Yaz mevsimi tüm güzelliğiyle sürüyor. Fırsat bulan vatandaşlar da serinlemek için denizin yolunu tutuyor. Ne var ki, belediyelerin işlettiği ya da yasal olarak kiralanmış plajların dışında, sahilleri adeta işgal eden korsan işletmeler kamuoyunda büyük tepki topluyor.
Kamuya ait kıyı alanlarına izinsiz şekilde şezlong ve şemsiye yerleştiren, büfe kuran bazı kişiler; denize gelen vatandaşlardan kendi belirledikleri tarifelere göre ücret talep ediyor. Üstelik mesele yalnızca bununla da sınırlı kalmıyor.
Vatandaş, şezlong, şemsiye ya da yiyecek-içecek hizmeti aldıysa bile, sunulan bu hizmetin yasal zemini son derece tartışmalıdır. Çünkü ortada, vergi kaybına neden olan kayıt dışı bir ticaret ve açıkça görülen haksız bir kazanç vardır.
Daha vahimi ise şudur: Hiçbir hizmet almayan vatandaşlardan dahi, yalnızca denize girmek istedikleri için para istenmektedir. Kabul edilebilir değildir bu durum.
Oysa kıyılar; Anayasa ve ilgili mevzuat gereği, herkesin eşit ve serbest kullanımına açık kamusal alanlardır. Hal böyleyken, bazı kişilerin kendilerini bu alanların sahibi gibi görmesi nasıl açıklanabilir?
Bu cesareti nereden alıyorlar? Denetim eksikliğinden mi? Yetkililerin ilgisizliğinden mi? Yoksa kendilerini koruyup kollayan birilerinin varlığından mı?
Trabzon’un birçok ilçesinde benzer uygulamaların sürdüğü, vatandaşların şikâyetlerine rağmen gerekli müdahalelerin yapılmadığı konuşuluyor. Bu tablonun en somut örneklerinden biri olarak ise Arsin sahili gösteriliyor.
Vatandaşlardan gelen yoğun şikâyetler doğrultusunda; başta Arsin olmak üzere tüm sahil ilçelerinin kaymakamlarını ve belediye başkanlarını göreve davet ediyoruz. Kıyılardaki bu hukuksuz uygulamaları yerinde incelemeye, gerekli denetimleri yapmaya ve kamuya ait sahilleri yeniden vatandaşın özgür kullanımına açmaya çağırıyoruz.
Çünkü sahiller, bir avuç fırsatçının değil; milletindir.