Gül'den Türban Yanıtı

Cumhurbaşkanı adayı, Kayseri milletvekili Abdullah Gül, "Bu söylenen şeylere o değerli arkadaşlarımın da inanmadığını biliyorum ama siyaseten bunlar söyleniyor. Kendi bilecekleri bir iştir. Ben şayet cumhurbaşkanı seçilirsem, yine CHP gibi köklü bir siyas

Siyaset 15.08.2007, 14:20
Gül'den Türban Yanıtı

Cumhurbaşkanı adayı, Kayseri milletvekili Abdullah Gül, "Bu söylenen şeylere o değerli arkadaşlarımın da inanmadığını biliyorum ama siyaseten bunlar söyleniyor. Kendi bilecekleri bir iştir. Ben şayet cumhurbaşkanı seçilirsem, yine CHP gibi köklü bir siyasi partiyi de şüphesiz ki onların fikirlerini, düşüncelerini her zaman dikkate almak durumunda olurum" dedi.

Gül, Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu'yu ziyaret etti. Ziyaretinde, Gül'e, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Necati Çetinkaya, Nükhet Göksel Hotar ve AK Parti TBMM Grup Başkanvekili Sadullah Ergin eşlik etti. Gül'ün ziyareti yaklaşık 30 dakika sürdü.

Abdullah Gül, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanlığı makamının sadece siyasi partileri değil, tüm toplumu kucakladığını bu nedenle toplumu temsil eden tüm kurumları ziyaret ettiğini söyledi.

Hak-İş'deki ziyaretinde Türk-İş ziyaretinde olduğu gibi cumhurbaşkanı seçilmesi halinde nasıl hareket edeceğini anlattığını kaydeden Gül, şöyle konuştu:

"Anayasanın temel ilkeleri gayet açıktır. Türkiye, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Aynı zamanda anayasamızda çalışanların haklarının gözetilmesi çalışanların refahının yükseltilmesi, çalışma şartlarının düzeltilmesi bütün bu konularla ilgili yine devlete görev verilmektedir. Bütün bu konular şüphesiz ki siyasi mülahazaların çok ötesinde konulardır. Bütün bu konularla yakından ilgilenmek, bu konulara yakın alaka duymak durumunda olacağım cumhurbaşkanı seçilirsem.

Bu konularla ilgili şüphesiz ki hükümetler icraatlarını yapacaklardır. Tüm bu konuları Sayın başkan ve değerli arkadaşlarıyla paylaştım." Başta Türk-İş olmak üzere Hak-İş ve diğer tüm sendikalarla gerek Dışişleri Bakanlığı döneminde gerekse AB ile ilgili konuları yürütürken yakın işbirliği içinde olduğunu ve desteklerini aldığını kaydeden Gül, Türkiye'deki reformları güçlü biçimde desteklediklerini vurguladı. Gül, "Böyle bir çalışma beraberliğimizde var. Bundan da cesaret alarak bugün tekrar kendileriyle bir araya geldim ve sizlere de izah ettiğim düşüncelerimi paylaştım" diye konuştu.

Gül, açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Eski TBMM başkanlarından Hüsamettin Cindoruk'un "referandum kararı nedeniyle Meclisin cumhurbaşkanı seçemeyeceği" yönündeki görüşünün hatırlatılması üzerine Gül, şunları söyledi:





"Bilmiyorum ama hukukçular bu konudaki görüşlerini söyleyeceklerdir.

Biliyorsunuz ki TBMM millet adına, milleti temsil eden en yüce makamdır ve TBMM bununla ilgili takvimi açıklamıştır. Bu takvim şu anda devam etmektedir. Bu çerçeve içerisinde ben dün de izah ettiğim gibi Anayasa'dan aldığım güç, kuvvet ve anayasanın bana birey olarak verdiği yetkiden hareket ederek adaylığımı koydum. Birçok milletvekili arkadaşımızın bana güvenerek adaylığımı desteklemiş olmalarından büyük memnuniyet, mutluluk duydum." Abdullah Gül, "Bu söylediğinizle ilgili konu benim dışımda bir konudur.

Bunu hukukçular konuşur ve ilgili kişiler veya kurumlar, varsa böyle bir problem onlar buna cevap verirler" dedi.

CHP'NİN AÇIKLAMASI

Gül, bir başka gazetecinin, CHP'den dün yapılan açıklamada kendisine yönelik ağır eleştiriler bulunduğunu, "cumhuriyete karşı olduğunun" ifade edildiğini hatırlatarak, yanıtının ne olacağını sorması üzerine, şunları söyledi:

"Bunlarla ilgili ben daha önce hepsine cevap verdim. Benimle ilgili söylenen sözler, bunların hiçbirisi doğru değildir. Benimle ilgili verilen bazı ilanlar vardır. Bunlarla ilgili zaten mahkeme kararları açıklanmıştır, karar almıştır. Benim bu konularla hiçbir ilgim söz konusu değildir. Şunu unutmayın ki Türkiye'nin en zor döneminde 5 yıl içinde önce başbakanlık yaptım.

Türkiye'nin bir savaş ortamı içerisinde en kritik durumda bu görevdeydim daha sonra dışişleri bakanlığı yaptım, Terörle Mücadele Üst Kurulu Başkanlığı yaptım. Türkiye'nin milli çıkarlarını savunan pozisyonda oldum. İçeride ve dışarıda bunlarla uğraştım. Ben çok şeffaf bir insanım. 1991'den beri siyasetin içerisindeyim. Benimle ilgili her şey, herkes tarafından da bilinmektedir.

Bu söylenen şeylere o değerli arkadaşlarımın da inanmadığını biliyorum ama siyaseten bunlar söyleniyor. Kendi bilecekleri bir iştir. Ben şayet cumhurbaşkanı seçilirsem yine CHP gibi köklü bir siyasi partiyi de şüphesiz ki onların fikirlerini, düşüncelerini her zaman dikkate almak durumunda olurum. Söyleyeceğim şey budur." Bir başka gazetecinin, "Size yönelik en büyük eleştiri eşinizin başörtülü olması" ifadesi üzerine Gül, "Bir dakika bir şey söylemek isterim. Biz Türkiye'de yaşıyoruz. Anayasamızda insan hakları kurallarını sakın unutmayın. Herkesin bireysel tercihleri vardır.Dolayısıyla cumhurbaşkanı adayı benim bu ülkede" diye konuştu.


Yorumlar (1)
kocaçinar 14 yıl önce
Dünya ile dinin birbirinden ayrıştırılması, tamamen suni bir şeydir.

Din hayatın dışında değildir, sadece hayatın dışını da kapsar. Dinin hayatın dışında olduğunu iddia edenler, dinin hayatın dışında olmasını isteyenlerdir! Kendi yaşamlarında dinin yeri yok diye, bunu "evrensel bir doğru"ymuş gibi sunmaya ve empoze etmeye çalışıyorlar. Kendi iç dünyalarından kovdukları dini, olabildiğince uzağa, "hayatın dışı"na itmeye gayret ediyorlar.

Dinin kendisi, asla hayatın dışında olan, hayatın dışında kalan ve buna razı olacak bir yapıda değildir!

Din tüm mekanları, bütün zamanları kuşatan, hayatın her karesini, insan hayatının her dönemini kapsayan bir "bütün"dürİnsanın en mahrem yönlerini ihtiva eden, ruhi ve nefsi halleri hakkında bile sayısız düzenleme getiren, insanın niyetiyle bile ilgilenen; ama bunun yanı sıra ailevi, içtimai ve uhrevi boyutlarıyla sadece yaşamın değil var oluşun (evet, varoluşun) tamamını kuşatan bir din, nasıl olur da, sosyal hayatın dışında sadece camilerden ibaret düşünülüp "hayatın dışında"diye tarif edilebilir?



Sayın Gül'ün Cumhurbaşkanlığına karşı çıkan gürüh, işte dini sosyal,kamusal,iktsadı alanın dışında görüp sadece camilere ve vicdanlara hapsetmek isteyen zihniyetlerdir. dedi kocaçınarım.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@