KTÜ’lü akademisyenden kent madenciliği çağrısı: “Cebimizde bir servetle geziyoruz”
Kullanım ömrünü tamamlayan cep telefonu, bilgisayar, beyaz eşya ve hurda araçlardan çıkan kablo ile bataryalar, dünyada “kent madenciliği” yöntemiyle yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Bu yöntemle bakır, altın ve diğer değerli metaller geri dönüştürülürken, hem doğal kaynak kullanımı azalıyor hem de elektronik atıkların çevreye verdiği zarar en aza indiriliyor.
Kent madenciliği giderek yaygınlaşıyor
Özellikle büyük şehirlerde artan elektronik atık miktarıyla birlikte yaygınlaşan kent madenciliği uygulamaları, çevre kirliliğinin önlenmesine ve döngüsel ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Elektronik atıklardan elde edilen değerli metaller, sanayide yeniden kullanılarak ekonomik değer oluşturuyor.

“Madenciliğin bir devamı olarak görülmeli”
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü Cevher Kömür Hazırlama ve Değerlendirme Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Ersin Yener Yazıcı, kent madenciliğinin klasik madenciliğin bir uzantısı olduğunu belirterek,
“Kent madenciliğini yeraltından üretim yaptığımız madenciliğin bir devamı ve bir parçası olarak görmemiz lazım” dedi.
“Atıl ürünler ikincil kaynak haline geliyor”
Klasik madencilikle elde edilen madenlerin zamanla ürünlere dönüştüğünü ifade eden Yazıcı, bu ürünlerin ömrü dolduğunda ikincil bir kaynak haline geldiğini vurguladı.
Yazıcı, “Arabalar, bilgisayarlarımız ve içinde yaşadığımız evler bu madenlerden üretiliyor. Belli bir zaman sonra ömürleri dolunca atıl hale geliyorlar. Ancak içlerinde hala değerli metaller var. Bunları yeniden ekonomiye kazandırdığımızda kent madenciliğini gerçekleştirmiş oluyoruz” şeklinde konuştu.

“Çekmeceye atılan telefonda hala altın var”
Kent madenciliğinin yeşil dönüşümün anahtar unsurlarından biri olduğunu belirten Yazıcı, özellikle enerji ve yeşil dönüşüm sürecinde büyük miktarda hammaddeye ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
“Çekmeceye attığımız bir telefon aslında içinde hala devre kartları, mıknatıslar ve çeşitli elektronik bileşenler barındırıyor. Bunların içinde bakır, altın ve paladyum gibi metaller bulunuyor. Bu metallerin tenörleri, yani içerikleri, yeraltındaki cevherlere göre çok daha yüksek” diyen Yazıcı, geri dönüşümde uygulanan teknolojilerin klasik madencilikte kullanılan yöntemlere benzediğini kaydetti.
“Cebimizde bir servetle geziyoruz”
Elektronik atıkların stratejik bir kaynak olduğuna dikkat çeken Yazıcı, “Elektronik atıklarda, doğadaki altın cevherlerine göre bin kata kadar daha fazla altın bulunabiliyor. Bakır, gümüş, paladyum ve nadir toprak elementleri açısından da oldukça zenginler. Aslında cebimizde ya da bindiğimiz arabada bir servetle geziyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu kaynakların geri kazanılmasının, özellikle kritik hammaddelerde dışa bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Çin bağımlılığına karşı geri dönüşüm vurgusu
Kritik hammaddelerde tedarik zincirinin büyük ölçüde Çin’in kontrolünde olduğunu belirten Yazıcı, Avrupa Birliği ve birçok ülkenin bu bağımlılığı azaltmak için hem madencilik yatırımlarını hem de geri dönüşüm oranlarını artırmaya çalıştığını söyledi.
Türkiye’nin de sınırlı kaynaklarını verimli kullanması gerektiğini ifade eden Yazıcı, kent madenciliği ve geri dönüşüm yatırımlarının desteklenmesinin önemine dikkat çekti.
Elektronik atık miktarı 62 milyon ton
Dünya genelinde elektronik atık üretiminin son verilere göre yaklaşık 62 milyon ton civarında olduğunu aktaran Yazıcı, bunun ekonomik değerinin 60 milyar doların üzerinde olduğunu kaydetti.
Toplanan elektronik atık oranının dünyada yüzde 22 seviyelerinde kaldığını, Türkiye’de de bu oranın düşük olduğunu belirten Yazıcı, bu alanda farkındalığın artırılması gerektiğini söyledi.
Ar-Ge ve kurum iş birlikleri öne çıkıyor
KTÜ olarak hem madenlerden hem de atıklardan metal kazanımına yönelik Ar-Ge çalışmaları yürüttüklerini ifade eden Yazıcı, elektronik atıklardan bakır, altın, gümüş ve paladyum kazanımına yönelik projelerin sürdüğünü belirtti.
Bu süreçte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın sıfır atık çalışmaları ile Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü projelerin önemli olduğuna dikkat çekerek, geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren firmalara ve Ar-Ge çalışmalarına daha fazla destek verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Kaynak:İHA