Ziya Doğan'dan İnciler

Futbol Extra'nın Ağustos sayısına konuşan Doğan, çarpıcı tespitlerde bulundu, sözümü sakınmadan bir çok kesime eleştiriler getirdi. İşte Doğan'ın açıklamaları:Meslektaşlarımı fazla yıpratmak istemiyorum. Her meslekte iyi ve kötü var. Ama Türkiye'de kötüle

Spor 03.08.2007, 12:58
Ziya Doğan'dan İnciler


Futbol Extra'nın Ağustos sayısına konuşan Doğan, çarpıcı tespitlerde bulundu, sözümü sakınmadan bir çok kesime eleştiriler getirdi. İşte Doğan'ın açıklamaları:

Meslektaşlarımı fazla yıpratmak istemiyorum. Her meslekte iyi ve kötü var. Ama Türkiye'de kötülerin sesi daha gür çıkıyor. Aynı zamanda inanılmaz da saldırgan oluyorlar. Uysal, sadece işini yapan adamlar acı çekiyor, bu da bir gerçek. Türkiye'de tırnaklarıyla bir yerlere gelenleri kimse takdir etmiyor. Bu mantıkla da etmeyecek. Çünkü çıkar ilişkileri çok ön plana çıkmış durumda. Menfaatler söz konusu. İnsanlar kaliteli, doğru yapanları vicdanlarında seviyor ama uygulamaya geldiğinde bunu asla yapmıyor.

Trabzon'da futbola aşırı bir sevgi ve ilgi var. Bu kadar sevgi ve ilgi gösterilen bir futbolcu kendini baskı altında hisseder. Burada insanlar her ortamda futbol konuşuyor. Futbolcu da deşarj olacağı bir yer bulamıyor. Trabzonspor'un en önemli dezavantajı bu.

Bir gün hastaneden çıkarken üç-dört kadın yolumu kesip “Hocam ne olacak bizim bu takımın hali?” diye sordu. Aslında çok hoş bir olay bu. Hastane gibi bir yerde bayanlar bile Trabzonspor konusunu birinci plana taşıyor.

Eskiden herkes Trabzonsporluydu, muhalif yoktu. Şimdi muhalefet çok ön planda. Trabzonspor'un gizli bir enerjisi var; o bütünleşme olduğunda açığa çıkacak. Gerçek birlik beraberlik olduğunda Avni Aker'de kimseye puan vermeyiz.

F.Bahçe her maçta 1 trilyon hasılat alıyor. Bunlarla yarışılır mı? Evet yarışılır. Çünkü her şey para değil. Diğer etkenleri bir bütün haline getirip daha mantıklı kadrolar oluşturursa Trabzonspor ruhu ortaya çıkar ve diğerleriyle çok rahat yarışır.

27 maçın 24'ünü kazanmış bir kadro vardı. Orada bir-iki hamle yapmak lazımdı ama yapamadık. Sonra takım şirketleşti ve yanılmıyorsam 30 milyon dolar para geldi. Ondan sonraki dönem aslında takımın şampiyon olması lazımdı.

Türkiye'de her alanda yabancı hayranlığı var. Scala'nın yardımcılığını yaptığım dönemde bazı düşüncelerimi yönetime anlattığımda “yok aman” dendi. Aynısı Scala'ya söyledim. O gitti yönetime söyledi. “Aman ne adammış be” oldu.

Tigana'ya gösterdikleri sabrı ve desteği göstersinler Ertuğrul Beşiktaş'ta kesinlikle daha başarılı olur. Çünkü yapıyı ve futbolcuyu tanıyor. Ona bir tavsiyede bulunmam söz konusu değil, çünkü o da herkes kadar bu işi biliyor.

Beni defansif futbol oynatmakla suçluyorlar. Malatyaspor, Gençlerbirliği ve ilk dönem Trabzonspor'daki performanslara bir baksınlar, en çok gol atan takım kim? Geçtiğimiz sezon ligin ikinci yarısında en çok gol atan takım kim?

Yabancı sayısının artmasının Türk futboluna hiçbir faydası olmaz. Tüm kulüplere yayın gelirini eşit dağıt, eşit imkânlar sun, o zaman yabancıyı serbest bırak. Şu şartlarda yabancı sayısının serbest olması adaletsizliğe yol açar.

Feldkamp'ın beyni genç. Konuşmalarına bakıyorum, gayet oturaklı. Biz nedense kulp takmayı çok severiz. Galatasaray yönetimi getirdiği teknik adamı tanımıyor mu? Yani işin içindekiler anlamıyor, dışındakiler anlıyor.

Trabzon şehri takımına çok ilgili ama bunun yanı sıra çok aceleci. Çabuk sonuç almak isteyen sabırsız bir toplum. Bu, dezavantajları. Avantajları da var. Sevgi var burada, hem de fazlasıyla. Ama insanlar şunu iyi bilmeli; böyle sevgi ve ilgi altında bir futbolcu kendini baskı altında hisseder. Biraz rahat bırakılmalılar. Futbolcular deşarj olacağı bir yer bulamıyor. Trabzonspor'un en önemli dezavantajı bu

Birinci plandaki konu sürekli futbol olmamalı. Futbol aslında bir eğlencedir. İnsanların futbolda üç ihtimali kabul etmesi gerek. Ama Trabzon halkının yapı itibariyle bunu kabullenmesi mümkün değil.

Bu sene yönetimden bu konuda bazı isteklerim olacak. Halkın, insanların içine girip futbolun spor olduğunun, beklentilerin fazla olmasının futbolcuları hatta seyirciyi bile baskı altına aldığının anlatılması gerek. Bizim bu konuda halk arasında bir çalışma yapmamız gerekiyor. Onlara anlatmamız gerekiyor. Avrupalı da takımını çok seviyor. Ama maç bitince skorun kötü olmasından dolayı hayatın sonu olduğunu düşünmüyor.

Trabzonspor'un şampiyon olamamasının sebebi ise eski birlik ve beraberlik yok camiada. Şimdi muhalefet çok ön planda. Eskiden herkes Trabzonsporluydu, muhalif yoktu. Ben zaten bunu dile getiriyorum. Şampiyon olmak için bütünleşmek şart. Trabzonspor'un gizli bir enerjisi var; o bütünleşme olduğunda açığa çıkacak. Gerçek birlik beraberlik olduğunda biliyorum ki Trabzonspor Avni Aker'de hiçbir takıma puan vermez. Eski atmosfer şu an yok.

Beşiktaş, Fenerbahçe ya da Galatasaray aldığı oyuncunun maliyetini kısa sürede karşılayabiliyor. Geçen sezon Marcelinho alınmış, 1200 tane forma satılmış. Bahsettiğimiz takımların taraftarının ekonomik gücüne Trabzonspor taraftarı sahip değil. Fenerbahçe her maçta 1 trilyon hasılat alıyor.

Bu dönemle ilgili değil de daha önceki gelişimle ilgili bir şeyler söyleyebilirim. Küçük bir bütçeyle lig ikincisi olduk. 27 maçın 24'ünü kazanmış bir kadroydu bu. İşte orada bir-iki hamle yapmak lazımdı ama yapamadık. Ben şanssızım. Çünkü benden sonra takım şirketleşti ve yanılmıyorsam 30 milyon dolar para geldi. Ondan sonraki dönem aslında takımın şampiyon olması lazımdı. Ben o şansı bulamadım. İlk dönemde de bulamadım. Şimdiki dönemde de çok zor.

İki sezon önce Trabzonspor'un eski lobisi olsaydı şampiyon olurduk.
Biz başladığımızda Beşiktaş'ın 11 puan gerisindeydik, 13 puan önünde bitirdik. Sadece ikinci yarıda 23 puan fark attık. Şanssızlık değildi yani. Şampiyon olabilirdik.

Eğer bir futbolcu futbolu bırakmışsa ve karakteri teknik adamlığa yatkınsa korkma, 5 gün sonra ver takımı. Ben Ertuğrul'un Tigana'dan daha çok başarılı olacağına inanıyorum. Tigana'ya gösterdikleri sabrı ve desteği göstersinler kesinlikle daha başarılı olur. Çünkü yapıyı ve futbolcuyu tanıyor.

Meslektaşlarımı fazla yıpratmak istemiyorum. Her meslekte iyi ve kötü var. Biz de diyoruz ki “Hep iyiler olsun.” Yarın o takımda kötü olsun da ben oraya gideyim mantığını bırakmamız lâzım. Her alanda iyi ve kötü vardır. Ama Türkiye'de kötülerin sesi daha gür çıkıyor. Aynı zamanda inanılmaz da saldırgan oluyorlar. Uysal, sadece işini yapan adamlar acı çekiyor, bu da bir gerçek. Türkiye'de tırnaklarıyla bir yerlere gelenleri kimse takdir etmiyor. Bu mantıkla da etmeyecek. Çünkü çıkar ilişkileri çok ön plana çıkmış durumda. Menfaatler söz konusu. İnsanlar kaliteli, doğru yapanları vicdanlarında seviyor ama uygulamaya geldiğinde bunu asla yapmıyor. Niye? Çıkar ilişkileri her alanda birinci planda yerini aldı.

Şimdi diyorlar ki ”Ziya Doğan çok defansif oynatıyor.” Ben de diyorum ki, “Alın Malatyaspor'a bakın, sonra Gençlerbirliği'ne bakın, son olarak da Trabzonspor'da ilk oynadığım döneme bakın. Ligde en çok gol atan takım kim? Şimdiye dönün ligde ikinci yarıda en çok gol atan takım kim?” Her şey ortada. Ben insanlara soruyorum; çok gol atan takım defansif oynuyor diyebilir misin? Bunda çelişki yok mu? Ama maalesef bir deli bir kuyuya bir taş atıyor, 40 değil 40 bin kişi çıkaramıyor.

Yabancı sayısının artması büyüklere, parası olana yarar. Sayısının artmasının Türk futboluna hiçbir faydası olmaz. Ligde şampiyonluk mücadelesi 3-4 kulübün arasında gider gelir. Tüm kulüplere yayın gelirini eşit dağıt, eşit imkânlar sun, o zaman yabancıyı serbest bırak. Eşit şartlar sağlarsan Türk futbolu kalkınır. Şu şartlarda serbest olması adaletsizliğe yol açar.

Ben teknik adamın yaşına bakmam, beynine bakarım. Feldkamp'ın beyni genç. O zaman neden olmasın? Konuşmalarına bakıyorum, gayet oturaklı. Biz nedense kulp takmayı çok severiz. Galatasaray yönetimi getirdiği teknik adamı tanımıyor mu? Yani işin içindekiler anlamıyor, dışındakiler anlıyor. Benim teknik adamlığım o kadar uzun sürmeyecek. Çünkü Türkiye'nin şartları müsait değil.

Yattara'yı insan olarak seviyorum. Profesyonel olarak eksiklerini gidermeye çalışıyorum. Profesyonel anlamda da kişiliğini tam oturtursa dünya yıldızı olur. Genç yaşta iyi yabancıları Türkiye'ye getirebilir misin, hayır. Mesela Hakan Şükür 20 yaşında olsa Suudi Arabistan'a 10 milyon dolar da versen transfer olur mu? Hayır. Ama ya şimdi? Para için gider. İşte Türkiye'nin bunlardan kurtulması lâzım. Bu anlamda yabancıyı serbest yapmak doğru değil.

Türk futbolu mantalite olarak Avrupa'nın en az 50 yıl gerisinde. Teknik ve taktik olarak da gerisinde. Ama yetenek olarak en üstlerde.



Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@