi ve sarsıntı şiddet değerleri ise oldukça düşüktür.
Trabzon ilimiz açısından bu duruma bakıldığında, güncel yapılaşmaların çoğunluğunun kalın alüvyonal araziler, kalın yamaç molozları, kalın toprak kütleleri, yumuşak tortul kayalar, sahil dolguları üzerinde ve yüksek katlı (çoğunluğu 10 ve üzeri) inşa edilmiş olması depremin sarsıntı etkisinin oldukça fazla hissedilmesi ile doğrudan ilişkilidir. Dolayısıyla, yapılaşma öncesi zemin özelliklerinin ve dinamik davranışlarının, yani deprem-yer-yapı ilişkisinin tam ve doğru bir şekilde belirlenmiş olması hayatidir. Bu çerçevede birkaç hususu kamuoyunun dikkatine sunmak isteriz.

YER İNCELEME RAPORU HAZIRLANMALI 
1.Günümüzde her ne kadar zemin etütleri, yasa ve yönetmelikler (Bina Deprem Yönetmeliği, Planlı Alanlar Yönetmeliği, Zemin ve Temel Etütleri Yönergesi, vb.) kapsamında zorunlu olarak yapılmaktadır, ancak ne yazık ki bu raporların, karar alma süreçlerinde henüz daha belirleyici olarak değerlendirilmiyor olmaları önemli eksiklik olarak görmekteyiz. Jeofizik Mühendisi yüksek teknolojik ekipmanlar ile araziden ilgili problemin çözümüne yönelik verileri toplar, analiz eder ve yorumlar. Bu süreç, ölçüm yapılan yere ait elde edilen fiziksel parametrelerin, problemin çözümüne yönelik olarak ne anlama geldiğinin açıklanmasını içerir. Böylece, Jeofizik Mühendisi sadece “Veri Raporu” hazırlamakla kısıtlanamaz, aynı zamanda bu verileri yorumlayarak ne anlama geldiğini de raporlama yetkinliğine sahiptir. Dolayısıyla, Türkiye Bina ve Deprem Yönetmeliği’nde (TBDY) talep edilen Veri Raporu ve Geoteknik Raporun “Yer İnceleme Raporu” adı altında birleştirilerek bütüncül bir rapor halinde hazırlanması son derece yerinde olacaktır. Bu yönetmelikte sorumluluk atfedilen tüm mühendisleri (Jeofizik, Jeoloji ve İnşaat) hem ortak sorumluluk almaya hem de ortak çözüm üretmeye yönlendirecektir.

FAYLARA GÖRE REVİZE EDİLMELİ 
2.İlimizde olduğu gibi Karadeniz’e sahili olan ve sorumluluk alanımızdaki illerin hemen hepsinde deniz dolguları ile yeni ve önemli yatırımlar yapılmıştır, bazıları devam etmektedir ve yenilerinin planlamaları yapılmaktadır. Tüm bu dolgu sahalarının deprem tehlike ve risk hesaplamaları sadece KAFZ’ye göre değil, deniz içi faylara göre de mutlaka revize edilmesi gerekliliğini vurgulamak isteriz. Bu kapsamda, risk hesaplamaları olabilecek en büyük tehlike seviyesine göre yapılması ve gerekli önlemlerin alınması son derece önem arz etmektedir. Son deprem ilimize sadece ~30 km uzakta olmuştur! Dolayısıyla, deniz içindeki fay sisteminde en azından 1968 Bartın’da olduğu gibi, magnitüdü 6.5’tan büyük olan bir depremin Şekil 1 ve 2’de belirtilen fay sisteminde meydana gelebileceği ve ilimizi ve yakın çevresini etkileyebileceği mutlaka ve her zaman göz önüne alınmalıdır. Unutmayalım, 1939 Erzincan depremi ilimize ~130 km uzakta olmasına rağmen o yıllara ait devlet arşiv bilgilerine ((Biber, 2019’un Karadeniz’de Depremler ve Yardımlar (1939-1944) adlı çalışması) göre ilimizde 6 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine, onlarcasının yaralanmasına, birçok yapının yıkılmasına ve değişik seviyelerde hasar almasına neden olmuştur. O yıllarda nüfus ve yerleşimin bu kadar yoğun olmadığını unutmayalım!

YER VE YAPI DENETİMİ OLARAK GÜNCELLENMELİ
3.İlgili Yapı Denetim yönetmeliğine göre, imar uygulamalarında sadece “Yapı Denetimi” yapılmaktadır. Bunun mutlaka “Yer ve Yapı Denetimi” olarak güncellenmesi gerekir, ya da mevcut yönetmelikte belirtilen hizmet alımı ile zemin etütlerinin denetimi işi, yapı denetim firmalarında doğrudan jeofizik mühendislerinin istihdamının sağlanması ile gerçekleştirilmelidir. Böylece, yer incelemelerinin (yaygın olarak zemin etütleri) bilimsel ilkelere ve yönetmeliklere uygun yapılıp yapılmadığı da hem yerinde hem de raporlar üzerinden denetlenmesi sağlanmalıdır.

YÖNETMELİKLERRDE YER ALMASI GEREKMEKTEDİR 
4.İlgili yönetmeliklerde statik projeye esas kayma gerilmesi (ya da yanal kuvvetlere karşı direnç) ve ilişkili parametreleri (zemin büyütmesi, zemin hakim titreşim periyotu, sıvılaşma, vd.) hesaplamak için zorunlu bir parametre Vs30 değeri (kayma dalgası hızının yer yüzeyinden 30 m derinliğe kadar ortalama değeri) dinamik olarak Jeofizik Yöntemler ile belirlenmektedir. Bu değere göre, TBDY’de belirtilen ( NEHRP’den referans alınarak hazırlanmıştır) zemin sınıfı tablosundan zemin sınıfı belirlenir. Mevcut tablodaki Vs30 aralıklarının oldukça geniş olması zemin sınıfını belirlemede yanılgılara ve/veya hatalı yorumlara neden olabilmektedir. Dolayısıyla, 2020 yılında NEHRP tarafından Vs30 değer aralıkları daraltılarak yayınlanan ve kaya ve zemin birimlerini kendi içinde sınıflayan yeni zemin sınıfı tablosunun yönetmeliklerde yer alması sağlanmalıdır.

YAPI ENVANTERLERİ YOKTUR 
5. Şubemizin sorumluluk alanında bulunan İllerin (Artvin, Rize, Giresun, Ordu, Gümüşhane, Bayburt) bir bütüncül sismik tehlike/risk haritaları, yapı/bina envanterleri yoktur. Bu haritaların ve envanterlerin bir an önce hazırlanması risk hesaplamaları ve illerin gelecek yatırım planlama karalarında yönlendirici olması açısından son derece önem arz etmektedir ve İl Risk Azaltma Planlaması (İRAP) kapsamında da yapılması istenilen eylemlerdir. Bu kapsamda Vs30 değerinin haritalanması son derece önemlidir. Çünkü, Vs30 değerinin düşük olduğu zeminlerde deprem dalgaları, daha uzun süre ve daha büyük genliklerle yayılır, dolayısıyla sarsıntı etkisi daha şiddetli hissedilir. Bununla birlikte, havza yapıları ve bu kapsamda ana kaya topoğrafyası da deprem dalgalarının belirli yönlere odaklanmasına ve genliklerinin artmasına neden olabilir. Bu nedenle planlamada sadece mikrobölgeleme değil, makrobölgeleme çalışmalarının da yönetmeliklere dahil edilmesi zorunlu hale gelmiştir.

ÖZEL BÜTÇE AYRILMALI 
6.Bahsi geçen işlemler için ilgili idareler tarafından özel bütçe ayrılmalı ve ilgili tüm kurum- kuruluşlarla tam işbirliği sağlanmalıdır. Bu kapsamda daha fazla Jeofizik Mühendisi’nin istihdamı sağlanmalıdır. Özellikle il ve ilçe belediyelerimizin birçoğunda Jeofizik Mühendisi olmaması önemli bir eksiklik olarak görülmektedir. Sonuç olarak, bölgemizde ve ilimiz çevresinde çok sıklıkla olmasa da, meydana gelen bu büyüklükteki depremler bize deniz içi fay sistemlerinin aktif olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, dirençli kent yapılanmamızı, yani zayıflıklarımızı gidermeyi, eksiklerimizi tamamlamayı ve güçlü yanlarımızı daha da geliştirmeyi hatırlatmaktadır. Depremi değil, alınmayan önlemleri sorgulamanın, daha doğru olduğuna ve insanlara güvenli yaşam ortamı sağlayacağına inanıyoruz.

Kaynak:Haber61

HABERE YORUM KAT
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.