Kabine'den Kaç Bakan Gidecek?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Biz Çankaya'ya yakışanı taşımayacak mıyız? Yakışanı taşıyacağız. Temsil kabiliyeti, temsil gücü olanı taşıyacağız. Temsil gücü, temsil kabiliyeti olmayanlarla biz dünyayla mücadele edemeyiz. Ama ben inanıyorum ki Sayın Gül

Siyaset 21.08.2007, 07:15
Kabine'den Kaç Bakan Gidecek?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Biz Çankaya'ya yakışanı taşımayacak mıyız? Yakışanı taşıyacağız. Temsil kabiliyeti, temsil gücü olanı taşıyacağız. Temsil gücü, temsil kabiliyeti olmayanlarla biz dünyayla mücadele edemeyiz. Ama ben inanıyorum ki Sayın Gül oraya çıktığı zaman işte böyle bir ülkenin hasreti içerisinde, heyecanı içerisinde bu ülkede cumhurbaşkanlığı yapacak'' dedi.



Başbakan Erdoğan, TSK'nın siyasete karıştırılmaması gerektiğini de ifade ederek, ''Eğer siyasetin içine onu çekersek, o zaman biz burada niye varız? o zaman biz siyaset yapmayalım, çekilelim. siyaseti o zaman başka kurumlar yapsın'' diye konuştu.

Erdoğan, Kanal D'de canlı olarak yayınlanan ''Arena Özel'' programında Gazeteci Uğur Dündar'ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Başbakan Erdoğan, Uğur Dündar'ın, ''Sayın Abdullah Gül'ün adaylığı üzerinde ısrar etmeniz, başta CHP olmak üzere toplumun belirli bir kesiminde kutuplaşma yarattı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt 12 Nisan'da söylediklerinin arkasında durduğunu ifade etti. Acaba, bütün Türk milletinin benimseyeceği, Atatürk'ün çağdaş uygarlık hedefini gönülden benimsemiş, yine bir AKP milletvekilinin uzlaşıyla cumhurbaşkanı adayı gösterilmesi mümkün değil miydi?'' sorusu üzerine, ''Böyle bir soruyla işe başlamamız, uzlaşıyı rencide eden bir ifade olur. Uzlaşıyla bunlar rencide olur. Niye derseniz, çünkü ortada kamuoyunun, halkın bir uzlaşısı var. Bu uzlaşıyı göz ardı etmeyeceğiz. Şimdi, seçim sonuçları ve halkın bakışı var, değerlendirmesi var'' diye konuştu.

AK Parti'nin genel seçimlerde birinci olduğu illerin yer aldığı ve Tunceli dışında AK Parti'nin milletvekili çıkardığı illeri gösteren iki ayrı Türkiye haritasını gösteren Erdoğan, ''Bu ne demektir. 80 il AK Parti üzerinde uzlaşı sağlamış'' dedi.

Dündür'ın, ''Cumhurbaşkanı adayınızın Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefi ve cumhuriyetin temel hedeflerine gönülden bağlanmış birisi üzerinde mutabakat...'' sözleri üzerine, Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Benim şu anda gerek milletvekili arkadaşım, gerek Başbakan Yardımcım, Dışişleri Bakanım, Sayın Abdullah Gül'ün öyle olmadığını kim iddia ediyor veya kim söylüyor? Bir defa kendi çalıp kendi oynayanlar varsa o beni ilgilendirmez. Benim tanıdığım bir Abdullah Bey var. Abdullah Bey hakkında birileri böyle söylüyor, veyahut da CHP veya Sayın Baykal böyle söylüyor diye, bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil ki. Sayın Baykal'ın söylediklerine bakarsanız, bakın nasıl çelişkiler yaşanıyor.

Çok uzaklara gitmiyoruz. 2006'nın 12. ayında Sayın Baykal, 'cumhurbaşkanlığına aday olmayı düşünen kişinin anayasaya inanmadığını, gizli saklı biçimde cumhurbaşkanı olmayı istediğini savunarak, millete git, seçilebilirsen al. Böyle yaparsan sesimi çıkarmamayı taahhüt ediyorum', kendi ifadesi. Baykal, 'Cumhurbaşkanlığı seçiminin kapkaç ve vur kaç seçimi olamayacağını vurgulayarak, seçimin TBMM'de yapılacağını, ancak 70 milyonu ilgilendirdiğini kaydetti. Toplumun bu makama kimin geleceğini bilme hakkı olduğunu dile getiren Baykal, son günde ilan ederim, bağlarım şeklinde bir düşünce yapısıyla cumhurbaşkanlığı seçiminin olamayacağını söyledi.' Benim için yine, 'Aday olmayacağını açıklasın, bütün Türkiye'yi kendisiyle dolaşacağım. Kendisini de bu konuda desteklediğimi ifade ediyorum' dedi. O zaman ben aday da değildim. Aday olmadığımı açıkladığım anda, Abdullah Bey'in adaylığı çıktığı anda, bu hava birden değişivermiş. Bir defa uzlaşma bir tarafa samimiyet testini kaybettiler.''

''DELİK KURUŞA MUHTAÇ ETTİLER''

''Abdullah Gül Bey kim'' diye soran Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Biz Abdullah Beyi uzaydan alıp getirmedik ki. Abdullah Bey 1992'den bu yana parlamento çatısı altında bulunan, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi'nde çalışmalar yapmış, devlet bakanı, dışişleri bakanı olmuş başbakanlık, başbakan yardımcılığı yapmış bir arkadaşım. Dünya siyasetinde dünya liderleriyle hukuku olan, onlarla sürekli irtibat halinde olan bir arkadaşım. Ehliyet, liyakatse şu anda ehliyet, liyakat açısından benim en ufak bir endişe duyamayacağım bir arkadaşımız. Biz Çankaya'ya yakışanı taşımayacak mıyız? Yakışanı taşıyacağız. Temsil kabiliyeti, temsil gücü olanı taşıyacağız. Temsil gücü, temsil kabiliyeti olmayanlarla biz dünyayla mücadele edemeyiz ki.

Atatürk, Atatürk, Atatürk diyoruz. Atatürk bize bir hedef vermiş. 'Muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkacağız' diyor. Türkiye çıkacaktır. Peki bugüne kadar gelenler Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarabildiler mi? Atatürk'e verdikleri sözü tuttular mı? Bizi delikli kuruşa muhtaç ettiler. Ama ben inanıyorum ki Sayın Gül oraya çıktığı zaman işte böyle bir ülkenin hasreti içerisinde, heyecanı içerisinde bu ülkede cumhurbaşkanlığı yapacak.''

''TSK'YI SİYASETE KARIŞTIRMAYALIM''

Uğur Dündar, genel seçimlerden önceki cumhuriyet mitingleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın 12 Nisan'daki konuşması ve Genelkurmay'ın 27 Nisan'daki bildirisini anımsatarak, ''Seçimlerden sonraki konuşmanız sanki bu fay hattının tekrar tetiklenmeyeceği şeklinde bir beklenti oluşturdu. Bu beklenti yanlış mı oluştu?'' sorusu üzerine, Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Şimdi, bir defa TSK'yı siyasete karıştırmayalım. O yerinde dursun. Çünkü bütün kurumlarımız anayasamızın tanımladığı görevlerle görev görür. Eğer siyasetin içine onu çekersek, o zaman biz burada niye varız? O zaman biz siyaset yapmayalım, çekilelim. Siyaseti o zaman başka kurumlar yapsın. Eğer biz inanmışsak, değişmezler arasında demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletini konuşuyorsak, demokrasiye inanıyorsak, önce TSK'yı bu işin içine karıştırmayacağız. Onun yeri var. Bizim için silahlı kuvvetlerimiz kutsaldır, Makam olarak ayrı bir makama sahiptirler. O ayrı bir yerdedir, demokratik mücadelede siyaset kurumu da ayrı bir yerdedir.''

Başbakan Erdoğan, siyaset kurumunun bu şekilde yıpratılması sürecine girilmemesi gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Demokrasiye bu noktada inanmamız gerekiyor. Abdullah Bey'in üzerinde olayı bu şekilde kilitleyerek, farklı bir yere çekmek. Mesela 12 Nisan'ı durmadan konuşuyorsunuz. Ben, bir defa 12 Nisan'dan sizlerin anladığınızı anlamıyorum. Ben, 12 Nisan'dan anayasaya uyulması... Anayasada bunun nitelikleri belirlenmiştir.

Anayasamızın içerisinde cumhurbaşkanının nitelikleri belli midir? Bellidir. Sayın Gül bu niteliklere uyuyor mu? Uyuyor. İş bitmiştir, daha neyi arıyoruz? Sayın Köksal Toptan ile alakalı konu. Arkadaşlarımız partileri ziyaret etmiştir. Ziyaret ettiklerinde 'var mı adayınız?' diye sormuştur. Kendileri, 'siz gerekli çoğunluğa sahipsiniz, sizin adayınıza hayırlı olsun demek düşer bize' demişlerdir. Öbür taraftan tekrar Köksal Bey nezaket ziyaretini yapmıştır. Şimdi de biz nasıl ki CHP kendine bazı ilkeler belirlemiştir, ki bu ilkeleri kabullenmek demokratik parlamenter sistemde mümkün değildir. Açıklamalar çok çok çirkin. Abdullah Beye yakıştırmalar çok çirkin. Yarın o makama Abdullah Beyi parlamentomuz seçer gelirse, geldikten sonra kalkıp da bu tür tavırlar takınmak yakışık almıyor. Çünkü biz beraberce yürüyeceğiz. CHP ile MHP ile diğer siyasi partilerle de beraber yürüyeceğiz. El ele vermemiz lazım. Dayanışma içinde olmamız lazım. O akşam verdiğim mesajın temelinde bunlar yatıyor. Ben kalkıp da CHP'ye gönül vermiş vatandaşlarımı dışlayamam ki! Ne geliyorsa elimden aynı şekilde. Ayırt etmem mümkün değil.''

''YÜZDE 47'NİN ANA GÖVDESİNİ BİZİM HİZMETLERİMİZ TEŞKİL EDER''

Başbakan Erdoğan, ''Seçimlerdeki yüzde 47 başarı Abdullah Gül'ün mağduriyetine bağlıysa sizin 4.5 yıllık iktidarınıza haksızlık yapılmış olmuyor mu?'' sorusu üzerine şunları kaydetti:

''Bu yüzde 47'nin ana yapısını, ana gövdesini bizim hizmetimiz teşkil eder. Bu hizmet 4 yıl 9 ay süre içerisinde Türkiye'nin 81 vilayetinde herhangi bir ayrıma gitmeden verdiğimiz hizmettir. Eğer bu hizmetler olmamış olsaydı, bu harita oluşmazdı. Güneydoğu Anadolu'da eğer AK Parti silme varsa, bunun sebebi oralarda en ufak bir ihmalimizin olmayışından dolayıdır. Eğer ihmal olsaydı Güneydoğu, Doğu Anadolu insanı bizi bağrına basar mıydı? Basmazdı. Bizim dağ, taş demeden, en ücra köylere yaptığımız hizmetler kabul görmüştür. Bu ideolojilerin dışında bir olaydır. Hele hele Diyarbakır mitingi dillere destandır. Havaalanından, istasyon meydanına kadar orada vatandaşlarımızın Türk ve AK Parti bayraklarıyla sağlı, sollu, meydanda 70-80 bin insanın bulunmuş olması çok anlamlıydı, farklıydı. Bu bir doğuşun sinyalleriydi. Yeniden bir doğuşun. Hizmetler birinci planda, ama bu hizmetin bir heyecanla yüklü olması Abdullah Bey'in de o seçim öncesi yaşadığı olaylardır. Onu da biz meydanda gördük. Bunu inkar edemeyiz ki. Bu da bir vaka. Halkımız bir şey istedi. CHP'ye bir mesaj verdi. 'Niye sen Meclis'e gelmedin, senin yerin Meclis'ti. Niye Meclis'te bulunmadın' dedi.

Şimdi Baykal ne diyor? 'Oylarımızı yüzde 19'dan yüzde 20 küsüre çıkardık' diyor. Peki yanına aldığın DSP'yi ne yapıyorsunuz. DSP'nin oyu yok muydu?''

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@