Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Trabzon Haber Yayın tarihi: 27 Ağustos 2026 08:24 Güncellenme tarihi: 27 Ağustos 2026 09:46

Anahtar Deliği 27.08.2026 Sanat Evi tahliye edilirken konsey nerede?

Trabzon Sanat Evi’nin tahliye edilmesi kararı, kültür ve sanat camiasında ciddi bir tepkiye neden oldu.

SANAT EVİ TAHLİYE EDİLİRKEN KONSEY NEREDE?

Trabzon’da son günlerde bir konu var ki, sadece sanat çevresini değil, şehrin vicdanını da yakından ilgilendiriyor.

Trabzon Sanat Evi’nin tahliye edilmesi kararı, kültür ve sanat camiasında ciddi bir tepkiye neden oldu. Açıklamalar peş peşe geldi, sanatçılar ve sivil toplum kuruluşları ses yükseltti.

Peki ya Trabzon’un ortak aklını temsil etmesi gereken Trabzon Kent Konseyi?

İşte burada işler biraz ilginçleşiyor.

Çünkü onca tepkinin, açıklamanın ve tartışmanın arasında Konsey’den henüz güçlü bir ses duyulmadı.

Trabzon Kent Konseyi’nin görevi sadece toplantılar yapmak, kararlar almak ve bunları ilgili kurumlara iletmekten ibaret değil.

Bir kentte sivil aklın, ortak iradenin ve kentlilik bilincinin temsil edildiği yapılardan biri de Kent Konseyleri.

Dolayısıyla şehrin kültürel hafızasında önemli bir yere sahip Trabzon Sanat Evi’nin geleceği tartışılırken, Konsey’in de bu tartışmanın tam ortasında olması beklenmez mi?

En azından bir açıklama...

Bir değerlendirme...

Bir “Bu mesele Trabzon için önemlidir” cümlesi...

Ama şu ana kadar görünen tablo sessizlik.

Ve bazen sessizlik, söylenmiş en yüksek sözden daha fazla soru işareti yaratıyor.

Bu sessizliğin nedeni konusunda kulislerde farklı değerlendirmeler yapılıyor.

Bir kesim, Kent Konseyi yönetiminin bürokrasiyle karşı karşıya gelmek istemediğini ve Valilik ile ilişkileri germemek adına temkinli davrandığını iddia ediyor.

Diğer bir yorum ise daha ağır.

O da şu:

Kent Konseyi, kentin gerçek gündeminden ve sivil dinamiklerinden giderek uzaklaşıyor.

Hangisi doğru?

Bunu elbette Konsey yönetimi açıklayacaktır.

Ama ortada cevaplanması gereken bir soru var.

Kentte kültür sanatın önemli bir kurumu tahliye edilirken, kentin ortak aklını temsil eden yapı neden sessiz kalır?

Kimse Kent Konseyi’nin bir kurumla kavga etmesini beklemiyor.

Mesele bu değil.

Mesele, kentin bir değerinin geleceği tartışılırken kentin ortak aklının devreye girmesi.

Eleştirmek başka, karşı çıkmak başka...

Bir konunun kamuoyu adına değerlendirilmesini istemek ise bambaşka.

Kent Konseyi tam da bunun için yok mu?

Bugün Sanat Evi olur, yarın kentin başka bir kültürel değeri...

Eğer böyle kritik meselelerde Konsey’in sesi duyulmayacaksa, vatandaşın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Siz gerçekten neyin konseyisiniz?

Trabzon Sanat Evi’nin kapıları kapanırken, aslında sadece bir binanın boşaltılması tartışılmıyor.

Biraz da Trabzon’un sivil aklının ne kadar güçlü olduğu tartışılıyor.

Şimdi gözler Trabzon Kent Konseyi’nde.

Bakalım bu sessizlik daha ne kadar sürecek?

***

ORTAHİSAR BAŞLIYOR, BÜYÜKŞEHİR TAMAMLAMALI

Sanat ve Sanat Evi’nden bahsetmişken, kültür-sanat başlığında kulağımıza gelen bir başka önemli bilgiyi de paylaşalım.

Geçtiğimiz günlerde Ortahisar Belediyesi’ne yakın kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre, belediyenin 2027 yılına yetiştirmeyi hedeflediği iki önemli kültür-sanat projesi bulunuyor.

Bunlardan biri Trabzonlu şair ve yazar Sunay Akın’ın Oyuncak Müzesi, diğeri ise planları hâlâ masada olan Resim ve Heykel Müzesi.

Edindiğimiz izlenim, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın her iki projeyi de oldukça önemsediği ve mutlaka hayata geçirmek istediği yönünde.

Özellikle Oyuncak Müzesi fikrinin, Trabzon’dan yetişmiş önemli bir kültür insanı olan Sunay Akın’ın birikimiyle buluşması halinde kent adına dikkat çekici bir kazanıma dönüşeceğini düşünüyoruz.

Resim ve Heykel Müzesi ise yıllardır kültür-sanat altyapısındaki eksiklikleri konuşulan Trabzon için başlı başına önemli bir adım olacaktır.

Doğrusu, kültür ve sanatın Trabzon’da yeniden yoğun biçimde tartışıldığı bugünlerde bu iki proje bize göre son derece kıymetli.

Çünkü şehirler sadece yollarla, binalarla ve meydanlarla büyümüyor.

Müzeleri, tiyatroları, sergi alanları, sanatçıları ve kültür merkezleri de bir şehrin hafızasını oluşturuyor.

Hatta geleceğini de...

Bu nedenle Ortahisar’ın gündemine aldığı iki müze projesini sadece iki bina olarak görmemek gerekiyor.

Bunlar, Trabzon’un kültür-sanat hayatına yapılacak yatırımlar.

Tam da burada Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’e bir çağrı yapmak gerekiyor.

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın başlatmak istediği bu kültür-sanat hamlesi, Büyükşehir Belediyesi tarafından daha büyük ölçekli bir projeyle tamamlanabilir.

Trabzon’un yıllardır konuştuğu, farklı sanat dallarını aynı çatı altında buluşturabilecek; sergi salonlarından tiyatro ve etkinlik alanlarına kadar kapsamlı imkânlar sunacak kente yakışır bir kültür merkezinin artık “acil koduyla” gündeme alınmasının zamanı geldi.

Ortahisar iki müzeyi kente kazandırmak için çalışırken, Büyükşehir de Trabzon’un yıllardır ihtiyaç duyduğu kültür merkezini gündemine alırsa ortaya siyasi bir rekabetten çok daha değerli bir tablo çıkar.

Trabzon adına gerçek bir kültür-sanat hamlesi.

Buradan Ahmet Metin Genç’e çağrımızı yapmış olalım:

Ortahisar’ın başlattığı kültür-sanat hamlesini Büyükşehir tamamlasın.

Trabzon’a yakışır, kapsamlı ve uzun yıllar şehrin ihtiyacını karşılayacak bir kültür merkezinin zamanı artık geldi.

Ahmet Kaya’yı da gündeminde tuttuğu bu iki proje nedeniyle şimdiden tebrik edelim.

Umarız 2027 hedefi kâğıt üzerinde kalmaz.

Hem Oyuncak Müzesi hem de Resim ve Heykel Müzesi Trabzon’un kültür-sanat hayatına kazandırılır.

Ve Büyükşehir de bu hamlenin yanına güçlü bir kültür merkezi koyar.

Çünkü Trabzon’un artık sadece “kültür şehri” olarak anılması değil, bunu gösterecek mekânlara da sahip olması gerekiyor.

Sözün özü şu: Ortahisar iki müzeyi gündemine aldıysa, Büyükşehir de kültür merkezini gündemine almalı.

Trabzon bekliyor.

***

BİRİLERİNİN KEYFİ UĞRUNA ONLARCA İNSAN RAHATSIZ!

Özellikle yaz akşamlarında insanlar vakitlerini dışarıda geçirmeyi tercih ediyor. Kafeler, restoranlar, parklar ve bahçeler dolup taşıyor. Yoğun bir iş gününün ardından insanlar birkaç saatliğine de olsa stres atmak, nefes almak istiyor.

Kimi kafede kahvesini yudumluyor, kimi ailesiyle yemek yiyor, çocuklar parklarda oynuyor, kimi de yürüyüş yapıyor. Yani insanların beklentisi aslında çok basit: Biraz huzur.

Ama yıllardır çözülemeyen bir sorun var. Özellikle bazı araç sahipleri, yüksek sesli müziklerini çevredeki herkese dinletmek istercesine parkların, kafelerin ve insanların yoğun olduğu alanların önünden geçiyor. Patinaj yapan, egzoz sesi çıkaran, müziği sonuna kadar açıp yavaş yavaş ilerleyen araçları Trabzon’da da sıkça görmek mümkün.

Üstelik bazı araçların arkasına yerleştirilen devasa hoparlörleri görünce insan gerçekten şaşırıyor. Kendi aracında müzik dinlemek başka, bunu onlarca insana zorla dinletmek başka.

Bir kişinin keyfi yüzünden parkta çocuğuyla oturan aile, kafede sohbet eden insanlar, yürüyüş yapan vatandaşlar veya evinde dinlenmek isteyen kişiler rahatsız ediliyor.

Elbette denetimler yapılıyor, cezalar uygulanıyor. Ancak belli ki caydırıcılık konusunda hâlâ ciddi bir sorun var. Çünkü aynı görüntüler özellikle yaz aylarında tekrar tekrar karşımıza çıkıyor.

Kimse kimsenin eğlencesine karşı değil. İsteyen istediği müziği dinlesin. Ama başkasının huzurunu bozma hakkı da kimseye ait değil.

Yetkililerin özellikle park, sahil, meydan ve sosyal yaşam alanlarının çevresinde bu konuda daha sıkı denetim yapması gerekiyor.

Çünkü bu şehir hepimizin. Birilerinin keyfi, onlarca insanın huzurundan daha değerli olmamalı.

***

KAMU BİNALARINDA IŞIKLAR NEDEN SABAHA KADAR AÇIK?

Mutlaka sizlerin de dikkatini çekmiştir. Akşam saatlerinde kamu binalarının önünden geçerken içeride lambaların hâlâ yandığına tanıklık etmişsinizdir.

Hatta mesai saati bitmiş, içeride kimse kalmamış olmasına rağmen birkaç odanın değil, bazen neredeyse bütün binanın ışıklarının açık olduğunu görürsünüz.

İnsan ister istemez soruyor: Bu nasıl bir israf anlayışıdır?

Kendi evinizde odadan çıktığınızda ışığı sabaha kadar açık bırakıyor musunuz? Bırakmazsınız. Çünkü faturayı siz ödüyorsunuz.

Ama söz konusu devletin, yani hepimizin parası olunca aynı hassasiyet neden gösterilmiyor?

Elbette kamu binalarında güvenlik nedeniyle bazı ışıkların açık olması gerekebilir. Ancak kullanılmayan odaların, koridorların ve katların saatlerce aydınlatılmasının izahı kolay değil.

Üstelik bu binalarda gece güvenlik görevlileri bulunuyor. Bina içerisinde dolaşan görevlilerin boş alanlardaki ışıkları kapatması çok mu zor?

Devletin tasarruf politikaları konuşulurken, işe belki de en basit yerden başlamak gerekiyor.

Kullanılmayan odanın ışığını kapatmak.

Hatta artık uyarılarla, hatırlatmalarla bu işin çözülemediği düşünülüyorsa, sorumluluk mekanizması da tartışılmalı. Kamu kaynaklarının bilinçsiz kullanımının bir karşılığı olmalı.

Çünkü burada harcanan elektrik parası, birilerinin cebinden değil, hepimizin ödediği vergilerden çıkıyor.

Kendi evimizde gösterdiğimiz tasarruf hassasiyetini kamu malında da göstermek zorundayız.

Devletin malı, sahipsiz mal değildir.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!