TİM Başkanı Mustafa Gültepe’den Trabzon değerlendirmesi: “Bu coğrafya mücadeleyle yoğruldu”
Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe, Ankara’da düzenlenen Trabzon Tanıtım Günleri kapsamında gerçekleştirilen “61 Sohbet” programında Trabzon’un kültürü, kimliği ve toplumsal yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Gerçekten çok güzel bir organizasyon”
Programda konuşan Mustafa Gültepe, “Evet, öncelikle ben bütün haziruna sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Gerçekten çok güzel bir organizasyon. Sabah İstanbul'dan geldim. İki günden beri takip ediyorum. Emeği geçen başta Ulaştırma Bakanlığımız, derneklerimiz, bütün herkese teşekkürlerimi, şükranlarımı sunuyorum. Trabzon'u, sadece Trabzon'u değil, Ankara'da bulunan, farklı bölgelerde bulunan bütün insanları, bütün vatandaşlarımızı burada Trabzon'la ilgili, Trabzon'un kültürüyle ilgili, Trabzon'un yaptıklarıyla ilgili olan bütün ananeleri, belediyelerimizle beraber, kültürümüzle beraber, yaşam tarzıyla beraber, turizmiyle, ürünüyle, üretimiyle, her şeyiyle beraber dört günden beri bir panayır havasında, maşallah çok kalabalık, devam ediyor” dedi.
“Trabzon’dan kopamıyorsun”
Gültepe, Trabzon ile bağlarının güçlü olduğunu belirterek, “Şimdi, tabi ben Trabzon, Trabzon'a doğduk. Konya, Konya'nın Saydaş köyünde eski ismi Kumyadak, yeni ismi de Kumyadak, dört köyde bir tanesi. Biraz Konya'dan uzak olan bir yerde, Konya'ya eskiden bir buçuk saatte yürümek giderdik. Arabanın olmadığı bir dönemler, 1968 doğumlu, ilkokulu Saydaş köyünde, Tonya ortaokulu, Trabzon Fatih Lisesi, daha sonra dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği'ni bitirerek 1991 yılında İstanbul ayak bastık. İstanbul ayak bastık ama Trabzon'dan hiçbir şekilde kopamadık. Kopamıyorsun. Trabzon'lu olmak ne demekse, işte o Trabzon'lu olmak, yani o bölgeden, o şehirden, o ilçeden, o köyden, o yayladan çıksan da o topraklardaki o ruh, o topraklardaki kültür, yaşam tarzı, mücadele seni tekrar o topraklara geri götürüyor” ifadelerini kullandı.
“Trabzonlunun en büyük özelliği sözünde durmasıdır”
Trabzonluların karakterine değinen Gültepe, “Doğruluk demek, dürüstlük demek. Kısacası aslında halk arasında adamlık demek. Yani en büyük özelliklerin bir tanesi adam olmak bu dünyada, bu bölgede kolay değil. Trabzonlunun en büyük özelliklerinden bir tanesi de adam olmak ve verdiği sözü enine sonuna kadar tutmak demektir. Mücadele etmektir. Doğayla, insanlarla, hayatla işte bizi Trabzonlu yapan bu özelliklerimizdir düşünüyorum” dedi.
“Bu coğrafya mücadeleyle yoğruldu”
Gültepe, Trabzon’un coğrafi şartlarının insan yapısını etkilediğini belirterek, “Şimdi tabii bizim coğrafya mücadelelerin çok fazla olduğu bir coğrafya. Dağı ile deniziyle, deniziyle, yaylasıyla, köyüyle ve söylüyorsunuz, 45 derece, 50 derece eğimlerle mücadele eden bir topluluktan bahsediyoruz. Yağmurla ayrı mücadele ediyorsun, çisesiyle ayrı mücadele ediyorsun, güneşiyle ayrı mücadele ediyorsun. Dolayısıyla havasından almış olduğumuz bence, havanın ciğerlerimize inmesiyle beraber Trabzon havasıyla, Karadeniz havasıyla beraber mücadele yukarıya doğru çıkıyor. O yüzden oralarda yetişenlerin mücadele kabiliyeti, yetenekleri hep başarı üzerine, hep sonuç üzerine” şeklinde konuştu.
“Trabzon’un güçlü bir tarihi mirası var”
Trabzon’un tarihine de değinen Gültepe, “O doğadan kaynaklı bir tarihten kaynaklı, tarihe de atıfta bulunmak lazım. Gerçekten farklı bir tarihimiz var. Yani 1800'lerde, 1860'larda Trabzon lisesinden başlayan eskilerin bize bıraktığı miraslar, padişahlarımızın işte orada yapmış olduğu... Ne demiş Fatih Sultan Selim? İstanbul fethedilse bile Trabzon fethedilmeden İstanbul fetih sayılmaz. Demek ki bu topraklarda bir şey var. Yani Trabzon'da geçmişten biz de oranın iş insanları olarak, vatandaşları olarak kalan mirası daha yukarılara çıkarmak için mücadeleye devam ediyoruz. Hep mücadele” dedi.
“Trabzon’dan çıkınca o topraklardan kopamıyorsun”
Mustafa Gültepe, “Şimdi ben Trabzon'dan 1984 yılında İzmir'e gittim. Tabii İzmir uzak. 20-21 saat 23 saat otobüs. İşte iki otobüs. Bir Artvin tarafından kalkan otobüs, bir de Trabzon'dan kalkan otobüsler giderdi. Trabzon'dan ilk defa çıkmışız. Hesapta Tonya, Tonya'dan Trabzon, Trabzon büyükşehir tabi. Kazaya göre büyük bir şehir içerisinde. Yeni Cuma'da Bekar evinde oturuyordum. İlk İzmir'e gittiğimiz zaman, tabi İzmir çok daha farklı. Yani İstanbul'a gelmeden ben, İstanbul'u görmeden İzmir'e gitmişim. Gurbet, yani Trabzon. Trabzonlu arıyorsun. Yani etrafında. Yani aynı dili, aynı şey, aynı frekansı konuşacak olduğun. İnanın ki 61 okula gidiyordum. Okul Bornova'daydı bizim. Sabah 8'de okuldan çıktım. Evden çıktım okula gidiyorum. Yolda 61 plakalı araba gördüm. Arabayı durdurdum. Arabayı durdurdum. Dedim ki, ben Trabzonluyum. Ben dedi, yeni geliyorum. Hamsi vardı şeyde, arabasında. Hani falan getiriyordu. O kadar böyle bir özlem. Yani o topraklardan çıktığınız zaman kopamıyorsunuz” dedi.
“Trabzon çekimi diye bir şey var”
“Yani gurbette hepimiz ne kadar da olsa her sene, her fırsatta, hani Trabzonspor ayda, hani maçlar olduğunda gidilirdi ama, her fırsatta, her şeyde çekiyor toprak. Yani yer çekimi var, bir de Trabzon çekimi var. Ben bunu Trabzon çekimi diye söylüyorum. Her seferinde o topraklara gitmek istiyorsun. Yaylasıyla, köyüyle, şehriyle, Uzun Sokak'ıyla, kapalı çarşısıyla her tarafı ayrı ayrı bir güzellik, ayrı ayrı bir şey var orada, heves var o anlamda” ifadelerini kullandı.
“Aynı kültür insanları daha hızlı yakınlaştırıyor”
“Dolayısıyla dışarıda da olunca İzmir'de İstanbul'da önce ilk başta bakıyorsun. Karadeniz, Karadeniz'in Trabzon, onu söylemeye başlıyorsun ve biraz daha böyle sıcak kanlılık hissediyorsun. Hani o kanın kaynaması daha fazla kaynıyor, kaynıyor. Bu diğer ilçelerimiz ya da diğer illerimiz vatandaşlara kaynamıyor değil. Bu daha fazla kaynıyor. Onu belirtmek istiyorum. Dolayısıyla aynı yerde yemişsiniz, aynı yerleri gezmişsiniz, aynı kültür, aynı şeyleri yaşamışsınız. Beraberce o topraklarda büyümüşsünüz. Aynı mücadeleyi yapmışsınız” dedi.
“Köy ve yayla bağları güçleniyor”
Gültepe, “Ve şöyle görüyorum. Eskiden yukarıdan Trabzon'a inince köylerde çoğu boştu yukarılarda. Her gurubette olanın en büyük özelliği ekonomik şartlar, koşullar yukarıya doğru gittikçe tek amacı var köye ya da yaylaya bir ev yapmak. Yukarıdan bakınca her taraf yaylalar, köyler. Nedir bu? Bağları daha sıkı bir hale getirip kendisi, kendi çocukları, çocuklarının çocukları yani torunlarını da o topraklardan koparmamak için bu mücadeleye el birliğiyle hep beraber devam ediyoruz” diye konuştu.
“Trabzon Türkiye’nin çiçeğidir”
“Çünkü Trabzon hani bir şey vardır, gelenekselleşmiş olabilir. Türkiye'nin çiçeğisidir. Yani Trabzon, bir de ben Tonyalıyım, Tonya, Trabzon, Türkiye ile beraber iyi bir uyum içerisinde devam ediyor” dedi.
“Trabzon çekimi çocuklara da aktarılıyor”
Mustafa Gültepe, “Benim çocukların iki tanesi İstanbul'da doğmasına rağmen doğum yeri Trabzon. Yani genelde şu andaki insanlarımız onu yapıyor. Yani şunu söyledim gerçekten o toprakların farklı bir özelliği var. Yani farklı bir çekim kuvveti var. Trabzon çekimi ile beraber o tarihiyle, bugünüyle, yarınıyla, Trabzonsporuyla, geçmiş dönemde yapılanlarla beraber her döneminde bir başarıya, bir yukarıya doğru çıkma var. Yani mevcutla yetinmeyen bir yapımız var” dedi.
“Bu başarı mücadele, azim ve istikrarla gelir”
Gültepe, “Şimdi ben hazır giyimciyim. Hazır giyim ve konfeksiyon yapıyorum otuz dört yıldan beri. Normalde Trabzon'da ya da işte biraz çarşı başı da var, Arsin'in bir kısmında var. Ben tam on sekiz yıldan beri sivil toplum kuruluşlarında görev yapıyorum. Üç ayrı yerde fabrika var. İstanbul, Sakarya, Malatya'da. Ve bu sektörün yüzde yetmiş sekseni de Malatyalı. Ben on sekiz yıl önce girmiş olduğum o sivil toplum kuruluşlarında yedek üye ile başlayıp İstanbul Hazır Giyim Konfeksiyon İhracatçılar Meclisi'ne başkan oldum. Oradan da Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanlığı, iki başkanlığı beraber yaptık. Bunu da ancak bir Trabzonlu ve bir Tonyyalı yapar. Başka kimse de yapamaz. Şimdi onlar da şunu soruyor. Bu kadar Malatyalı'nın olduğu bir yerde bir Trabzonlu nasıl olur diye. İşte biz de diyoruz. Bu mücadeleyle olur, çalışmayla olur, azimle olur, istikrarla olur ve başarıyla olur. O anlamda ben Trabzonlu'nun, Trabzonluların istikrarına, azmine, bırakmama gücüne hayranım” diye konuştu.
“Trabzonspor en büyük ortak değerlerden biridir”
Gültepe, “Şimdi spor dünyada özellikle futbol çok sevilen bir spor dalı. En büyük fanları olan, en büyük destekçi olan, 1800'lü yıllara dayanan bir spor. Şimdi Trabzonspor tabi bizim bölgede de geçmişte ilklerden. İdman yurdu, idman gücü gibi kulüplerin birleşmesiyle ortaya çıkan bir yapı var. 1967 yılında kurulan ve kısa sürede şampiyonluklar yaşayan bir kulüp. Bir Trabzonsporlu için Trabzon için Trabzonspor bir marka. Spor konusundaki en büyük markalardan bir tanesi. Yani Trabzon'u çok farklı bir şekilde tanıtıyor ve bizim ortak değerimiz. Herkesin buluştuğu, herkesin değer verdiği, o bölgenin tanıtımı için çok büyük bir spor gücü. Dolayısıyla duruşuyla, oyunuyla, dikliğiyle, başarısıyla insanların gönlünde fethediyor. O topraklardan, o küçük yerlerden özellikle böyle büyük başarı yakalamak, Avrupa liglerinde Avrupa'nın devlerini yenmek kolay değil. Bu da Trabzonlunun gücünü ve mücadelesini gösteriyor. O yüzden Trabzonspor Trabzon için çok büyük bir değer. Ona sahip çıkarak çok daha yukarılara çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.
“Trabzonspor sadece şampiyonlukla sevilmez”
Gültepe, “Şimdi biz tabi Trabzon'da büyüdüğümüz için bizim başka takım tutma şansımız olamaz. Trabzonlunun en azından olması lazım ama ben gittiğim her bölgede, doğuda özellikle çok Trabzonlular var. Geçen hafta on gün önce Van'daydım. Gerçekten Trabzonlu ve Trabzonsporlu olduğum için etrafımı sardılar. Mardin'de de aynı şekilde. Uzun yıllar önce şampiyonluklar yaşadık. Çocuklarımızı ve torunlarımızı Trabzonsporlu yapmada bu başarıların etkisi oldu. 34 yıl sonra gelen şampiyonluk da bunun göstergesidir. Ama önemli olan mücadeledir. Biz şampiyon olsa da olmasa da her zaman Trabzonspor'un büyüklüğünü savunduk ve savunmaya devam edeceğiz. Çünkü Trabzonspor sadece şampiyonlukla sevilmez. Onun ruhu ve algısı çok farklıdır” ifadelerini kullandı.
“Trabzon aidiyeti insanı yeniden motive eder”
Gültepe, “Aidiyet duygusu çok daha farklı. Yani eninde sonunda oraya dönülecek gibi insanda bir his var. Ne kadar dışarıda da olursan, ne kadar otuz dört otuz beş yıldan beri İstanbul'da yaşasan da oraya gidince Trabzon'u gezince, Trabzon'un simidini, kaşar peynirini, mısır ekmeğini, dönerini yiyince insanda daha farklı bir his oluşuyor. Yaylasına gittiğinde aynı şekilde çocukluk anıları canlanıyor. Bu da insanın mücadele ruhunu yeniden artırıyor. O kaynağı oradan alıp tekrar daha fazla çalışıyorsun. Moral ve motivasyon yükseliyor. Trabzon'un bulunduğu noktadan ekonomik, sportif ve hizmet sektörü anlamında daha yukarıda olması gerektiğini düşünüyorum” dedi.
“Trabzon’a yatırım ve destek artmalı”
Gültepe, “O yüzden bütün iş insanlarının o bölgeye hizmet etmesi gerektiğini düşünüyorum. Biz de Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak elimizden geldiği kadar destek olmaya çalışıyoruz. İnsanların eğitimine katkı sunmaya çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki Trabzon'dan çıkan insanlar dünyanın neresine giderse gitsin o bağı koparmaz ve Trabzon'a mutlaka katkı sağlar” diye konuştu.
“Trabzon’un ihracat potansiyeli daha yüksek olmalı”
Gültepe, “Türkiye'nin ihracatı 274 milyar dolar civarında. Bazı illerimizde bu rakam çok daha yüksek. Örneğin Gaziantep'in ihracatı 10 milyar doların üzerinde. Trabzon'un ihracatı ise 1 milyar dolar civarında. Bu potansiyele göre düşük bir rakam. Hizmet sektörü son dönemde gelişti. Özellikle körfez ülkelerinden gelen turist sayısında artış var. Biz de bu alanda çeşitli tanıtım ve yatırım çalışmaları yapıyoruz. Ancak sadece turizm değil, farklı sanayi yatırımlarının da Trabzon'a kazandırılması gerekiyor. Farklı sektörlerin bölgeye gelmesi gerekiyor” dedi.
“Trabzon’un tanıtımı yatırımın anahtarıdır”
Gültepe, “Ne kadar Trabzon'u tanıtırsak o kadar daha fazla yatırım alırız. O kadar daha fazla dünyada ismi duyulur. Trabzonspor'un Avrupa'daki başarısı da bu anlamda çok önemli. Spor, turizm ve sanayi birlikte gelişirse Trabzon çok daha güçlü bir şehir haline gelir” ifadelerini kullandı.

