Çavga’dan Trabzon turizmi için kritik uyarı: "D planımız yok"

TİSAD Başkanı Murat Çavga, Trabzon turizminin Orta Doğu’ya bağımlılığının risk oluşturduğunu belirtti. Çavga, değerlendirmelerini Haber61 TV’de paylaştı.
Çavga’dan Trabzon turizmi için kritik uyarı: "D planımız yok"

Turizm İşletmecileri ve Seyahat Acenteleri Derneği (TİSAD) Başkanı Murat Çavga, Trabzon turizmine ilişkin değerlendirmelerinde tek pazara bağımlılığın oluşturduğu risklere dikkat çekti. Çavga, açıklamalarını Haber61 TV’ye yaptı.

Çavga, turizm sektörünün geçmişten bugüne birçok zorlu süreçten geçerek ayakta kaldığını vurgulayarak, “Bazen toplantılarda söylüyoruz ama arkadaşlar yanlış değerlendiriyorlar. Hani biz diyoruz ki şey biz idmanlıyız, biz hazırlıklıyız işte. Mesela şu anda da bir savaş süreci yaşıyoruz. Çok riskli bir süreç.” ifadelerini kullandı.

“Turizmciler ayakta kalmayı başardı”

Sektör temsilcilerinin büyük zorluklara rağmen ayakta kaldığını belirten Çavga, “Bu saydıklarımızın hepsi mücadele edip bugünlere gelip turizmci arkadaşların ayakta kalması gerçekten böyle plaketle, takdirle ödüllenmesi gereken bir sektörüz.” dedi.

Avrupa pazarı geri planda kaldı

Avrupalı turist sayısının Orta Doğu’ya kıyasla geri planda kaldığını dile getiren Çavga, “Tabii ki eskiye nazaran Avrupa'lı turist hareketliliği şu anda hani böyle Suudi Arabistan'dan 400 bin kişinin geldiği yerde, hani Almanya'dan, Hollanda'dan gelen 10 bin kişinin, 20 bin kişinin lafı olmuyor ister istemez.” şeklinde konuştu.

Krizler sektörü etkiledi

Geçmişte yaşanan siyasi ve bölgesel krizlerin turizmi doğrudan etkilediğini belirten Çavga, “Şimdi bu Orta Doğu'ya bağımlılık, tek pazara bağımlılığının sıkıntısını nerede yaşadık, nerede yaşıyoruz? Bak bugün de aynı şeyleri yaşıyoruz mesela. İşte bir rahip Brunson olayında, Suudi Arabistan'ın kapılarını kapatması, o yaşadığımız siyasi krizde bizim bir anda yok noktasına gelmemize sebep oldu.” dedi.

Çavga ayrıca, “Ya da işte geçen seneyi örnek alırsak, geçen sene işte bir savaş durumu Haziran ayında oldu biliyorsunuz işte füzeler havada uçtu, hava sahası kapandı. Bizim ne orada turistimiz kesildi ve bizim D planımız yok.” ifadelerine yer verdi.

Alternatif pazar arayışı hız kazandı

Son yıllarda farklı pazarlara yönelme çabalarının arttığını belirten Çavga, “Bu noktada son yıllarda özellikle Kültür ve Turizm Müdürlüğümüzün öncülüğünde yapılan, ne diyorsun, işte toplum örgütlerinin iş birliğiyle yapılan farklı pazar arayışlarımız var. Dediğim gibi tek pazar bağımlılığı çok büyük bir riskti.” dedi.

Trabzon’un turizm yapısının İstanbul ve Antalya ile kıyaslanmaması gerektiğini vurgulayan Çavga, “Trabzon şu anda tamamıyla, tamamıyla özellikle geçen sene tamamıyla yönünü Orta Doğu'ya çevirmiş bir yapıdaydı.” şeklinde konuştu.

Turizm altyapısında yeni adımlar

Şehirde turizm altyapısının güçlendirilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Çavga, Turizm Polisi uygulamasının devreye alındığını ve Büyükşehir Belediyesi tarafından turizm ofisinin kurulduğunu söyledi.

Çavga, “Artık turistler kendi sıkıntılarını, kendi dertlerini iletebiliyorlar. İşletmeler bu konuda işte bu pazar arayışlarında gayret ediyorlar. Kendi içinde hizmet içi eğitimleri beraber değil, bilen personel yetiştiriyorlar. Efendime söyleyeyim, restoranlar menülerini dizayn ediyorlar.” dedi.

“Yeterli değil, daha fazla çalışılmalı”

Sektörde yapılan çalışmaların yeterli olmadığını vurgulayan Çavga, “Yeterli mi? Kesinlikle yeterli değil. Daha çok çalışmamız lazım.” ifadelerini kullandı.

Kayıt dışı faaliyetlerin sektörde önemli bir sorun oluşturduğunu belirten Çavga, “Çünkü bizim mesela kayıp kaçakla alakalı çok büyük sıkıntılar yaşadık.” dedi.

Müferrit olaylara dikkat çekti

Turistlerle yaşanan bazı olayların dışarıda farklı yansıtıldığını belirten Çavga, “Mesela bu en son basına yansıyan bir şey vardı. Bu meydanda bir turistin, bence müferrit bir olaydı işte bir kavga hadisesi vardı mesela. Kuveyt pazarıyla alakalı.” ifadelerini kullandı.

Alınan önlemlere değinen Çavga, “Turizm Polisi Trabzon'da yanlış hatırlamıyorsam üç yıl oldu. Büyükşehir Belediyesi Turizm Ofis çalışması yaptı, şehir merkezine bir ofis koydu. Artık turistler kendi sıkıntılarını, kendi dertlerini iletebiliyorlar. İşletmeler bu konuda işte bu pazar arayışlarında gayret ediyorlar. Kendi içinde hizmet içi eğitimleri beraber değil, bilen personel yetiştiriyorlar. Efendime söyleyeyim, restoranlar menülerini dizayn ediyorlar. Tabii bir hazırlık var. Hatalardan tabii ki ders alınıyoruz. Kendimizi geliştirmek için uğraşıyoruz. Tüm sektör uğraşıyor. Yeterli mi? Kesinlikle yeterli değil. Daha çok çalışmamız lazım.” dedi.

"Münferit olaylar dış ülkelerde farklı lanse ediliyor"

Çavga, yaşanan bu tür olayların uluslararası algıyı etkilediğini vurgulayarak, “Ama şimdi o konunun temeline baktığımız zaman bizim bir de ağırladığımız turist profilinin beklentilerini karşılarken gerçekten yüksek sabıra sahip olmamız gerekiyor.” dedi.

Trabzon esnafının bu süreçte önemli bir sınav verdiğini dile getiren Çavga, “Ama Trabzon esnafı, Trabzon turizmcisi A'dan Z'ye gerçekten bu muhatap olduğumuz turist profiline karşı sınavını çok çok güzel verdi, çok çok başarılı verdi.” ifadelerine yer verdi.

Çavga, sözlerini şöyle sürdürdü: “Müferrit olaylardır olmuş, olmuştur. Bunlar tabi basına yansırken biraz daha dikkatli olunması lazım. Biraz daha dikkatle servis edilmesi lazım. Çünkü bunlar dış tarafta yani özellikle karşı tarafın ülkelerinde çok farklı lanse ediliyor.” dedi.

"Yereldeki insanların konfor alanına dokunduğunuz patlıyor"

Çavga, söz konusu eleştirilerin farklı nedenlerden kaynaklandığını belirterek, “Hani bu az önce bahsettiğiniz eleştirilerin evet bir kısmı rekabet odaklı eleştiriler, farklı şeyler, farklı ülkeler tarafından üretilen kısmın bir kısmı da yereldeki insanların konfor alanına dokunduğumuz zaman insan patlıyor yani ister istemez.” dedi.

“Altyapı eksikliği eleştirileri artırıyor”

Trabzon’da artan turist yoğunluğunun altyapı eksiklikleriyle birlikte yerel rahatsızlık oluşturduğunu ifade eden Çavga, “Şimdi biz altyapı eksikliğinden az önce bahsettik ya, eğer altyapımızı tamamlayamadığımız noktada gelen turist, burada yaşayan bir yerli burada yaşayan bir bireyin konfor alanına dokunduğu noktada o birey ister istemez burada eleştirmeye, bu da konuyla alakalı rahatsızlığını dile getirmeye başlıyor.” diye konuştu.

Şehirde yaklaşık 3 milyon turist hareketliliği olduğunu, bunun 700 bine yakınının yabancı turistlerden oluştuğunu belirten Çavga, 800 bine yakın yerleşik nüfusla birlikte yoğunluğun günlük yaşamı etkilediğini söyledi.

Trafik ve ulaşım baskısı

Yaz aylarında yaşanan yoğunluğun özellikle trafik ve ulaşımda hissedildiğini dile getiren Çavga, “Yomra'dan bu tarafa gelecek bir vatandaş yaz döneminde turizmin yoğun olduğu zamanda trafiğe takıldığı zaman insanlar karşında diyor ki ya ben niye bu sıkıntıyı çekiyorum.” ifadelerini kullandı.

Sözlerinin devamında ise şunları söyledi: “İşte bu da bizim altyapı eksikliğimizin etkisine denk geliyor. Ya da işte yaz döneminde Temmuz, Ağustos, Haziranlı dönemlerde gerek uçuş sayısıyla alakalı ya da işte uçakların doluluğuyla alakalı ya da insanın bir düğünü oluyor, cenazesi oluyor, ne bileyim bir hastası oluyor. Gitmek istiyor, uçak biletlerinde bir görüyor, bir hafta uçak bileti yok. Şimdi bu noktada turizmden doğrudan etkilenmeyen bir insan ya da burada yaşayan bir bireyin turizmle alakalı güzel söylemler söylemesi beklemeyiz. Yani burada da şu çıkıyor, bir şehirde yaşayan bireye rağmen, yerliliğe rağmen, yerlinin konfor alanına dokunduğumuzda Hani turizm yapmaya kalktığımızda da bu tür sorunlarla karşılaşıyoruz.”

“Trabzonspor maçlarında bile sorun oluyor”

“Trabzon'un tüm bileşenlerini tek çatı altında toplayan Trabzon'da tek markadır Trabzonspor. Bugün Trabzonspor maçı olduğu zaman bile trafik yoğunluğunda insanların seslerini görüyorsunuz değil mi? Onlar bile yani o maç yoğunluğundaki o trafikte rahatsız oluyorlar.”

Uçuş kapasitesine de değinen Çavga, yoğun dönemlerde vatandaşların bilet bulmakta zorlandığını belirtti.

“Huzursuzluk kimseyi çekmez”

Turizmde huzur ve güven ortamının önemine dikkat çeken Çavga, “Huzursuzluktan kimse hoşlanmaz ki. Yani bir gideceğiniz yerde huzursuzluk ya da huzursuz bir ortamda kim gitmek ister ki?” dedi.

Turizmin insanların yıl boyunca yaşadığı stresi atma amacı taşıdığını ifade eden Çavga, olumsuz algıların sektöre zarar verdiğini vurguladı.

Orta Doğu’nun tercih nedenleri

Orta Doğu’dan gelen turistlerin Trabzon’u tercih nedenlerine değinen Çavga, iklim ve yaşam koşullarına dikkat çekti.

Çavga, “Ama şimdi adam Trabzon'a geldiği zaman turist misafir Trabzon'a geldiği zaman yani bu iklim zaten başlı başına onların gelmesi için bir sebep.” dedi.

Ortak kültürel ve dini unsurların da etkili olduğunu belirten Çavga, “İşte ezan sesinden bahsediyoruz. İşte inanç, ortak inançlarımız, mutfak kültürümüzden bahsediyoruz, helal yapı. Huzurdan, güvenden bahsediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Turizm gelirinin dağılımı

Turizmin her kesime doğrudan gelir sağlamadığını belirten Çavga, “Trabzon'da herkes turizmden faydalanıyor, herkes turizmden para kazanıyor deme şansımız yok.” dedi.

Buna rağmen turizmin dolaylı olarak birçok sektöre katkı sağladığını ifade etti.

Rekabet ve eleştiriler

Turizmde ülkeler ve şehirler arasında yoğun rekabet olduğunu belirten Çavga, eleştirilerin bir kısmının bu rekabetten kaynaklandığını söyledi.

“TÜRSAB ile rekabet yok”

Sektörde kurumlar arası ilişkilere de değinen Çavga, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) ile rekabet olmadığını vurgulayarak, “Bizim TÜRSAB'la rekabet etmemiz ya da TÜRSAB'la çatışma bilmem ne böyle bir şeyimiz olamaz.” dedi.

Sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde çalıştıklarını belirten Çavga, turizme katkı sunan herkesle birlikte hareket ettiklerini dile getirdi.

Eleştiri ve çözüm süreci

Yanlışların dile getirilmesinin doğal olduğunu ifade eden Çavga, “Birisi bir yanlış yaptığı zaman da o yanlışı getirmek getirmemek gibi de bir durum yok.” dedi.

Turizmde yaşanan sorunların çözümü için altyapı yatırımları ve planlamanın önemine dikkat çekildi.

“Tek pazara bağlanmamızı yıllardan beri dile getiriyoruz. Son iki üç yıldır çok ciddi çalışmalar var, farklı pazar arayışları var. Kültür ve Turizm Müdürümüz, TGA temsilcimiz Metin Bey, bakanlığımız, Ticaret Odamız, Büyükşehir Belediyemiz gerçekten son yıllarda farklı pazar arayışları konusunda çok ciddi çalışmalar yapıyorlar. Özbekistan çalışması neticesinde gelen turist sayısı ortada. Kazakistan'a büyük bir fuarla katılım sağladık. Kazakistan'da gördüğümüz manzara ortada. “

Çavga, Çin fuarı eleştirilerine cevap verdi

“Şimdi neden Çin? Şu anda dünyanın gözü Çin'de. Gerek ekonomik, gerek siyasi, gerek turizm anlamında. Bir buçuk milyar nüfuslu bir ülke ve verilere göre yüzde 10'un, nüfusun yüzde 10'unun turizm hareketlerinde katılan bir coğrafya. Bu da yaklaşık 150 milyon kişi yapıyor. Yıllık 150 milyon kişi seyahat ediyor Çin'de yurt dışında. Şimdi böyle bir pazar var. Bize 9-10 saatlik uçuş mesafesinde. Biz bu 150 milyon gezen turistle, Türkiye için söylüyorum, geçtiğimiz yıl aldığımız rakam 450 bin. Çok komik bir rakam. 70-80 milyon, bir Suudi nüfustan söyleyelim. Bir Suudi Arabistan'dan Trabzon'a gelen turistlerin 400 bin olduğu bir yerde 1,5 milyar nüfuslu 150 milyon kişinin seyahat ettiği bir Çin devletinden Türkiye'ye gelen sayı. 400 bin de kalması gerçekten çok acı bir tablo. Bakanlık son 2-3 yıldır çok ciddi çalışmalar yapıyor. Yönümüzü bir nevi Çin'e doğru döndük. Çin sorusunun cevabı Çin'deki nüfus ve gezen turist sayısı.”

“Trabzon'da amaçlanan tabii ki bu turist sayısından öncelikle şehirlerarasında da rekabet var. Şimdi gelen 400 bin turistle geçtiğimiz sene aldığımız sayı 500-600'dü. Bu yıl ya 2025'te aldığımız sayı konaklama sayısı 1200-1300'lere çıktı. Biz öncelikle Türkiye'ye gelen turistten Trabzon'a, Çinli turistten Trabzon'a çekmek istiyoruz. Öncelikli hedefimiz o. Ama asıl hedef Türkiye'ye gelen turist sayısını artırmak yani biz Çin'de katıldığımız fuarlarda geçen sene Şian'a gittik. Bu sene tekrar Şian'a gittik. 25 Mayıs'ta Şangay'a gideceğiz. Yani biz Çin'e sürekli sürekli dokunacağız. Ortadoğu'yla çalışmalar yapmıştık. Ne zaman ki Arap baharı patladı ondan sonra hazır bir yapıda turistler bu tarafa gelmeye başladı.”

“Şimdi biz bu katıldığımız fuarda minik bir detay vereyim. Fuarda bir tane Çinli abimiz geldi. Tercüman bize teşekkür ediyor dedi. Niye teşekkür ediyor dedik. Savaştaki tutumumuzdan dolayı.. Mesela çok ilginçti, çok enteresandı. İşte yarın bir gün yön bu tarafa döndüğü zaman Trabzon bu pazardan Çin pazarına etkin bir turist sayısı çekecek. Bizim İpek yolu markamız var. Xi’an İpek yolunun başlangıcı. Trabzon'a geldiğimiz zaman da İpek yolunun doğuya açılan limanı. Yani biz geçen seneki ve bu seneki temalarda Çin'de İpek yolunda iki şehir temasıyla çıktık. Çok kıymetli yani onlar İpek yoluna dehşet önem veriyorlar. Çok kıymetli İpek yolu onlar için. Bizde de böyle bir marka var.”

Nüfusunun yüzde 40'ı müslüman

“Yeter ki şehir ve buna inansın. Xi’an dediğimiz şehir 13-14 milyonluk bir şehir. Ve Şanşi eyaletinin yüzde 40'ı Müslüman nüfus. Şimdi bunu insanlar bilmiyorlar. Tabii çok uzak bir coğrafya. Trabzon'da ya da Türkiye'de insanları çevirsek, ‘Çinliler köpek yer, örümcek yer, böcek yer’ der. Biz gittik, gezdik. 1,5 milyar nüfus içerisinde bırakın da 100 kişi köpek yesin. Yani bu bir kıstas değildir. Şanşi eyaletinde 40 milyon nüfusun yüzde 17'sinin Müslüman olduğu verisi de gerçekten buradaki arkadaşlarımızda bulunmayabilir, eleştirmeleri de o yönde kendilerince haklıdır.”

Xİ'an Trabzon için önemli

“Bugün Türkiye'de yapılan tur programlarına bir bakın Çin'e. Yüzde 90'ında Xi'an mutlaka vardır. Çünkü Türkiye'den 9 saat uçakla Çin'e giden bir turist, evet Pekin'i görsün, Şangay'ı görsün, Guangzhou'yu görsün ama Xi’anı görmek zorunda. Xi'an'da bir cami var. Biz o camiyi gezdiğimiz zaman çok etkilendik. Dokusunu koruyan, yüzyılların kullanılmasına rağmen dokusunu koruyan, işte duvarlarına tamamen Kur'an-ı Kerim'in işlendiği işlenmesinde bir camimiz var. Müslüman mahalleleri var. Çin işte burası. Yani bizim algımızdaki Çin ve bu Çin. Onun için Xi'an önemli.”

“Orta Doğu'ya bir hazırlığımız var. Onlar bizim Türk-Çin Kültür Derneği Başkanımız var, İrfan Bey. Zaten bizim bu Çin girişimimiz bu yeni bir şey değil. 2-3 yıllık bir çalışma değil. Biz bununla ilgili 7 sene önce Gümüşhan Üniversitesi'nde bir çalışma yaptık. DOKA'yla, Ticaret Odası'yla sürekli bu konuları görüşüyorduk. Son 2 yıldır aktif çalışmaya başladık. İrfan Bey'in destekleri, o bakan beyle İrfan Bey'in ilişkileri, işte geçtiğimiz yıl İl Kültür ve Turizm Müdürümüzün oradaki temsili, Büyükşehir Belediyesi'nin temsili bizi onur konuğu yapmaları. Vatandaşlarımızla Trabzon Büyükşehir Belediyesi'ne bir kardeş şehir irtibatına geçtik. Büyükelçimizle gittik. Buradan bir yazı konuşmalar yapacağız. O devam ediyor. Büyükelçiliğimizin orada affette ettiği basın kuruluşlarını Trabzon'da ağırlayacağız.”

Türkiye-Çin İlişkilerinin 55. Yılı Trabzon’da Kutlanacak

“Bu yıl Çin-Türkiye diplomatik ilişkilerinin elli beşinci yıl dönümü. Mesela şöyle düşünün. Bu kutlamalar İstanbul'da yapılıyor konsolosluklar. Ankara'da yapılıyor büyük elçilik var. Nevşehir'de yapılıyor. Orada bir Çinli popülasyon var. Yani Çin turistlerin şu anda Türkiye'de en çok ziyaret ettiği yerlerden birisi Nevşehir. Dördüncü yıl Trabzon. Trabzon'da yapacağız bu çalışmayı biz. Yani Türkiye-Çin diplomatik ilişkilerinin elli beşinci yıl kutlamalarını Trabzon'da yapacağız. Yani bunlar çok kıymetli şeyler.”

Xi'an fuar kararını 2025'te almışız net!

“Doğrusu gitmeden önce bize bu geldi. Bu eleştirilerin sebebi, İl Tanıtım ve Geliştirme Kurulumuz var Trabzon'da. Valilik bünyesinde işte bakanlığın oluruyla kurulan 13-14 tane üyesi olan. Kurulda kararlar alıyoruz. Mesela geçtiğimiz yıl 2025 yılında Aziz valimizin zamanında bir toplantı fotoğrafları var, karalar var, altına imza atmışız. 2026'da hangi fuarlara gideceğimizi orada yazmışız. Ben bu kararı imzalı şekilde sosyal medyada paylaşmadım. Çünkü özel imzalar var. Biz orada karar almışız. Aziz Bayraktar başkanlığında toplanmışız. 2026 yılında hangi fuarlara gideceğimizi konuşmuşuz. Valimiz değişti. 2026 yılında yeni valimizle bir turizm tanıtma toplantı koordinasyon toplantısı yaptığımızda da 2026'da kararlar aldık. 2026 yılında o toplantı biraz böyle hızlı geçmişti. Aldığımız kararlarda da Xi'an fuarı 2026'da yazılmamış. 2025'teki kararımız mevcut. Net. Orada kararda var. Bu eleştiren arkadaşlarda da var bu kararı görüyorlar. Arkadaşlar ne eleştirdiği şu 2026'daki bu kararda yok."

"Adil Bakanımızın basında açıklaması var"

"Adil Bakanımızın açıklaması, basında paylaştığı açıklama izleyiciler de bakabilirler. 9 Nisan tarihli açıklaması var. Haberlere tarihine bakıyoruz, 18 Nisan bizim haberimiz yok. İşte şöyledir, böyledir, aşağıdan yukarı. Zaten TÜRSAB Genel Merkezi de bu konuya müdahale etti. Her şeyi bir tarafa geçelim. Biz sonuçta bir sivil toplum örgütüyüz. Valilik kararında, il tanıtmada şöyle de bir karar aldık. Bu karar haricinde kurumlar kendileri yapabilirler. Biz katılırız, katılmayız, işte son dakika bir şey olur konuşuruz falan yaptık. Haber vermediğimi düşünün ki bakın hepsinin haberi olduğunu kurul kararıyla var, toplantılarda söylemiştik.”

Önümüzde Hamsiköy örneği var

“Bizim mevcutları korumamız lazım. Önce elimizde olanları tek bir bütün haline getirmemiz gerekiyor. Şimdi bakın, gözümüzün önünde bir Hamsiköy örneği var. Giden herkes bilir; eski ve yeni haliyle gerçekten Trabzon’da hem yerli halkın hem de gelen turistlerin hayran kaldığı muhteşem bir yer. Yağmurlu havada bile etkisini kaybetmeyen, sütlacıyla, doğasıyla öne çıkan bir destinasyon. Üstelik İpek Yolu üzerinde olması ve İran yolu güzergâhında bulunması nedeniyle Trabzon’un turistle en erken tanışan yerlerinden biri. Ama Hamsiköy’ün son beş yılına baktığımızda, “mevcutları korumamız lazım” derken neyi kastettiğimiz daha net anlaşılıyor.”

“Aynı durum Uzungöl için de geçerli. Bugün Trabzon’da ve bölgede Orta Doğu turizminden bahsediyorsak Uzungöl’ün değerini göz ardı etme şansımız yok. Ancak hayalimizdeki Uzungöl ile bugünkü Uzungöl arasında fark var. Mevcut sorunlar ve eksiklikler nedeniyle istenilen noktaya gelemeyen bir tablo söz konusu. Bu yüzden yeni destinasyonlar üretmekten önce mevcut değerleri korumaya ve iyileştirmeye odaklanmamız gerekiyor.”

"Vakıf eserlerini turizme kazandırmaya çalışıyoruz"

“Diğer yandan dernek olarak Trabzon’daki vakıf eserlerinin turizme kazandırılmasıyla ilgili bir çalışma yürütüyoruz. Burada yine İpek Yolu markası ön plana çıkıyor. Taşınmaz kültür varlıklarımız, tarihî yapılarımız bu hattın çok kıymetli parçaları. Bunları öne çıkarmak için İçişleri Bakanlığı’na sunulmak üzere bir proje hazırlıyoruz. Amacımız yine yeni yerler üretmek değil, mevcut değerleri koruyup görünür kılmak.”

“Eğlence turizmi ise oldukça hassas ve tartışmalı bir konu. Eğlence turizmi dediğimizde ne anlıyoruz, bunu netleştirmemiz gerekiyor. Sadece Ortadoğu turistine yönelirsek, onların beklentilerini kendi bakış açımıza göre yorumluyoruz; ancak aynı turistlerin önemli bir kısmının Batum’u tercih ettiğini de göz ardı ediyoruz. Öte yandan eğlence turizmi sadece farklı algılanan unsurlardan ibaret değil; ailelerin, çocukların vakit geçirebileceği lunapark ya da tema park gibi alanlar da bu kapsama giriyor. Bu konuyu hedef pazarlarımız doğrultusunda, ilgili tüm taraflarla birlikte yeniden değerlendirmemiz gerekiyor.”

“Turizmle ilgili yapılacak çalışmaların, turist beklentilerine göre ama devletin kontrolü ve kuralları çerçevesinde şekillenmesi gerektiği açık. Bu alanda bir eksiklik olduğu herkes tarafından dile getiriliyor; ancak bu konuyu açıkça konuşanların çoğu farklı tepkilerle karşılaşıyor. Bir taraf farklı algılıyor, diğer taraf farklı yorumluyor.”

"Tabloyu görmezden gelemeyiz"

“Bugün Avrupa pazarı konuşuluyor. Eğer Avrupa’ya yöneleceksek, o pazarın beklentilerini de karşılamak zorundayız. Aynı şekilde Çin, Kazakistan, Özbekistan gibi pazarlardan bahsediyoruz. Ama hemen yanı başımızdaki Batum’a baktığımızda, geçen yıl yaklaşık yüz bin Kazak, seksen bin Özbek ve yetmiş bin Çinli turistin geldiğini görüyoruz. Üstelik Batum bize sadece iki saat mesafede. Bu tabloyu görmezden gelemeyiz.”

“Burada mesele Batum’daki her şeyi birebir uygulamak değil. Zaten Batum’un kendine özgü, Kıbrıs benzeri bir yapısı var ve biz de böyle bir yapıya dönüşelim demiyoruz. Ancak gelen turistin beklentilerini asgari düzeyde karşılayacak bir altyapı oluşturmak zorundayız.”

"Trabzon'un yetersiz algısı doğru değil"

“Öte yandan Trabzon’un tamamen yetersiz bir yer olduğu algısını da doğru bulmuyoruz. Bugün otellerimiz, restoranlarımız ve sahil boyunca birçok mekânımız turistlerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda. Yani bu durumu “çok büyük bir eksiklik” gibi sunmak da doğru değil.”

“Ancak gerçekleri açıkça konuşmak gerekiyor. Turizm yapacaksak hangi pazara yöneleceğimizi netleştirmeliyiz. Eğer Orta Doğu’ya çalışacaksak, beklentileri buna göre şekillendirmeliyiz. Eğer Avrupa ya da Asya pazarına yöneleceksek, o turist profilinin beklentilerine uygun bir yapı kurmalıyız. Bu konuyu kapalı kapılar ardında farklı, kamuoyuna farklı anlatmanın bir anlamı yok. Gerçek neyse onu açıkça ortaya koymak gerekiyor.”

Rehberlik ve Dil Sorunu

“Bizim şu anda bırakın Çin’i, İngilizce dahi bilen rehber konusunda Trabzon’da ciddi bir sıkıntımız var. Çin pazarı söz konusu olduğunda bu sorun daha da büyüyor. Çok doğru bir soru soruluyor: ‘Orada tanıtım yapıyorsunuz ama burada altyapı yok, gelen turist ne yapacak?’ Bu eleştiri haklı. Bu yüzden daha kapsamlı bir hazırlık içerisindeyiz.”

İpek Yolu ve Mevcut Değerlerin Öne Çıkarılması

“İpek Yolu diyoruz ama turist ‘Bana ne göstereceksiniz?’ dediğinde somut cevap vermemiz gerekiyor. Aslında ‘yeni destinasyon’ dediğimiz şey, mevcut değerleri iyileştirmekten geçiyor. Paşa Hamamı, Bedesten, Alacahan, Sümer’deki Memiş Ağa Konağı, Pazar Kapı’daki antik liman… Bunlar İpek Yolu’nun kıymetli parçaları. Bu eserleri ön plana çıkarıp parlatarak turistlere sunmamız gerekiyor.”

Dil Eğitimi ve Hazırlık Süreci

“Dil konusu için de çalışmalar var. Çin-Türk Kültür Dernekleri’nin yürüttüğü çalışmalar kapsamında, isteyenlere yönelik basit düzeyde Çince eğitim programları hazırlıyoruz. Bir yandan Çin pazarında tanıtım yaparken, diğer yandan burada altyapıyı oluşturmak zorundayız. Bu hazırlıkları eş zamanlı yürütüyoruz.”

Turizm Çok Paydaşlı Bir Sektör

“Turizm sadece İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün ya da Bakanlığın sırtına bırakılacak bir alan değil. Turizm elli farklı sektörü ilgilendirir. Tarımdan ulaşıma, ticaretten gümrüğe kadar geniş bir alanı kapsar. Belediyeler ise bu işin en önemli aktörlerinden biridir.”

Yerel Yönetimlerin Katkısı

“Son yıllarda yerel yönetimlerin turizme katkısı arttı. Büyükşehir Belediyesi’nin ve ilçe belediyelerinin yeni destinasyon çalışmaları, projeleri var. Yeterli mi? Daha fazlası yapılmalı ama mevcut çabaları da görmezden gelemeyiz. Maçka, Akçaabat, Düzköy belediyelerinin turizm adına ortaya koyduğu gayretler önemli.”

Siyasi ve Kurumsal Destek

“Bakanlık düzeyinde, komisyonda ve milletvekilleri tarafında da turizme bakış oldukça pozitif. İktidar-muhalefet ayrımı olmaksızın herkes bu alanda destek veriyor. Zaten turizmin siyaseti olmaz; dili, dini, sporu olmaz. Bu sektör ancak ortak akılla büyür.”

Birlikte Hareket Etme Zorunluluğu

“Eğer bu şehirde turizmi geliştireceksek; yerel yönetim, bakanlık, turizm sektörü ve sivil toplum el ele vermek zorunda. Turizm dediğimiz ‘bacasız sanayi’ çok kıymetli bir alan. Bu yüzden birlikte, daha koordineli çalışmamız gerekiyor.”

Gelecek Vizyonu: Karadeniz Turizmin Yükselen Merkezi

“Şunu net söylüyorum: Bize rağmen, hatta şehre rağmen bile Doğu Karadeniz bölgesi önümüzdeki 15-20 yılda Türkiye’nin turizm cenneti haline gelecek. Bugün zor gibi görünebilir ama gelecekte plajlarımızda Rus turistlerin denize girdiğini göreceğiz. İklim değişikliği, Antalya’daki gelişmeler, kongre turizmi yatırımları ve Batum ile yapılacak ortak tur programları bu süreci hızlandıracak.”

Sonuç: Daha Fazla Çalışmak Şart

“Bölge çok kıymetli ve potansiyel çok yüksek. Ama bu potansiyeli doğru değerlendirmek için daha fazla çalışmamız gerekiyor. Şu ana kadar yapılanlar değerli, verilen destekler önemli. Ama bundan sonrası için çok daha fazla, çok daha yoğun çalışmak zorundayız.”

Uçuşlar ve Tek Pazar Riski

“Uçuşlar iptal olduğu zaman turist buraya gelemiyor. Son dönemde yaşanan savaş ortamında, en azından Suudi Arabistan’dan uçuşların devam etmesi bir avantajdı. Uçaklar dolu gelir, boş gelir o ayrı mesele ama en azından geliyordu. Eğer savaş uzar ve hava sahaları kapanırsa, işte o zaman ‘tek pazar bağımlılığı’ dediğimiz riskle karşı karşıya kalırız. Çünkü şu an turist aldığımız ana pazarlar Suudi Arabistan, Ürdün ve Irak. Uçuş olmazsa o turist buraya gelemez. Bu da bizim için ciddi bir kriz anlamına gelir.”

Ekonomik Zorluklar ve Zaten Zor Geçecek Sezon

“Zaten 2026 turizm sezonundayız ve bizim turizm takvimimize göre sezon Ağustos–Eylül gibi sona erer. Hiçbir olumsuzluk olmasa bile bu yıl zor bir sezon geçireceğimiz belliydi. Ekonomik koşullar, fiyat istikrarsızlığı ve artan maliyetler sektörü ciddi şekilde zorluyor. Akaryakıt fiyatları ortada, enerji maliyetleri ortada, iş gücü maliyetleri ve vergi yükü ortada. Yani savaş olmasa bile turizm sektörü bu yıl zorlanacaktı. Pandemi sonrası son 2-3 yıldır toparlanma sürecindeydik, şimdi savaş bu tabloyu daha da ağırlaştırdı.”

İç Pazara Yönelme ve Rekabet Gerçeği

“Eğer yabancı turist gelmezse iç pazara yönelmek zorunda kalacağız. Ancak bu da kolay değil. Bu kez Antalya ve Muğla gibi güçlü destinasyonlarla rekabet etmek durumundayız. Fiyatlar aşağı yönlü baskılanacak. Şu an bölge olarak iç pazardan Trabzon’a nasıl turist çekebiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Bunun için yeni planlamalar, fiyat politikaları geliştirmek zorundayız.”

Savaşın Bölgesel Etkisi

“Savaşın turizme etkisi Türkiye genelinde hissedilir ama en büyük etkiyi Karadeniz ve özellikle Trabzon yaşar. Çünkü bizim turist profilimizin büyük bölümü Orta Doğu’ya dayanıyor. Antalya gibi destinasyonlar farklı pazarlardan turist aldığı için aynı ölçüde etkilenmeyebilir. Ama bizim için durum çok daha kritik.”

Alternatif Pazar Arayışı: Özbekistan ve Yeni Rotalar

“Bu noktada alternatif pazar çalışmaları büyük önem taşıyor. Özbekistan pazarı bu anlamda çok kıymetli. Direkt uçuşların artması bizim için kritik. Son dönemde Özbekistan’da ciddi bir Çin turist hareketi de var. Bunun nedeni İpek Yolu rotası. Biz de bu hattı Tiflis üzerinden Trabzon’a, oradan İstanbul’a bağlayacak bir turizm rotası oluşturmak için çalışmalar yürütüyoruz.”

Batum Hamlesi ve Tanıtım Çalışmaları

“Öte yandan Batum’a gelen turistleri Trabzon’a çekmek için de hazırlık yapıyoruz. Batum’a gelen on binlerce Kazak, Özbek ve Çinli turist var. Trabzon’un sadece iki saat uzaklıkta ve vizesiz ulaşılabilir olduğunu anlatan sosyal medya ve açık hava reklam kampanyaları planlıyoruz. Bu çalışmalar valiliğimiz, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yürütülecek.”

Kriz Yönetimi ve Eş Zamanlı Strateji

“Elbette sıkıntılar var ve bu riskleri öngörüyoruz. Ona göre önlem alıyoruz. Ama sadece sorunlara odaklanmak yerine ‘bu süreçte ne yapabiliriz?’ sorusuna da cevap arıyoruz. Alternatif pazarlar, yeni tanıtım stratejileri ve hızlı aksiyon planları üzerinde çalışıyoruz.”

Geçmiş Tecrübeler ve Dayanıklılık

“Daha önce pandemi yaşadık, bölgesel krizler yaşadık, farklı zorluklardan geçtik. Hepsini atlattık. Bu süreç belki daha zor olacak çünkü şartlar değişti, maliyetler arttı. Ama yine de bu süreci de aşacağımıza inanıyoruz. Sektör olarak artık krizlere karşı daha tecrübeliyiz ve bu dayanıklılıkla hareket ediyoruz.”

Kent Konseyi: Şehir Adına Verilen Mücadele

“Bizim üzerinde hassasiyetle durduğumuz, şehir adına ciddi mücadele verdiğimiz bir yapı kent konseyi. Bu mücadeleyi tek başımıza değil, arkasında güçlü bir ekiple yürütüyoruz. Kent konseyleri zaten yasayla 100 bin nüfus üzeri belediyelerde kurulması zorunlu olan yapılar. Ancak ne kadar etkin çalışacağı, yerel yönetimlerin bu yapıyı nasıl değerlendirdiğine bağlı.”

Siyaset Üstü Bir Yapı Vurgusu

“Kent konseylerinin herhangi bir siyasi yapıya bağlı olması söz konusu değil. Eğer bu yapıya siyasi gözle bakarsak bir adım ileri gidemeyiz. Trabzon’da nasıl ki herkesi bir araya getiren ortak değer Trabzonspor ise, kent konseyleri de benzer şekilde tüm kesimleri bir araya getiren bir yapı olmalı. Siyasi görüşü, inancı ne olursa olsun şehirde yaşayan herkesin söz söyleyebildiği bir platformdur kent konseyi.”

Katılım Sorunu ve Dışarıda Bırakılan Dernekler

“Trabzon’da yürüttüğümüz çalışmalarda 18 ilçeyi gezdik ve yaklaşık 550 sivil toplum kuruluşunu kent konseyine dahil etmek için harekete geçirdik. Bu dernekler gönüllü şekilde ‘şehir için katkı sunmak istiyoruz’ diyerek başvurdu. Ancak Büyükşehir Belediyesi’nin kararıyla bu başvuruların yaklaşık 450’si kapsam dışında bırakıldı. Bu durum ciddi bir hayal kırıklığı yarattı.”

Seçim Süreci ve Eleştiriler

“Mahkeme kararıyla iptal edilen bir seçim süreci yaşandı, ardından seçimler tekrarlandı. Ancak sonuç değişmedi. Çünkü sistem baştan sınırlı bir katılımla kurgulandı. Biz katılımcı demokrasiyi hedeflerken, ‘seçimi kaybederiz’ kaygısıyla hareket edildiğini düşünüyoruz. Oysa kent konseyi seçim kazanma ya da kaybetme yeri değil, ortak aklın üretildiği bir platform olmalı.”

Kent Konseyi Neden Önemli?

“Bir toplantıda ‘altı üstü bir kent konseyi’ ifadesi kullanıldı. Bu yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Kent konseyi, şehrin dinamiklerini bir araya getiren, sivil toplumun görüşlerini ortaya koyduğu çok önemli bir yapıdır. Buraya giren herkes siyasi kimliğini dışarıda bırakıp ‘Ben Trabzonluyum’ diyerek hareket etmeli.”

Ortak Sorunlar, Ortak Sorumluluk

“Trabzon’da yaşanan sorunlar hepimizin ortak sorunu. Trafikte beklerken kimseye siyasi kimliği sorulmuyor. Çevre sorunları da aynı şekilde herkesi etkiliyor. Doğruyu alkışlamak, yanlışı eleştirip düzeltmek hepimizin görevi. Kent konseyi de tam olarak bunun yapılması gereken yer.”

Mevcut Yapıya Yönelik Eleştiriler

“Trabzon’daki kent konseyinin, kuruluşundan bu yana beklenen etkinliği gösteremediğini düşünüyoruz. İlk dönemde verilen emekleri teslim ediyoruz ancak sonrasında yapı giderek işlevsiz hale geldi. Biz bu yapıyı canlandırmak istedik fakat bu imkan elimizden alındı.”

Temsil Krizi ve Çelişkiler

“Başvurusu reddedilen derneklere ‘Trabzon’un tamamını temsil etmiyorsunuz’ gerekçesi sunuldu. Oysa büyükşehir kent konseyleri zaten tüm ilçeleri kapsayan bir yapı. Aynı derneklere seçim döneminde gidilip oy istenmesi ise ayrı bir çelişki oluşturuyor.”

Yönetim ve Yönlendirme Tartışması

“Belediye başkanının vizyonunun daha kapsayıcı olduğunu düşünüyoruz ancak sürecin yanlış yönlendirildiğine inanıyoruz. Kent konseyi, dar bir çevrenin kontrolünde bir yapı haline getirilmemeli. Daha geniş katılımla, daha şeffaf bir şekilde yönetilmeli.”

Seçim Çağrısı ve Hukuki Süreç

“Kent konseyi yönetmeliğine göre belirli sürelerde seçim yapılması gerekiyor. Şu an bu konuda bir gecikme söz konusu. Seçim kararı alınması için hukuki süreci başlatıyoruz. Burada mesele kişiler değil, şehrin geleceği.”

Ortak Amaç: Daha Yaşanabilir Bir Trabzon

“Bizim derdimiz makamlar ya da kişiler değil. Hepimiz bu şehirde yaşıyoruz ve gelecek nesillere daha iyi bir Trabzon bırakmak istiyoruz. Sivil toplumun bu süreçteki rolü çok önemli. Kısıtlı imkanlarla büyük işler başaran birçok dernek var. Bu potansiyelin değerlendirilmesi gerekiyor.”

Sonuç: Ortak Akıl ve Birlik Vurgusu

“Bu şehirde sorunları çözmenin yolu ortak akıldan geçiyor. Siyasi kaygıları bir kenara bırakıp, eleştiriyi de çalışmayı da birlikte yapmalıyız. Kent konseyi bunun için en doğru zemin. Daha kapsayıcı, daha katılımcı bir yapı için mücadelemiz devam edecek.”

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.