Ilıcak'tan iddialara tepki gecikmedi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Bu kadını benden uzak tutun" dediği Nazlı Ilıcak'tan cevap.Ilıcak: "Ahmet Takan isimli tanımadığım bir gazetecinin Yeniçağ’daki iddialarını bütün internet sitelerinin kullandığını üzüntüyle gördüm.Hrant Dink cinayetinin

Ilıcak'tan iddialara tepki gecikmedi

banner197

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Bu kadını benden uzak tutun" dediği Nazlı Ilıcak'tan cevap.

Ilıcak: "Ahmet Takan isimli tanımadığım bir gazetecinin Yeniçağ’daki iddialarını bütün internet sitelerinin kullandığını üzüntüyle gördüm.

Hrant Dink cinayetinin ardındaki gerçekleri aydınlatmaya çalışırken, Yeniçağ ve Ortadoğu gibi aşırı milliyetçi gazetelerin Dink’i nasıl hedef gösterdiğinden, hem sütunumda, hem de CNN Türk’teki  Dört Bir Taraf programında söz etmiştim. Belli ki, savunma içgüdüsüyle, 10 yıl öncesine ait  bu iddiaları  seslendiriyorlar. Gene sitelerden ögrendigim kadarıyla Yeniçağ’ın  bir başka sutununda da  "Nazlı’nın günlüğü" diye yayın yapılıyormuş.  Hrant Dink cinayeti daha kapsamlı olarak önümüzdeki aylarda ele alınacak ve o çerçevede, bu gibi nefret yayınlarının olumsuz gelişmelerdeki rolü herhalde daha iyi anlaşılacaktır. 

10 yıl öncesine atıfta bulunan bu yazının zamanlaması bir yana, içeriği de, tartışmaya bile değmeyecek saçmalıktadır.  Sadece tek bir örnek:

Tayyip Erdoğan  beni istememesine rağmen, bir yolunu  bulup, ya da havaalanında olay çıkararak uçağa binermişim. Oysa, bu gibi gezilerde davet günlerce önceden yapılır, valizler Ankara’ya gönderilir, otelde odalar isme ayırılır, vizeler alınır. Ayrıca, önceden para yatırılır.  "Davetsiz misafirlerin" uçağa binmesi mümkün degildir. Öte yandan, böyle bir olayın cereyan edip etmediği, yazıda ismi geçen Mücahit Arslan’dan pekâlâ  öğrenilebilir.  Ama bu gibi kara propaganda yayınlarının, her türlü yalanlamaya rağmen,   kara çalarak yollarına devam edeceğini biliyorum. İnanın hiç önemsemiyorum. Neticede, meslek hayatımda edindiğim tecrübe bana,   meyvalı ağacın taşlandığını, taşlayanlara ise paye vermemek gerektiğini  öğretti"

TAKAN NE İDDİA ETMİŞTİ?

Eski Başbakanlık Basın Müşaviri, Ahmet Takan, Yeniçağ gazetesindeki köşesinde Sabah yazarı Nazlı Ilıcak hakkında müthiş bir iddia ortaya attı.

Takan, köşesinde kaleme aldığı "Erdoğan, Nazlı'yı çok severdi!.." başlıklı köşe yazısında, 3 Kasım 2002 seçimlerinin hemen ardından tanık olduğu bir olayı şöyle aktardı:

"AKP, 3 Kasım seçimlerinden tek başına iktidarla çıkmıştı.Tayyip Erdoğan'ın seçilme yasağının henüz kaldırılmadığı ortamda Abdullah Gül de ilk kabine için çalışıyordu. Aynı zamanda Erdoğan, Avrupa ülkelerini turluyordu. Aynı günde iki ülkeye birden gittiğimiz oluyordu.

UÇAĞA OLAY ÇIKARTIP BİNERDİ

(...) Tayyip Erdoğan'ın yakın danışmanı Mücahit Arslan, bu geziler öncesinde Erdoğan'ın gezilerde görmek istemediği gazetecileri bizzat bana bildirirdi. Bu isimlerin başında o zamanlar yeniden Tercüman gazetesini çıkaran Nazlı Ilıcak vardı. Nazlı Ilıcak'ı gezilere davet etmediğimiz halde, o ne yapar eder bir yolunu bulur ve uçağa binerdi.

Hatta bir defasında (...) Ankara Esenboğa havalimanına gelmiş ve olay çıkararak uçağa binip geziye katılmıştı. 

Yine böyle gezilerden biriydi.

Uçakta, Nazlı Ilıcak yanıma gelip Tayyip Erdoğan ile özel görüşme yapmak istediğini bildirdi. Nazlı Hanıma, "Genel Başkanın uçakta gazetecilere özel röportaj verme gibi bir usulünün olmadığını, giderken veya dönerken toplu olarak soruları yanıtlayacağını" bildirdim. İşadamı Emin Şirin de o dönem AKP'den milletvekili seçilmiş ve Nazlı Ilıcak ile evliydi.

BU KADINI BENDEN UZAK TUT AHMET

Ilıcak, verdiğim cevaptan tatmin olmadı ve ısrarla görüşme talebini Erdoğan'a iletmemi istedi. Ben de bu aşırı ısrar karşısında kalkıp Tayyip Erdoğan'ın yanına gittim ve talebi ilettim. Erdoğan'ın kulağıma fısıldadığı cümle aynen şöyle:

"Bu kadını ne yap et benden uzak tut Ahmet!"

Tekrar gazetecilere ayrılan bölüme geçtim. Tayyip Erdoğan'ın bir çalışma yaptığını ve özel olarak görüşemeyeceğini Nazlı Ilıcak'a ilettim.

Nazlı Hanım bu cevaba da hiddetlenince kendisine uçakta bütün medya organlarının üst düzey yöneticilerinin bulunduğunu hatırlatıp bir kişiye ayrımcılık yapmanın doğru olup olmadığını takdirlerine bıraktığımı söyledim ve yerime geçtim.

Bir süre Nazlı Ilıcak'ın aleyhime yüksek sesle söylediği sözleri uçak gürültüsünü bahane ederek duymazdan geldim. Aradan bir süre daha geçti, Ilıcak yanıma gelip bana kapalı zarf içinde bir mektup uzattı. "İnşallah beni şikâyet etmiştir" dedim kendi kendime ve hemen yerimden kalkıp mektubu Erdoğan'a ilettim.

ERDOĞAN ZARFI YIRTIP ATTI

Tayyip Erdoğan zarfı açıp mektubu okuyunca öyle kızdı ki sarf ettiği sözlerin ancak bir bölümünü yazabilirim:

"Ne yani kocasını milletvekili yaptık yetmiyor mu? Bir de Bakan mı yapacağız.Uzak tut beni bundan Ahmet!"

Gözümün önünde yırttı attı mektubu Tayyip Erdoğan. 

Yerime geçip Nazlı Ilıcak ile göz göze geldiğimde, "ne oldu?" sorusuna "mektubunuzu Genel Başkan'a ilettim" cevabını verebildim.

İSTEDİĞİNİ ALAMAYINCA BİRDEN MUHALİF GAZETECİ OLDU

Nazlı Ilıcak'ın, davet edilmediği halde neden gezilere ısrarla geldiği belli olmuştu. Gezi boyunca istediği yanıtı alamayıp Erdoğan'ın oldukça soğuk tavırlarına da muhatap olunca birden muhalif gazeteci kimliğine büründü. Her toplantıda gazeteci deyimiyle "Erdoğan'a çaktı". Hatta bazen kendini frenleyemiyor, dış politika uzmanı gibi ulu orta her yerde Tayyip Erdoğan'ı yüksek sesle eleştiriyordu.

Tayyip Erdoğan bunların hiçbirine aldırış etmedi, Emin Şirin'i Bakan yapmadı; Nazlı Ilıcak'ın isteklerinin hepsine es geçti. Sonrası malumunuz.

GÜL BAŞBAKAN OLDU NAZLI ILICAK DEĞİŞMEDİ

Abdullah Gül Başbakan oldu. Nazlı Hanım Tercüman heyeti ile Gül'ü ziyarete geldi. Tebriğin ardından gazeteci ne yapar? Beklentilerim yine boş çıkmıştı!..

Nazlı Ilıcak, Merve Kavakçı olayında Abdullah Gül'ün sağ kolu rolünü üstlenmişti. Herhalde o derin samimiyetin sonucu olsa gerek başladı akıl vermeye Başbakana.

GÜL'DEN TEPKİ: "NE DEDİĞİNİ BİLMİYOR BU KADIN"

Abdullah Gül'e ne yapması ne etmesi gerektiğini, AKP'nin izlemesi gereken politikaları anlatırken Abdullah Gül bile o kadar sıkıldı ki, bir ara dışarı çıkıp görüşmeye ara verdi. Ben de peşinden çıktığımda o kadar sinirliydi ki, "ne dediğini bilmiyor bu kadın. Ahmet bir formül bul toplantıyı kısa zamanda bitir" dedi.

Tekrar içeri girdiğimizde kısa bir süre sonra, "Kusura bakmayın ziyaretiniz için ayrılan süre sona erdi. Başbakanın diğer randevuları bekliyor" deyip kibarca işi hallettim.

Basın Müşavirliği yaptığım dönemde, en iyi gazeteciliğin ne olmadığını öğrendim. Nazlı Hanım da sağ olsun, çok katkıda bulundu!..."


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
KOSTANDA - 5 yıl önce
miras kaldı bizlere öyle sinsi ve tehlikelidirki 28 şubatın esas oyuncularındandır necmettin erbakan (Allah rahmet eylesin)gibi zeki bir adamkı bile tuzağa düşürmüştür,merve kavakçıyı meclise girmesi hususunda gaza verip işin fitilini ateşlemiştir.menfaatleri doğrultusunda yapamayacağı şeyler yoktur diye düşünüyorum.bu arada yanlış anlaşılmasın baş örtüsü mecliste de serbest olmalıdır düşüncesindeyim.