Prof. Eyüpoğlu’ndan uyarı: “Trabzon’da geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir”
Trabzon’da 27 Ocak’ta meydana gelen 3.8 büyüklüğündeki depremin ardından, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi adına yapılan açıklamayı değerlendiren Prof. Dr. Yener Eyüpoğlu, Doğu Karadeniz sahil illerinin deprem gerçeğiyle bir kez daha yüzleştiğini vurguladı. Eyüpoğlu, Karadeniz Fayı’nın varlığı, zemin yapısının etkisi ve alınması gereken önlemler hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.
DEPREMLE BİR KEZ DAHA YÜZLEŞİLDİ
Bugüğn deprem gerçeğiyle bir kez daha yüzleştiklerini vurgulayan Prof. Eyüpoğlu, “Bugün gerçekleşen depremle birlikte Doğu Karadeniz sahil illeri Trabzon, Rize, Giresun ve Ordu genel olarak deprem açısından güvenli olarak kabul edilirler. Bununla birlikte 27.01.2026 tarihinde, Trabzon’un Ortahisar ilçesi açıklarında meydana gelen ve AFAD verilerine göre 3.8 büyüklüğündeki deprem başta şehir merkezi olmak üzere, Trabzon’un ilçeleri hatta Gümüşhane’de yaşayan vatandaşların dahi hissettiği bir sarsıntıya ve dolayısıyla da Trabzon ili ve çevresinde yaşayan insanların deprem gerçeği ile bir kez daha yüzleşmesine neden olmuştur.” dedi.
KARADENİZ, TERS FAY SİTEMİNİN ETKİSİ ALTINDA
Depremin sürpriz olmadığının altını çizen Eyüpoğlu, “Aslında bu sürpriz değil beklenilen bir durumdur. Yıllardan beridir özellikle sahile yakın kesimlerde, deniz içerisinde büyüklüğü 4’ün altında olan depremler meydana gelmekte ve zaman zaman bu depremlere tarafımızdan dikkat çekilmekte, özellikle stadyum gibi, havalimanı gibi büyük yapıların inşasında bu gerçeğin göz ardı edilmemesi vurgulanıyordu. Doğu Karadeniz sahil illeri sanıldığı gibi deprem açısından sıfır risk olarak düşünülecek alanlar değildir. Çünkü Karadeniz sahil illeri Karadeniz’in güney sahiline paralel olarak uzanan, güneye eğimli bir ters fay sisteminin etkisi altındadır.”

GERİ DÖNÜŞÜ OLMAZ
Geçmişte yaşanan depremler özelinde örnekler veren Prof. Eyüpoğlu, “Özellikle 1990’lı yıllarda Karadeniz’de TPAO tarafından yürütülen çalışmalarda Karadeniz Fayı’nı kesen ve karaya ulaşan, Trabzon, Rize ve Ordu faylarının varlıkları sismik çalışmalar ile ortaya konulmuştu. Dünya ölçeğinde farklı kurumlar tarafından farklı tanımlamalar yapılmış olsa da, aktif fay, yani deprem üreten fay terimi son 10.000 yıl içinde deprem üreten faylar için kullanılır. Karadeniz Fayı 1968 yılında Bartın’da 6.6 büyüklüğünde bir deprem üretmiş ve onlarca vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Gerek Bartın Depremi, gerekse de dün akşam meydana gelen deprem gibi Karadeniz Sahili’nde meydana gelen büyüklüğü 4’ün altındaki çok sayıda deprem Karadeniz Fayı’nın aktif doğasını açıkça ortaya koymaktadır. Böylesi açık bir veri ortada dururken bu fay yokmuş gibi davranmak ve gerekli tedbirleri almamak geri dönüşü olmayacak problemlere yol açabilecek niteliktedir.
KARADENİZ FAYI VE KUZEY ANADOLU-DOĞU ANADOLU FAY ETKİSİ!
Karadeniz Fayı’nIn Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fayı kadar üretken olmadığının altını çizen Eyüpoğlu, “Tabi ki Karadeniz Fayı büyük deprem üretme periyodu ortalama 250 yıl olan Kuzey Anadolu Fayı veya ortalama 400 yıl olan Doğu Anadolu Fayı kadar üretken bir sistem değildir. Çünkü büyük depremlerin oluşumları fayların hızı ve uzunlukları ile direkt bağlantılıdır. Karadeniz Fayı’nın yıllık hızı bu iki üretken fay sistemine göre çok düşüktür ve ortalama büyük deprem üretme süresi 4000-4500 yıla karşılık gelmektedir. Ancak uzak geçmişe dönük Karadeniz sahil illerine yönelik bizim elimizde hiçbir kayıt olmadığı için muhtemel bir büyük depremin oluşum zamanı konusunda hiçbir şey söylememiz mümkün değildir.”dedi.
EYÜPOĞLU'NDAN ÖNLEM ÖNERİLERİ
Ne yapılması gerekenler konusunda da önerilerde bulunan Eyüpoğlu, “Yapılması gereken en az 6.6 büyüklüğünde deprem öngörüsü ile Trabzon ve diğer Doğu Karadeniz sahil illerinde gereken hazırlıkları yapmak, mevcut yapı stoklarını kontrol etmek, yapılması planlanan yapılar için de bu gerçeği göz ardı etmeden tüm tedbirleri almak, bilime meydan okumamak gerekir. Son yıllarda yürütülen bazı bilimsel projeler kapsamında yapılan çalışmalar Trabzon şehir merkezinde yeni tektonik hatların varlığını ortaya koymuştur. Bu kırık hatları aktif olmasalar bile olası bir deprem esnasında kırık olmayan alanlara göre daha fazla etkileneceklerdir. Dün meydana gelen depremde bazılarının çok, bazılarının az, bazılarının ise hiç hissetmemesindeki ana parametre zemin ve bu kırık hatlarına olan mesafedir. Dolayısıyla şehrin mikro ölçekte zemin ve kırık haritalarının hazırlanması ve yapılacak planlamalarda bu haritaların altlık olarak kullanılması elzemdir.
NOT: Şekilde Trabzon ve sahil kesiminde son yıllarda meydana gelen depremlerin dağılımı görülmektedir. Turuncu nokta dün meydana gelen 3.8 büyüklüğündeki, kırmızı nokta ise bugün sabah saatlerinde meydana gelen 1.3 büyüklüğündeki depremin odak lokasyonunu göstermektedir
Kaynak:Haber61
